GDO'ya "Hayır" diyen ülkeler artıyor
Son zamanlarda bir dizi ülkeden GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ürünlere gelen yasaklar kafa karıştırmaya devam ediyor. Rusya, Almanya ve Fransa so
Son zamanlarda bir dizi ülkeden GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ürünlere gelen yasaklar kafa karıştırmaya devam ediyor. Rusya, Almanya ve Fransa son dönemde GDO’lu ürünleri yasaklayan ülkeler arasında yerlerini aldı. Birçok ülke Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’dan arınmış bir tarım stratejisi belirlemek istiyor. Peki neden? Oldukça üstün nitelikte teknolojiye ve bilim adamlarına sahip, G8 ülkeleri arasında yer alan bu ülkelerin GDO’ya getirdiği yasaklamaların sebepsiz yere olduğunu düşünmüyorum.
Rusya Başbakan Yardımcısı Arkadi Dvorkoviç son yaptığı açıklamada, gıda güvenliğinin korunması doğrultusunda uygulanacak yeni tarım politikasının, geliştirilen farklı yöntemlerle toprağın doğal yapısının korunarak verimin artırılmasını kapsayacağından ve bu uygulamanın hayata geçirilmesi durumunda gıda açısından dünyanın en temiz ülkesinin yaratılacağından bahsetti. Yani organik tarıma kesin geçiş yapılacağını açık ve net bir şekilde kamuoyuna duyurdu.
Birçok kişi Dvorkoviç’in yaptığı açıklamadan GDO’lu ürünlerin doğayı kirletici nitelikte olduğu anlamını çıkartabilir. Peki gerçekten öylemidir? GDO’lu ürünler doğayı tehdit ediyor mu?
Günümüzde bu soruların cevabını net olarak vermek mümkün değildir. Çünkü bu alanda yapılan araştırmaların bazıları GDO’lu ürünlerle beslenen farelerin fizyolojilerinin olumsuz yönde etkilediğini göstermişken, diğerleri hiçbir olumsuz bulguya rastlanmadığını göstermiştir. Şahsen birçok ülkenin getirdiği yasakların birazda bu konuda risk almak istemediklerinden kaynaklandığını düşünüyorum.
Birçok Avrupa ülkesi halen GDO’lu ürünleri yoğun bir şekilde ithal etmesine rağmen Rusya’nın bu konuda uzun bir süredir çekimser tutum sergilediği biliniyordu. Rusya’nın, ABD’nin aksine GDO güvenliği konusunda endişelere sahip olduğu çok açık bir şekilde ifade edildi. Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev’in geçen yıl Rusya'nın artık GDO'lu ürünleri ithal etmeyeceği yönünde yaptığı açıklama tüm dünyada yankı uyandırarak manşetlere taşınmıştı. Böyle bir açıklama yapılmasının ardında yatan neden, Rus bilim adamları tarafından yapılan araştırma sonuçlarının pek de iç açıcı olmadığının göstergesi. GDO’lu ürünlerin insan sağlığını etkilediği, hormonal dengenin bozulmasına, obeziteye ve en kötüsü de kansere neden olduğu yönünde bulguların mevcut olduğu iddia ediliyor. Bana göre Rusya’nın diğer dünya güçlerinin güdümü altında olmayan, tam bağımsız bir ülke konumunda oluşu, GDO’ya getirdiği yasağı daha da dikkate değer kılan bir unsurdur.
Henüz GDO’lu ürünler hakkında net birşey söylemenin mümkün olmadığı için kimin haklı kimin haksız olduğunu kestirebilmek de mümkün değildir. Zamanla herşey berraklık kazanacaktır. Yunanistan da Rusya gibi GDO’ya hayır diyen ülkeler arasında yer alıyor. Bundan mutluluk duyduğumu açıkça ifade etmemde bir sakınca görmüyorum. Aslında bu düşüncem biraz da ABD’nin insani değerlere maddi değerlerden daha fazla önem gösterdiğini bilmemden kaynaklanıyor. Kaldı ki Monsanto gibi büyük şirketlere ev sahipliği yapan ve dünyaya ihraç ettiği GDO patentli ürünlerden her ay milyarlaca dolar kazanan bir ülke neden kendi eliyle bu karlı işten vazgeçsin ki? Günümüzde ABD’yi yönetenlerin büyük şirketler tarafından finanse edildiğini herkes biliyor.
Her halükârda unutmamamız gereken tek şey, en temel ihtiyacımız olan gıdanın çıkar oyunlarının ve riskli girişimlerin dışında tutulması gerektiğidir. Aksi takdirde geleceğimizin sorunları, geliştirdiğimiz teknolojiyle doğru orantıda seyredebilir.
GDO’nun sağlığımızın yanında biyoçeşitlilik konusunda oluşturduğu tehdit ise cabasıdır. Kendi sağlığımızla birlikte doğanın dengesini de tehdit eder hale gelmemek için bu konuda şüpheci yaklaşımlar içinde olan herkes haklıdır diyorum.
GDO NEDİR?
GDO’lar biyoteknolojik teknikler kullanılarak genetik yapıları değiştirilerek, geliştirilmiş ürünlerdir. Transgenik, genetik mühendisliği ürünleri, ya da biyotek ürünler de GDO’lu ürünler ifadesi yerine kullanılmaktadır.
Genetik ıslah için bitkilere aktarılan genler, doğada bulunan diğer bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalardan alınarak genetik mühendislik yöntemleri ile kullanılıp bitkilere aktarılmaktadır. Yabancı genlerin aktarılmasıyla bitki, farklı proteinler ve organik moleküller üreterek istediğimiz faydayı sağlamaktadır.
BİRİNCİ, İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ NESİL GDO ÇALIŞMALARI
Birinci nesil GDO bitkileri, böcek, herbisit (ot ilacı), çevresel stres ve hastalıklara karşı dayanıklılık özellikleri aktarılmış bitkilerdir.
İkinci nesil GDO bitkilerine besleme ve verim artırmak için bazı genler aktarılmış veya bitkilerdeki bazı genler susturulmuştur. Bu tip bitkilerle ilgili araştırma ve gelişmeler halen devam etmektedir.
Üçüncü nesil GDO bitkileriyle de insan tedavisinde kullanılan pahalı aşılar ve ilaçlar üretilmektedir. Bununla beraber biyo-yakıt üretimine daha yatkın GDO bitkilerinin üretimi de araştırma ve geliştirme aşamasındadır.