Kadınlar eğitim ve siyasette daha aktif ancak eşitsizlik devam ediyor
Dünya genelinde kadın haklarında küresel ilerleme sürüyor, diğer taraftan eşitsizlik ve yeni riskler devam ediyor.
Birleşmiş Milletler 2025 Kadın Hakları Raporu'na gör 21. yüzyılın ilk çeyreği, yasal reformlar ve kamuoyu tutumlarındaki değişimlerle dünya genelinde kadın haklarında kayda değer ilerlemelere sahne oldu, ancak derin eşitsizlikler ve artan riskler devam ediyor.
1995’ten bu yana hükümetler, şiddet, işyeri ayrımcılığı, eğitim ve siyasi katılım gibi alanları kapsayan 1.531 yasayı yürürlüğe koyarak cinsiyet eşitliğini destekledi.
Bugün kadınlar, 30 yıl öncesine göre eğitim alma, işgücüne katılma ve siyasi görevlerde bulunma konusunda daha şanslı.
Kadınlar, küresel parlamentoların yaklaşık %27,2’sini oluşturuyor; bu oran 1995’te %11,3’tü. Ruanda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Andorra, cinsiyet eşitliğine yakın veya eşitliği sağlayan ülkeler arasında yer alıyor.
KADINA YÖNELİK ŞİDDET
Kadına yönelik şiddete karşı yasal düzenlemeler de yaygınlaştı. 2024 itibarıyla verisi bulunan ülkelerin %84’ü aile içi veya partner şiddetini kapsayan yasa uygularken, bu yasaların bulunduğu ülkelerde partner şiddeti oranları daha düşük gözlemlendi.
EĞİTİMDE İLERLEME
Eğitim alanında da ilerleme kaydedildi. 2000 yılında okula gitmeyen ergen kız ve genç kadınların oranı yaklaşık yarıdan 2023’te %30’a geriledi; 15-24 yaş arası okur-yazar olmayan genç kadın sayısı 50 milyona düştü.
Buna rağmen boşluklar sürüyor. Kadınlar küresel olarak sadece %30 oranında yönetici pozisyonlarda yer alıyor ve yasal haklarının yalnızca %64’üne sahip. Ülkelerin yarısından fazlasında en az bir yasa, kadınların erkeklerle aynı işleri yapmasını engelliyor.
BM Kadın Hakları Komisyonu, ilerlemenin hala kırılgan olduğuna dikkat çekti. Kadınlar arasındaki aşırı yoksulluk 2020’den bu yana sabit kalırken, 2024’te tahmini 676 milyon kadın ve kız aktif çatışma bölgelerine yakın yaşıyor. Bu alanda, 1990’lardan bu yana en yüksek seviye olarak kaydedildi.
BM Kadın Hakları yetkilisi Sarah Hendriks, “İlerleme mümkün, ancak eşitsiz ve geri dönüş riski taşıyor” dedi ve kazanımların sürdürülebilir siyasi irade, finansman ve hesap verebilirliğe bağlı olduğunu vurguladı.