Kurban Yardim 2024 Kurban Yardim 2024

Yunanistan'daki Türklerin ve diğer azınlıkların hakları

"Yunanistan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına, özellikle de dernek isimlerinde "Makedon" ve "Türk" kelimelerinin kullanılmasına ve azınlıkların et

Batı Trakya 9 Şubat 2015
Yunanistan'daki Türklerin ve diğer azınlıkların hakları

"Yunanistan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına, özellikle de dernek isimlerinde "Makedon" ve "Türk" kelimelerinin kullanılmasına ve azınlıkların etnik kökenlerini özgürce ifade edebilmelerine izin veren kararlara uymalıdır."

YUNANİSTAN'DAKİ TÜRKLERİN VE DİĞER AZINLIKLARIN HAKLARI[1]

Panayotis Dimitras - "Yunanistan Helsinki Gözlemciliği" Sözcüsü

"Trakya'daki Müslüman Azınlık Çocukların Eğitimi" programının ünlü direktörü, Atina Üniversitesi Profesörü Emerita Anna Frangoudaki, "Milliyetçilik ve Aşırı Sağcılığın Yükselişi" (2013) adlı kitabında, aşırı sağcılığın ve en önemlisi de neo-Nazi Altın Şafak Partisinin ortaya çıkmasının temelinde Yunanistan'da egemen olan "dışlayıcı milliyetçilik" ideolojisinin olduğunu öne sürmüş bulunmaktadır. Bir korkudan(fobik *) kaynaklanan dışlayıcı milliyetçilik aynı zamanda Yunanistan'ın, bölgesindeki ulusal azınlıkların (Türkler ve Makedonlar) varlığını ve azınlık haklarının kısıtlandığını reddetmesinin de temel nedenidir.

Yunanistan'daki azınlıklar hakkında 2009'da yayınlanan en kapsamlı uluslararası organizasyon raporunda, BM Azınlıklar Bağımsız Uzmanı Gay McDougall şöyle demiştir:

"Yunanistan Hükümeti, Yunanistan'da bir Makedon ya da Türk azınlığın olup olmadığıyla ilgili tartışmayı bırakıp bu toplulukların; öztanımlama özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ve örgütlenme özgürlüğünü korumaya odaklanmalıdır. Azınlık koruma haklarına, Azınlıklar Bildirgesi ve temel uluslararası insan hakları anlaşmaları gereğince saygı gösterilmelidir. Yunanistan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına, özellikle de dernek isimlerinde "Makedon" ve "Türk" kelimelerinin kullanılmasına ve azınlıkların etnik kökenlerini özgürce ifade edebilmelerine izin veren kararlara uymalıdır."

Gay McDougall, tarihte problemli devletlerarası ilişkilerin, anlaşmazlıkların ve Yunanistan ile komşuları arasındaki ikili anlaşmaların altını çizmektedir. Bu etmenler Yunanistan'daki azınlık sorunlarının üzerindeki etkisini sürdürmeye devam etmektedir. Ancak Gay McDougall yalnızca; Yunan Hükümetinin yerel yargı alanı kapsamındaki sorunların üzerine eğilmiş ve hükümetin ülkedeki azınlıklara ve ezilen gruplara yaklaşımına vurgu yapmıştır.

Yunan Hükümetinin "azınlık" kavramına bakış açısı,mevcut standartları karşılayamayacak kadar kısıtlayıcıdır. Hükümet, imparatorlukların dağılmasıyla ya da savaşların sonunda yapılan sözde Azınlık Anlaşmalarıyla ortaya çıkan "ulusal azınlık" anlayışına odaklanmıştır. Bu tarihi paradigma, özel ikili anlaşmalarla tanımlanmış topluluklara getirilen hakları sınırlandırmaktadır. Bu anlaşmalar aynı zamanda yararlanıcı topluluklara olan yükümlülükleri betimler ve bazı durumlarda bu çıkarları, diğer ülkelerdeki akraba topluluklar için karşılıklı ticari anlaşmalara bağlar. Bu nedenle tanımlanmış azınlıklara yaklaşım devletlerarası ilişkilerin bir konusudur. Yunanistan diğer toplulukların azınlık statüsünü tanımamaktadır. Bu iddiaların asılsız olduğunu ve politik nedenlerden kaynaklandığını belirtmektedir.Hükümet; azınlıkları tanımanın, komşu bir devlete karşı Yunan devletinin dış siyasetini etkileyeceğini düşünmekte ve bu konuyla ilgili endişe duymaktadır. Yunanistan'ın tek bir ulusal kimliğin desteklendiği görülmektedir ve bu yaklaşım çeşitliliğe izin vermemektedir. Bu durum, etnik kökenlerini özgürce ifade etmek isteyen vatandaşların hükümetin engelleriyle ve bazen de diğer bireylerin ya da grupların tehditleriyle karşılaştıkları bir ortamın oluşmasına sebep olmaktadır. Ülkenin kuzey kesiminde bazı insanlar "azınlık" kelimesinin onlara göre "yabancı" anlamına geldiğini belirtmiştir. Kimileri,bir azınlık etnik grubuna ait olan birini destekleyenleri, Yunan devletinin çıkarlarına karşı olan komplocular olarak görmektedir.

Yunanistan, etnik ya da dilsel azınlıklara ayrıcalık göstermeyi reddetmekte, ancak Romalılar gibi, etnik ya da dilsel azınlıkların ezilen ya da savunmasız gruplar olduğunu kabul etmektedir. Ancak bu durum, Batı Trakya Müslümanlarının, Makedon kökenli olduklarını iddia edenlerin ve daha yakın zamanda gelip yerleşmiş göçmen toplulukların; öztanımlama haklarından ve azınlıklar olarak onlara verilmesi gereken koruyucu haklardan yararlanmaları engellenmektedir. Batı Trakya'daki Müslümanlar, Türk olarak tanınma haklarından özgürce yararlanamamaktadırlar. Hatta bir Makedon etnik azınlığına ait olarak tanınanlar, sosyal baskıyla ve devletin yarattığı zorluklarla karşılaşmaktadır. İsimlerinde "Türk" ya da "Makedon" kelimeleri olduğu için dernekler devlet tarafından reddedilmektedir. Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 19 ve 22 numaralı bendinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü çiğnenmektedir. Hem Batı Trakya'da hem de Orta ve Batı Makedonya bölgesinde, tanınmış kimlikler konusuyla ilgili tartışmalar çekişmeli geçmektedir. Gerginlikler devam etmekte ve birçok tehdit raporu bulunmaktadır.

Çağdaş değerler sisteminde azınlık sorunları uluslararası toplumun meşru bir menfaatiyken toprak bütünlüğü ilkesini tehdit eden, özel devletler arası ilişkilere bağlı olarak görülmemelidir. Azınlık oldukları için belirli bir grubun koruyucu haklara sahip olması gerektiğine dair bir kara, devletlerarası ilişkilerde başka bir anlam ifade taşımaz. Yunan toplumu içinde azınlıklar,kurucu gruplardır, yabancı bir unsur değildir. Devletin bir azınlığı oluşturan sosyal bir grubu resmi olarak tanımaması kesinlik kazanmış bir durum değildir. Bir devlette böyle bir grubun varlığı aslında nesnel gerçeklerle ve bu gruba ait kişilerin öztanımlama haklarını kullanmalarıyla ilgili bir konudur. Geçmişte birçok ölçüt kullanılmıştır. Farklı bir din, dil, diyalekt, ırk ya da etnik, kültürel deyişler ya da ortak bir ulusal miras bu ölçütler arasındadır. Uluslararası Daimi Adalet Divanı, Yunan-Bulgar davasında "dayanışma duygusuyla birleşmiş" bir gruptan bahsetmiştir.

Yunanistan'ın BM Azınlıklar Bağımsız Uzmanı Gay McDougall raporuna karşı verdiği resmi cevabında kesin bir reddetme söz konusudur.Cevapda şunlar denmektedir;

"Raporda belirtilen görüşlere ve Yunanistan'ın tek bir ulusal kimliği desteklediği, etnik kökenlerini özgürce ifade etmek isteyen vatandaşların devlet engelleriyle ve tehditlerle karşılaştığı iddialarına kesinlikle katılmıyoruz. Bu ifadeler Yunanistan'da yaşayan bir avuç Slav kökenli kişilerin iddialarına dayanmaktadır. Bu kişiler son birkaç yıl içinde, özellikle eski Yugoslavya'nın dağılmasından sonra, Yunanistan'ın Makedonya bölgesinde bir "Makedon" ulusal azınlığın varlığını reddettiği için Yunanistan'ı kötüleme amaçlı eşi görülmemiş bir politik propagandaya başlamışlardır. Asıl niyetleri Yunanistan'da bir "Makedon" kimliğinin varlığını desteklemektir. Bir devlet adı olarak "Makedonya" kelimesinin kullanıldığı Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyetiyle gelen yayılmacı milliyetçiliği(**irredantizmi) geliştirmeyi amaçlamaktadır. Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, Yunanistan'ın Makedonya bölgesi de dahil olmak üzere, Makedonya'nın tüm coğrafik bölgelerinden gelen her şeyi kendisine mal etmeye çalışmaktadır.

Yunanistan'da bir "Makedon" kimliğinin olmamasına rağmen bunu yaratmaya çalışan mevcut rapor, Helen kültürel mirasına ve bölgede yaşayan 2,5 milyon Yunanistan Makedonlarının kimliğine saygısızlık etmekle kalmayıp aynı zamanda ciddi bir karmaşa yaratarak bölgedeki kimlikler arasında potansiyel bir çatışmanın oluşmasına neden olmaktadır. Yunanistan bu konuya bakış açısını yeniden belirterek herkesin kendini istediği gibi kimliklendirme hakkına sonuna kadar saygı duyulduğunu ve böyle bir durumun sonucunda hiçbir sakıncalı durumun oluşmadığını ifade eder. "Makedonyalı" adı Antik çağlardan beri kültürel/bölgesel anlamda bölgedeki 2,5 milyon Yunan Makedonları tarafından kullanıldığı için Yunanistan, ülkesinde bu isimde farklı etnik ya da dilsel bir azınlık tanımamaktadır. Raporun 82. paragrafında, "kimi " insanlar tarafından ifade edilen düşünceler genellenmektedir ve öztanımlamanın Yunan toplumunda nasıl algılandığıyla ilgili tamamen yanıltıcı bir etki yaratılmaktadır. Birleşmiş Milletlerin bir raporunda, kendilerini azınlık olarak tanımlayan kişilerin nasıl görüldüğünü ya da başkaları tarafından tehdit edildiği anlatırken "yabancı", "komplocu" gibi kelimelerin kullanması bizi aynı zamanda endişelendirmiştir. Bu tarz ifadeler yerli nüfusun üyelerini bir araya getirmede ve karşılıklı güven ortamının oluşmasında kesinlikle yardımcı değildir."

Yunanistan, raporun 84. paragrafında yer alan, bir "Makedon Dili"nin yanı sıra bir "Makedon etnik azınlık"ın da olduğu konusundaki (Gay McDougall)'in bireysel görüşünü reddetmektedir. Raporda, Yunanistan'ın Makedon bölgesinde yaşayan etnik bir "azınlık"ı belirtmek için "Makedonyalı" ya da bu bölgede konuşulan dil için "Makedonca" kelimelerinin kullanılmasından kaçınılmalıydı. Bu kullanımlar Yunanistan'da böyle bir dilin ya da azınlığın olduğu şeklinde yorumlanmamalı, yalnızca bireylerin endişelerinden doğan iddialar olarak görülmelidir. Bu konuda, Yunanistan, bir "azınlık" a ait olduğunu iddia eden insanlara verilmesi gereken koruyucu haklar konusunda BM örgütleri ya da mekanizmaları tarafından yapılan herhangi bir önerinin gerçekten bir azınlık grubunun var olduğunu göstermediğine ya da Devletlere bir grubu "azınlık" olarak resmen tanıma zorunluluğunu empoze edemeyeceğine inanmaktadır.

Raporun 84. paragrafıyla ilgili yukarıda belirtilen ifadeler aynı zamanda tanınmış bir Türk kimliğine sahip olma konusunda Müslüman azınlığa yapılan sözde sınırlandırmalarla da ilgilidir. Yunanistan, Trakya'daki Müslüman azınlığın Türk, Pomak ve Roma kökenli üç farklı gruptan oluştuğunun altını çizmektedir. Bu grupların her birinin konuştuğu farklı bir dil ve kültürel gelenekleri vardır. Azınlığın tüm kesiminin kültürel mirasına sonuna kadar saygı duyulmaktadır.Ancak Trakya'daki tüm Müslüman toplumunu Türk olarak tanımlamayan hiçbir düşünce kabul edilemez. Yalnızca politik nedenlerden ötürü değil,aynı zamanda nesnel ölçütlere göre Müslüman azınlığın asıl oluşumunu yansıtmadığı için kabul edilmemektedir. Aynı şekilde Trakya'daki Müslüman azınlığın Türk kökenli üyelerinin, azınlıktaki diğer üyelere (Pomaklar ve Romalılar) kendi etnik ve kültürel özelliklerini ve geleneklerini kabul ettirmeye çalışmaları,azınlık koruma ile ilgili çağdaş insan hakları standartlarına aykırıdır. "

(Bununla birlikte) Avrupa Komisyonu tarafından 1996'da yayınlanan bir raporda: "Euromosaic: Avrupa Birliğinde azınlık dil gruplarının üretimi ve çoğalması" Batı Trakya'daki Müslümanlar arasında yapılan bir araştırmanın sonuçları içinde yer aldığı ve muhatapların 'inin öznel kimliği Türk olduğu belirtilmektedir.

Avrupa Parlamentosunun 2014 yılı seçimlerinde, azınlık olarak bir Türk kimliğinin tanınmasını açıkça destekleyen Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi (FEP) 42,657 oy ya da toplam oyun %0,75'ini almış bulunmaktadır. Yunanistan'ın resmi nüfusu (Yani Yunan vatandaşları) yaklaşık 10 milyon olduğu için Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi için oyların paylaşımı tahmini toplam nüfusun 75.000'ine denk düşmektedir. Herhangi bir istatistiksel veriye dayanmamasına rağmen Yunan devleti, Trakya'da 100,000 "Müslüman azınlık" olduğunu, u'inin Euromosaic araştırma raporu sonuçlarının 'ine benzediğini iddia etmektedir. Ancak Yunanistan (yine tamamen asılsız olarak), azınlık üyelerinin sadece P'sinin Türk kökenli olduğunu iddia etmektedir.

Batı Trakya'da Türklerin çoğu aynı zamanda Pomak ve Roma etnik milliyetçi kimliğe sahip olmalarına rağmen, büyük çoğunluktaki "Müslüman Azınlık" Türk etnik milliyetçi kimliğine sahiptir. Tıpkı binlerce Yunanistan vatandaşının bir Yunan etnik milliyetçi kimliğe ve aynı zamanda Çingene, Armonian (Valch), Arberichte (Arvantine) ya da diğer küçük etnik milliyetçi kimliklere sahip olmaları gibi.

Buraya kadar, Rodos ve Kos Adalarında neredeyse tamamen göz ardı edilmiş, yaklaşık 4-5,000 civarındaki Türk azınlıktan bahsedilmemektedir. Bununla birlikte,Kira Kaurinkoski "The Muslim Communities in Kos and Rhodes: Reflections on Social Organization and Collective Identities in Contemporary Greece" (Rodos ve Kos Adalarındaki Müslüman Topluluklar: Modern Yunanistan'da Sosyal Organizasyon ve Kolektif Kimlikler Üzerine Düşünceler) (Slavica Helsingiensia 2012) adlı eserinde "Çoğu kendini Müslüman ve Türkler kökenli olarak ve aynı zamanda özel Müslüman toplumunun bir üyesi olarak görmektedir." diye yazmaktadır.

"Rodos ve Kos Adalarında Türk kültürel geçmişine sahip insanların durumu" adlı bir rapor ise , 23 Şubat 2011'de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Komisyonu tarafından, Andreas Gross sözcülüğünde yayınlanmıştır. Yazar; PACE'de Yunan Heyeti tarafından kabul edilebilmesi ve ayrıca yapıcı olabilmek için, bir istisna dışında, herhangi bir etnik Türk kimliği kullanımından kaçınmıştır ve "Türk kültürel geçmişine sahip insanlar" diyerek "diplomatik" bir ifade kullanmış bulunmaktadır. Bununla birlikte aynı komite ve aynı sözcünün 27 Haziran 2008'de yayınladığı "Gökçeada (Imbros) ve Bozcaada (Tenedos) raporu ile ,bir önceki rapor birbirine ters düşmektedir. Raporda: "etnik Yunan adalılar" referansının yapıldığı kişiler için Türk-Yunan işbirliğine bir örnek olarak bu iki Türk adasının iki kültürlü karakterini korumaktan bahsedilmektedir.

Görünüşe göre Türkiye bu ifade ile idare edebilirken Yunanistan Rodos ve Kos Adalarındaki Türkler için "etnik Türk adalılar" ifadesini kabul edememektedir. Bu uluslararası diplomasiyi, "Türk kültürel geçmişine sahip Rodos ve Kos halkı" ifadesini oluşturmaya yöneltmiştir. Tıpkı, Yunanistan'ın Makedonya Cumhuriyeti ile ilgili neredeyse her uluslararası aktiviteyi veto etmesini engellemek için bu isim yerine "Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti" ifadesinin oluşturulması gibi.

Gerçekçe Yunanistan'ın doğrudan ya da dolaylı olarak bu ifadelerin kullanımı konusundaki hassaslığı, bölgesinde etnik (etnik milliyetçi ya da etnik dilsel) azınlığın olduğunu göstermektedir ve korkudan kaynaklanan dışlayıcı milliyetçiliğinin asıl nedenidir. Trakya'da bir dini azınlık resmi olarak tanınsa bile Yunanistan, inatçı bir şekilde bir Türk kimliğini kabul etmeyi ret etmektedir. Makedonyalıların ve hatta Romalılar, Armonianlar ve Arberishtelerin bile bir azınlık statüsü elde etmeleri reddedilmiştir. Eğer etkili yaptırımlarla uluslararası bir baskı ya da tehdit uygulanmazsa, Atina'daki herhangi bir hükümetin, Rodos ve Kos adasında bir etnik Türk kimliği kullanımına ya da komşu bir ülke için "Makedonyalı" adına izin vermesi gibi bir durum asla mümkün değildir.

Birkaç yıl önce, Xanthi'den bir Türk azınlık milletvekili Birol Akifoglou, Yunan Helsinki Gözlemciliğinin düzenlediği bir azınlık toplantısında, Yunanistan azınlıkların Türk kimliğini kabul ettiğinde bu konuyla ilgili tüm sorunların çözüleceğini fakat böyle bir durum olmaması nedeniyle ilgili sorunlara etkili bir çözümün getirilmediğini belirtmiştir. Bu, şu anki durumu doğru bir şekilde yansıtmaya devam etmektedir.

Yunanistan'da egemen ideoloji,dışlayıcı milliyetçilik olduğu sürece etnik milliyetçi ve etnik dilsel azınlıklar ayrımcılığa uğramaya devam edeceklerdir .Bu durum aşırı sağın, arsız neo-Nazi karakteri ile gelişmesini de destekleyecektir.

--- -- ---

Çevirici Notları:

(*)Fobi, bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi hali. Fobi kelimesi, Yunanca Phobos kelimesinden gelir. Phobos, Yunan mitolojisinde korku tanrısıdır.

Her canlı, birey olarak varlığını tehdit eden ya da tehdit riski taşıyan varlık ve durumlardan içgüdüsel olarak kaçınır. İnsan bilincinde bu kaçınma, korku olarak algılanmaktadır.

(**)İrredantizm (ya da Yayılmacı Milliyetçilik), İtalyanca kökenli bir sözcüktür ve dil, din, soy ve kültür birlikteliği olduğu halde herhangi bir devletin sınırları dışında yer alan halk ile söz konusu devletin birleşmesi fikridir. Etimoloji sözlüğünde bu kavram "yabancı ülke topraklarındaki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti" olarak belirtilmektedir. Genelde de siyasal alanda, bu anlamda kullanılmaktadır.

--- -- ---

[1] Panayote Dimitras tarafından, 1-2 Ekim 2014'te İzmir Ege Üniversitesi'nde düzenlenen "Rodos ve İstanköy Türklüğü Sempozyumu-2014"nda, sunulan bildirinin Türkçe çevirisidir.

Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr