BANKALAR ARACILIĞI İLE BİREYSEL EMEKLİLİK HAKKINDA...

Soru: Hocam faizsiz bankacılık katılım bankacılığı ve gerek bu bankalardaki gerekse diğer bankalardaki bireysel emeklilik hakkında bilgi verir misiniz? Önce şun

Köşe Yazıları 7 Şubat 2013
BANKALAR ARACILIĞI İLE BİREYSEL EMEKLİLİK HAKKINDA...

Soru: Hocam faizsiz bankacılık katılım bankacılığı ve gerek bu bankalardaki gerekse diğer bankalardaki bireysel emeklilik hakkında bilgi verir misiniz?

Önce şunu söylemek isterim ki, İslam ve İslam hukuku açısından, faizli ve faizsiz veya katılım bankacılığı ya da ne tür bankacılık olursa olsun, banka olduktan sonra bugünkü faizli ekonomik sisteme göre hareket etmemiş olsun bu mümkün değildir.

Bugün Müslümanların ve hatta diyanet ve ilahiyat mensuplarının bile faiz nedir, faizi açıklar mısınız denildiğinde doyurucu ve inandırıcı bir bilgi vereceklerine kani değilim. Bunun sebebi de bizdeki ilim adamlarının ya dinci ya da bilimci olmalarından kaynaklanmaktadır. Dini bilenler ekonomiyi, ekonomiyi bilenler de dini öğrenip bilmedikçe bu ihtilaflar ve görüş ayrılıkları devam edip gidecektir.

Faiz, sadece para kirasından ibaret, yani ben sana verdim 10 bin lira, sen onu 1 yıl kullanıyorsun, sonra onu bana 15 bin lira olarak ödeme yapıyorsun. Yani ancak böyle bir ödünç vermeyi ve sadece bu fazlalığın faiz olduğunu sanıyorlar. Halbuki İslam hukukunda tüm meşru alışverişlere bey’, tüm gayri meşru alış-verişlere de faiz adı verilir.

İslam hukukçularından Serahsî, Mebsût adlı eserinde Kitabü'l-Büyu' bölümünde “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin.” ( Nisa 4/ 29) âyetini yorumlarken meşru alış-verişlere el-bey', gayri meşru alış-verişlere ise er-riba-fâiz denildiğini ifade etmek üzere “Şeriatta ticaret, helâl olan bey' ile haram olan riba-fâiz olmak üzere iki kısma ayrılır”, demiştir. ( Serahsî, Mebsût, XII, 108)  Buna göre İslâm’da haram olan tüm alış-veriş muameleleri, hep fâizdir; başka bir ifade ile fâiz denilen şey, tüm haksız iktisaba ve gayri ahlâkî kazanca verilen bir addır. Çünkü fâiz karşılığı bulunmayan fazlalık diye tarif edilmiştir. (Serahsî, Mebsût, XII, 109)

Yalan söyleyerek kazanılan mal ve para faizdir. Çünkü o, normalin dışında fazla bir meblağa sebep olmuştur. Bir taraf kazanırken diğer taraf kaybediyorsa bu da faiz olur. Buna göre bugünkü ücret ve maaşlar hep faizdir. Çünkü alan kişi maktu bir meblağ almaktadır. Veren ise bazen az bazen de çok kazanmaktadır. Az gelir geldiği zaman, işçi ve memura az, çok kazandığı zaman da çok verilmesi adil bölüşümün bir gereğidir. O sebeple işçi ve memurlar yüzde üzerinden bir ortak gibi ücret ve maaş almaları hem üretimi artırır ve hem de hakça bir bölüşüm olur.

“Velisi olmayan kimsenin velisi, sultandır (Devlet başkanıdır) (Buhari, Nikâh, 39; İbn Mace, Nikâh, 15; Ebû Davut, Nikâh, 19; Tirmizi, Nikâh, 14) diyen Hz. Peygamber, mal ve borçlar konusunda şöyle buyrmuşlardır:

“Kim, borçlu olduğu halde vefat ederse, o borcun ödenmesi bana aittir. Kim de bir mal bırakırsa o da varislerinindir.” (Muslim, Feraiz: 14, 3/1237) Hz. Peygamber, ayrıca "Kim ölü bir toprağı ihya ederse, o toprak onundur. Haksız dökülen ter için bir hak yoktur" (Buhari, Hars, 15; Ebû Dâvud, Imâre, 37; Tirmizî, Ahkâm, 38; Malik, Muvatta', Akdıye, 26, 27)

Buna göre devlet , İslam düzeninde bir aile gibi, tüm vatandaşların velisi olduğu için, aç, açık, çıplak kalanların ve borçlu olup ödeyemeyenlerin ve borçlu olanların velayet sorumluluğunu yerine getirir.

Şu halde İslam düzeninde birey-toplum veya fert devlet dengeleri var bunun dışında da 3. bir şık yoktur. Yani bir kimse kendi kendine yeter olduğu ve durumu iyi olduğu müddetçe kendi kendini yönetir ve çalışıp kazanır, yer, içer ve harcar. Yok eğer böyle yapamaz, fakir olur ve muhtaç hale düşerse o kimseye hemen bütçeden maaş bağlanır. Yani İslam düzeninde ne sigortaya ve ne de emekli olmaya veya bireysel emekliliğe mahal yoktur. Ama bugünkü gibi bozuk düzende her ne kadar faizden uzak kalmak mümkün olmasa da bireysel emekliliğe müracaat edilebilir. Fakat burada acı olan acaba devlet bu gelirleri masraflar için bir kaynak teşkil etsin diye yapıyorsa işte bu çok acıdır.
Devletin devletliğini yapmadığı yerde yani bir aile nasıl çalışamayan bir üyesini veya hasta olan birini bakıyorsa işte devlet de fakir kalan, iflas eden ve yanan-telef olan mallarını tazmin eder.
Zamanımızdaki gibi devletler para ile çalışan bir şirkete dönüşmüşse, insanoğlu da bir güvence arıyorlarsa bu şartlarda olabilir, derim. Fakat bu durum İslam düzeni olan ve İslam kural ve kanunlarının cari olduğu bir alanda bunların caiz olması mümkün değildir. Hatta buna anlattığım gibi bir ihtiyaç da kalmayacaktır.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr