DEĞİŞİM, DÖNÜŞÜM, YENİLENME VE DOĞAL DÜNYAYA TAŞINMA
Sevgili kardeşlerim, Hepinize selam sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sizlerin desteği ve güveni inanın bana enerji veriyor, motive ediyor ve canıma can katıyor.
Sevgili kardeşlerim,
Hepinize selam sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sizlerin desteği ve güveni inanın bana enerji veriyor, motive ediyor ve canıma can katıyor. Sanal ortamda neredeyse 250 gruba yaklaşmakta olan 2 milyon kardeşimden bana beğeni gönderenler, dua edenler ve çok faydalandıklarını söyleyenler… Sizler ey hakperest kardeşlerim sizlere nasıl hitap edeceğimi bilemiyorum. Ancak şu kadar söylemeliyim ki, inşallah sizlere layık olmaya çalışacağım.
Hemen şunu ifade edeyim ki, Ülkemiz, İslam âlemi ve tüm dünya, çok acil bir şekilde bir değişim dönüşüm ve yenilenme moduna girmelidir. Ancak insan fıtratına ters düşen bu batının Rönesans medeniyetinin getirdiği terslikler tüm dünyaca terk edilmelidir.
Ülkeler arasındaki savaş ve bu savaş medeniyeti anlayışı ve düşmanlık terk edilecektir. Hayat mücadeleden ibarettir deyişi terk edilerek onun yerine hayat dayanışmadan ibarettir anlayışı gelecektir.
Tüm dünya bir ortaklık gibidir, deyip tüm insanlık ailesinden ülke ve devletlere, ülkelerin, eyalet, vilayet ve daha küçük yerleşim birimleri hep bir bütün ve ortaklık içerisinde daha doğrusu bir uzviyet halindedir. Yani bir aile ortaklıktır, aileden başlamak üzere mahalle, köy, bucak… Devlete ve dünya insanlığına ve kâinata kadar bunların hepsi bir ortaklık gibi, bir vücut gibi bir uzviyettir. Tabii-doğal ve fıtri olan budur ve tabiata karşı çıkılamaz. Tabiat demek eğer tabir caiz ise Allah’ın damgasını, mühür ve imzasını taşıyan varlıklar âlemi demektir.
Yeryüzünde insan-hayvan-bitki ve cansız varlıklar vardır. Bunların her biri diğerine muhtaçtır. Onun için bunların hiçbiri merkez olamaz. O sebepten dolayı da insan merkezli dünya anlayışı çok yanlıştır. Müslümanların da varlık insanlara musahhar kılınmıştır, yani insanların emrine amadedir sözleri ve inanışları eşyanın tabiatına terstir. Çünkü bu 4 çeşit varlığın hepsinin ayrı ayrı kanun, kural, nizam ve düzenleri vardır. Hatta hayvan, bitki ve cansızlar özgür bir iradeye sahip olmadıkları için bilimsel kanun ve kurallara sahiptirler. Bir çeşit robot durumundadırlar. Varlıklar arasında özgür olup istek ve irade sahibi sadece insandır. Onun için de insan eşyaya karşı bilim, birey, toplum ve uluslara karşı ise dinin ilmi yönünü uygular.
Bu dünyanın elbisesi eskimiştir. Daha doğrusu insan, birey ve toplum, fert ve devletlerin davranışları tabiata ters olduğu için insanlık bünyesi hastalanmış tedaviye ihtiyacı vardır.
Yapılacak şey, ilk temelde Halik-yaratıcı ve mahlûk-yaratık dengesinin kurulması gerekir. Zira batı medeniyetinde yaşanan hayat sadece maddeye dayanan fiziksel ve bedensel bir yaşayıştan ibarettir. Bu medeniyetin ruhu yoktur. Mektep-okul ve kışlada-fabrika-çarşı ve pazarda ilahi davranış yoktur. Üretim-tüketim ve paylaşımda hak-hukuk ve adalet yoktur. Bu hasta medeniyetin hasta insanının Hızır-acil ambulanslarıyla tam gaz halinde acil servise götürülmesi gerekir. Hemen insan bedeni bilimsel, dış organları ise iradeyle çalıştıkları için dinsel kanun ve kurallarla çalıştırılmaya başlanmalı, bünyenin ruh-beden bileşkesi olduğu gibi, hayatın da din bilim bileşkesi olduğu, ruh bedenin içinde, beden de ruhun içinde, din bilimin içinde bilim de dinin içinde olduğu artık görülmelidir.
Devletler aynı aile yapısında yeniden yapılanmalı…particilik yerine bizim piramit yönetim şekli dediğimiz gittikçe daralan bir yapı ile bu yönetim binası yeniden şekillenmeli…particilik ve yönetimde iktidar ve muhalefet ikilemi terk edilmelidir.
Dinlere göre bir ayrıcalık yapılmadan yöneten ve yönetilen hiçbir kimse imtiyazlı olmadan ve kimsenin doğuştan bir meziyet getirmediği kabul edilerek baron barones, seyyidlik-şeriflik ve lortluk gibi unvanların çöp sepetine atıldığı görülmelidir. Muhammed ümmetinde hiçbir kimsenin hiçbir kimseye tabi olup ondan emir almayacağı İslam’da sadece devletin ortak alanda emir verme yetkisinin olduğu bilinmelidir.
Bugün dünyanın din+bilim bileşkesine oturan medeniyet, devlet ve toplumlara ihtiyacı vardır. Dünya değişmeden Türkiye ve İslam alemi değişmez. Türkiye ve İslam alemi değişmeden de dünya değişemez. Şunu herkes bilmelidir ki, İslam 8 milyar insanı kardeş bilir. Çünkü Allah Kuranda “Ey insanlar biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık, buyurmaktadır. (Hucurat 49/ 13). Böylece tüm insanlar kardeştirler. İşte 8 milyar insan kardeştir diyecek bir sistem gelmelidir. Evrensel din ve tüm insanlara gelmiş olan din sadece İslam’dır. Onun için yalnız İslam dinidir ki, evrensel kanun ve kurallara sahiptir. Zaten Hz. Muhammed’in Medine site devletinde yaptığı barış anayasası ile Yahudi, Hıristiyan, Müşrik (ateist) ve Müslüman’ın İslam bayrağının altında vatandaşlık nimetini hep beraber paylaştıkları bütün dünya için bilinmektedir.
İslam hem din ve hem de devlettir, hem ibadet ve hem de düzendir. İslam’ın bireye bakan tarafı din ise topluma bakan tarafı ilimdir ve düzendir, bireye bakan tarafı ibadet ise topluma bakan tarafı da muamelat ve devlettir. Yani İslam hem din ve hem de bilimdir. İslam düzeninde devlet dine değil, bilime dayanır.
Hz. Muhammed’in dışında tüm peygamberler, kendi toplumuna ve milletine gelmiştir. Hz. Peygamber ise tüm insanlığa gönderilmiş bir peygamberdir.
“Ey Muhammed! De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resulüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” (Araf 7/ 158)
Biz İslam’ın bilimsel tarafını yani düzen, sistem ve bilimsel yönetim biçimini anlatıp açıklamaya hazırız. Biz insanın biyolojik bünyesi ne ise toplumdaki sosyal bünyenin de aynı o şekilde çalıştığına iş bölümü, üretim, tüketim ve paylaşım gibi alanların doğal olması gerektiğine ve dünyaya fizyokratların dediği gibi doğal-ilahi bir düzenin gelme vaktinin geldiğine inanıyoruz. Bu yenilenmeyi, değişim ve dönüşümü bütün dünya kabul etmeye hazırlanmalıdır. Yoksa sosyal tufanlar, ekonomik krizler ve tusunamiler insanlığı sürükleyip götürecektir. Bizden söylemesi ve tebliği. Sorun söyleyelim, söyleyin dinleyelim.