Avrupa'da pasaportsuz seyahat dönemi sona mı eriyor?
Pasaportsuz seyahat sistemi "Schengen" tehdit altında. Avrupa'da pasaportsuz seyahat dönemi sona mı eriyor sorusu artık daha yüksek sesle sorulmaya başlandı
Avrupa Birliği'nin (AB) en büyük başarılarından biri olan Schengen bölgesi, sınır kontrollerinin geri dönmesiyle sarsılıyor. The Economist'in belirttiğine göre, Almanya 16 Eylül itibarıyla Schengen Anlaşması'nı askıya alarak, tüm sınırlarında pasaport kontrollerini yeniden başlattı. Almanya’nın bu kararı, göç akışlarını kontrol altına almak ve güvenlik endişelerini gidermek amacıyla geçici olarak alınmış gibi görünse de, altı ay sürecek bu uygulamanın uzatılması yüksek ihtimal.
Bu hamle, Avrupa’da pasaportsuz seyahatin geleceğini tehlikeye atıyor. Göçmen krizinin ve milliyetçi söylemlerin artması, Schengen’in temelinde yatan karşılıklı güven prensibini zedeliyor. Almanya’nın sınırlarını kontrol altına alma kararı, diğer AB ülkeleri tarafından da izlenebilir ve bu durum Schengen sistemini kökten değiştirebilir. Avrupa'da pasaportsuz seyahat dönemi sona mı eriyor sorusu artık daha yüksek sesle sorulmaya başlandı.
Fransa ve Almanya’nın kesiştiği noktada yer alan, üzüm bağlarıyla kaplı Schengen köyünden bakarken, hangi ülkenin nerede bittiğini ve diğerinin nerede başladığını anlamak neredeyse imkânsızdır. Bu, 1985 yılında Schengen’de imzalanan anlaşma sayesinde mümkün oldu. Benelüks ülkeleri, Fransa ve Almanya arasında sınırların kaldırılmasını öngören bu anlaşma, yıllar içinde genişleyerek 450 milyon AB vatandaşının büyük bir bölümünü kapsayan pasaportsuz seyahat bölgesi haline geldi. Ancak, The Economist'in belirttiğine göre, bu sistem büyük bir tehdit altında.
Schengen köyü bugün hâlâ bazı turistler tarafından ziyaret edilse de, bu ziyaretçileri bir dizi hayal kırıklığı bekliyor. Anlaşmayı kutlayan müze hâlihazırda tadilatta, köy ise sadece birkaç yüz kişiye ev sahipliği yapmasına rağmen sekiz devasa benzin istasyonuyla çevrili durumda. En rahatsız edici gelişme ise Schengen’in sunduğu sınırsız seyahat özgürlüğünün kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olması. The Economist’e göre, Schengen bölgesinin merkezinde yer alan Almanya, 16 Eylül’den itibaren pasaportsuz seyahat sisteminden “geçici olarak” ayrıldı ve altı aylık bir süre için tüm sınırlarında kontrolleri geri getirdi. Ancak bu sürenin uzatılması kuvvetle muhtemel.
Almanya’nın bu adımı, göçmen krizinin ve artan milliyetçi söylemlerin bir sonucu. Almanya, sınır komşularının göç akışlarını kontrol etmekte yetersiz kaldığına inanıyor ve bu da ülkenin Schengen’in temel ilkesi olan "karşılıklı güven" sistemine olan inancını sarstı. Özellikle 2023 yılında Avrupa’ya 400.000’den fazla yasa dışı göçmenin girmesi, bu güven kaybını tetikleyen başlıca unsurlardan biri. Almanya’nın Fransa ve Danimarka gibi Schengen sınır kontrollerini yeniden başlatan diğer ülkelerden farkı, bu önlemin Schengen'in merkezinde yer alan bir ülke tarafından alınmış olması.
The Economist'e göre, bu gelişme Schengen Anlaşması’nın temel kusurlarını ortaya çıkarıyor. Schengen’in doğasında, iç sınırları kaldıran ülkelerin dış sınırları sıkı bir şekilde kontrol edeceği varsayımı yer alıyor. Ancak bu durum, özellikle güneyde yer alan ülkelerde, yani İtalya, Yunanistan ve Macaristan gibi ülkelerde her zaman uygulanamıyor. 2015-2016 yıllarındaki göç krizi sonrası AB'nin dış sınırlarını korumak amacıyla Frontex gibi sınır koruma ajansları devreye girse de, bunlar yalnızca sınırlı bir başarı elde edebildi.
Schengen sistemi aynı zamanda, düzensiz göçmenlerin ilk ayak bastıkları AB ülkesine geri gönderilmesini öngören bir düzenleme içeriyor. Ancak İtalya ve Yunanistan gibi ülkeler, bu yükümlülüklerini yerine getirmek konusunda zorlanıyor ve göç akışlarını kontrol altında tutmakta yetersiz kalıyorlar. Göçmenler genellikle bu ülkelerden Almanya gibi daha zengin ülkelere yöneliyor. Almanya’da bu göç dalgalarına karşı halkın tepkisi giderek artarken, aşırı sağcı partiler, özellikle son eyalet seçimlerinde büyük başarılar elde etti.
Almanya'nın sınır kontrollerini yeniden başlatma kararı, sadece göçmenlerin hareketini değil, aynı zamanda AB’nin birlik ruhunu da tehlikeye atıyor. The Economist, Almanya’nın bu adımının Schengen bölgesinin kalbinde derin bir yara açtığını ve diğer Avrupa ülkelerinin de benzer önlemler alabileceğini belirtiyor. Bu durum, Avrupa'nın daha fazla bütünleşme hedefini tehdit eden bir gelişme olarak görülüyor.
Schengen’in geleceği, göç politikaları ve sınır güvenliği konusundaki bu kritik sorunların çözümüne bağlı. Ancak, Almanya gibi büyük ve merkezi ülkelerin bu tür adımlar atması, Schengen’in yapısal zayıflıklarını gün yüzüne çıkarıyor ve AB’nin sınır politikaları üzerinde köklü bir reform ihtiyacını ortaya koyuyor.