Batı Trakya Türklerinin kimlik sorunu BM'de gündeme taşındı
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) Çalışma Grubu, Yunanistan’ın insan hakları sicilini dördüncü kez değerlendirdi.
İnsan Hakları Konseyi’nin Cenevre’deki incelemesinde Türkiye, Türk azınlığın kimliğinin tanınması, seçilmiş müftülerin kabul edilmesi ve azınlık okullarının korunması çağrısı yaptı.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) Çalışma Grubu, Yunanistan’ın insan hakları sicilini dördüncü kez değerlendirdi. Cenevre’de gerçekleştirilen incelemede göçmen hakları, ayrımcılık, yargı bağımsızlığı ve insan hakları savunucularının korunmasının yanı sıra Batı Trakya Türk Azınlığının kimliği, eğitim ve dini özerkliği de gündeme geldi.
BM İnsan Hakları Konseyi UPR Çalışma Grubu’nun 53. oturumu kapsamında 2 Kasım Pazartesi günü gerçekleştirilen incelemeyi, Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Uluslararası İlişkiler Direktörü Melek Kırmacı da yerinde takip etti.
Yunanistan’ın BM Cenevre Daimi Temsilcisi Büyükelçi İoannis Ghikas başkanlığındaki 34 kişilik heyet, 2021 yılındaki önceki incelemeden bu yana insan haklarının geliştirilmesi amacıyla atılan adımları aktardı.
Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandra Papadopulu ise video mesaj aracılığıyla yaptığı ülke sunumunda yargı reformları, hukukun üstünlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddetle mücadele, çocuk ve engelli hakları, göç ve iltica politikaları ile ırkçılık ve ayrımcılığın önlenmesine yönelik düzenlemeler hakkında bilgi verdi.
99 ülke temsilcisinden Yunanistan’a tavsiyeler
İnceleme sırasında söz alan 99 ülkenin temsilcisi, Yunanistan’a çeşitli insan hakları alanlarında tavsiyelerde bulundu.
Göçmen ve sığınmacı hakları, geri itme iddiaları, kadına yönelik şiddet, yargı sisteminin işleyişi, ayrımcılık ve nefret suçlarıyla mücadele ile insan hakları savunucularının korunması öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Ülkelere ayrıca Yunanistan'ın Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele İkinci Ulusal Eylem Planı'nı etkin biçimde uygulaması ve nefret söylemiyle mücadeleyi güçlendirmesi tavsiye edildi.
Göç ve iltica alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarına yönelik yasal kısıtlamaların, kayıt koşullarının ve cezai yaptırımların gözden geçirilmesi de öneriler arasında yer aldı. İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını özgürce sürdürebilmelerinin güvence altına alınması istendi.
Türkiye’den Batı Trakya Türk Azınlığı için kapsamlı çağrı
İncelemede söz alan Türkiye, Batı Trakya Türk Azınlığının haklarına ilişkin bir dizi somut tavsiyede bulundu.
Türkiye, Yunanistan'a Türk Azınlığın etnik Türk kimliğini tanıması, azınlığın dini işlerine devlet müdahalesine son vermesi ve seçilmiş müftüleri resmen tanıması çağrısı yaptı.
Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması, Türk derneklerinin örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması, azınlık okullarının açılması ve yönetilmesi hakkının korunması istendi.
Türkiye'nin diğer tavsiyeleri arasında Yunanca-Türkçe eğitim veren iki dilli anaokullarının açılması, Türk azınlık okullarının kapatılmasına son verilmesi, azınlık vakıflarının yönetimiyle ilgili sorunların giderilmesi ve Batı Trakya Türk Azınlığını hedef alan nefret söylemi ile ayrımcılıkla mücadele edilmesi yer aldı.
Azerbaycan da Yunanistan'daki etnik ve etno-dini azınlıkların eğitim, din ve kültürel miras haklarının korunmasını istedi. Azerbaycan temsilcisi, özellikle Türk toplumunu hedef alan siyasi ve medyatik nefret söylemiyle etkili biçimde mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
Kuzey Makedonya ise herkesin bireysel kimliğini tanımlama hakkına saygı gösterilmesini ve bu hakkın ulusal mevzuatın etkin uygulanmasıyla güvence altına alınmasını tavsiye etti.
Yunanistan'dan Lozan Antlaşması vurgusu
Ülke temsilcilerinin tavsiyelerinin ardından Yunanistan heyetindeki ilgili bakanlık temsilcileri kendi sorumluluk alanlarına giren konularda yanıt verdi.
Batı Trakya Türk Azınlığına ilişkin değerlendirmelere Yunanistan Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Elias Kastanas yanıt verdi.
Kastanas, 1923 Lozan Antlaşması'na atıfta bulunarak Batı Trakya'da dini kimlik temelinde tanımlanan Müslüman bir azınlığın bulunduğunu ve bu azınlığın Türk, Pomak ve Roman kökenli gruplardan oluştuğunu savundu.
Batı Trakya'da 240'tan fazla caminin faaliyet gösterdiğini belirten Kastanas, üç müftülüğün yeniden yapılandırıldığını ve müftülerin atanması sürecinin tamamlandığını ifade etti.
Örgütlenme özgürlüğü konusunda ise AİHM kararlarının uygulanması için Avrupa Konseyi ile yapıcı işbirliği yürüttüklerini ileri sürdü.
Kastanas, bölgede 3 bin 500'den fazla öğrenciye eğitim veren yaklaşık 80 azınlık okulu bulunduğunu da belirterek, öğrenci sayısının yetersizliği nedeniyle bazı okulların faaliyetlerinin askıya alındığını söyledi. Bu uygulamanın yalnızca azınlık okullarına yönelik olmadığını, ülke genelindeki okulları kapsadığını savundu.
ABTTF’den BM’ye sekiz somut tavsiye
ABTTF, inceleme öncesinde BM'ye sunduğu yazılı katkı ve ülke delegasyonlarına ilettiği bilgi notuyla Batı Trakya Türk Azınlığının karşı karşıya olduğu sorunları gündeme taşıdı.
Federasyon, hazırladığı sekiz somut tavsiyede Türk kimliğinin tanınması, örgütlenme özgürlüğü, eğitim ve dini özerklik, müftülükler, vakıflar ve ayrımcılıkla mücadele konularına dikkat çekti.
ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu, incelemenin ardından yaptığı açıklamada Yunanistan'ın Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik yaklaşımını eleştirdi.
Habipoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanlığının azınlıkla ilgili konularda açıklama yapmasının, devletin Türk Azınlığa yaklaşımını ortaya koyduğunu savundu.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı bünyesinde İskeçe'de bir Siyasi İşler Bürosunun bulunmasına da dikkat çeken Habipoğlu, bunun söz konusu yaklaşımın kurumsal boyutunu gösterdiğini ileri sürdü.
"Bizi kendi vatandaşları değil, potansiyel tehdit olarak görüyorlar"
Habipoğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Yunanistan'ın kendi vatandaşları olan Batı Trakya Türk Azınlığı ile ilgili konularda Dışişleri Bakanlığının açıklama yapması, ülkemizin bize yönelik yaklaşımındaki sakatlığı ve çelişkiyi açıkça ortaya koyuyor. Üstelik Yunanistan Dışişleri Bakanlığı bünyesinde İskeçe'de bir Siyasi İşler Bürosunun bulunması da bu yaklaşımın kurumsal boyutunu gösteriyor.
Bizim açımızdan bu durum, ülkemiz Yunanistan'ın bizleri bir dış politika ve güvenlik meselesi, hatta potansiyel bir tehdit olarak değerlendirdiğinin göstergesi. Yunanistan, BM önünde de Türk kimliğimizi reddeden, eğitim ve dini özerkliğimizi yok sayan tutumunu sürdürdü."
ABTTF Başkanı Habipoğlu, federasyon olarak UPR incelemesinin sonuç belgesini, Yunanistan'a yöneltilen tavsiyeleri ve bunların uygulanma sürecini yakından takip edeceklerini belirterek, Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının korunması amacıyla BM nezdindeki çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti.