İnsanlığa bir Bütün Olarak Bakmayanlar, Problemlere ve Krizlere bir Çözüm Üretemezler
Müslüman kardeşlerime soruyorum: Bugün bütün dünyanın önünde küresel ekonomik kriz, potansiyel bir tehlike olarak duruyor mu, durmuyor mu? Müslümanlar bunu düşü
Müslüman kardeşlerime soruyorum:
Bugün bütün dünyanın önünde küresel ekonomik kriz, potansiyel bir tehlike olarak duruyor mu, durmuyor mu? Müslümanlar bunu düşünüp bir çare ve bir kurtuluş reçetesi arıyorlar mı, aramıyorlar mı?
Arap baharı denilen bu kargaşa, neticesi belli olmayan bir oluşum, Türkiye’ye gelecek mi, gelmeyecek mi? Bunun gelip gelmemesi için Müslümanlar ne gibi bir düşünce ve bilgi üretiyorlar ve ne gibi bir çalışma yapıyorlar?
Müslümanlar bugün İslam’ın emirleri arasında yer alan buyruklardan sadece ibadetleri yapmaktadırlar. İbadetler ise bir fıkıh kitabında mesela Kuduri’de çeyrek yer tutar. Buna göre Müslümanlar, çeyrek Müslüman olduklarını düşünüyorlar mı? Acaba bir çeyrek, bütünün yerini tutar mı?
Bugün Türkiye’nin, İslam âleminin ve tüm dünyanın çekmekte olduğu dini, ilmi, içtimai, ailevi ve iktisadi sıkıntı ve krizlerin sebepleri üzerinde acaba bunlar nereden kaynaklanıyor diye Müslümanlar düşünüyorlar mı, düşünmüyorlar mı?
Evet, ey Müslümanlar, size soruyorum, bu konularda bir kurtuluş yolu var mı, yok mu? Bizi kim kurtaracak? Mehdi mi, Hz. İsa mı, yoksa kim?
Bugün, dünyanın bilim ve teknoloji sayesinde gelmiş olduğu bu noktada ben ve dünya, biz ve dünya demedikçe; yöre ve küre, biz ve onlar, milletimiz ve devletimiz, milletler ve devletler demedikçe ve bu inanca sahip olmadıkça, hiçbir çözüm üretemeyiz, huzur ve mutluluğa, refah ve saadete ulaşamayız.
Sivil hayatta birey-toplum, resmi hayatta da fert-devlet dengesi ne ise Türkiye ve dünya, devletimiz ve diğer devletler, milletimiz ve diğer milletler de odur. Onun içindir ki, Türkiye düzelmedikçe dünya, dünya düzelmedikçe Türkiye düzelmez. Eğer dünya izin vermesin, İslamlaşma konusunda devlet ve millet olarak Türkiye bir adım ilerleyemez.
Tüm devletler ve milletler şunu bilsinler ki, İslam bireysel açıdan din, toplumsal açıdan ise bilim demek olduğu için ve İslam, din hususunda, ibadet ve dua hususunda kimseye karışmayıp tam bir din özgürlüğü tanıdığı için, herkese bir rahmet ve merhamet olacaktır. Yine ayette dileyen inansın, dileyen inanmasın buyrulduğu için (Kehf 18/ 29), ibadet de serbest, günah işlemek de serbesttir. Hem geçmişte İslam bayrağının altında Yahudi, Hıristiyan, Müslüman ve müşrikler-ateistler vatandaşlık nimetini birlikte paylaşmadılar mı? İslam’dan başka diğer dinleri tanıyıp da onlara ehl-i kitap diyen bir başka din var mı? O sebeple İslam sadece insanlığa ve insanlara değil, hayvanlara bile ve hatta tüm canlılara hak-hukuk, huzur ve mutluluk getirecektir.
Tepesi delik cümle kuran zavallılar, bize sen 20 Müslüman’ı bir araya getiremiyorsun, 8 milyardan bahsediyorsun diyorlar. Biz de onlara diyoruz ki, bu bir sünnetüllahtır, kışın karın içinde kabak bitmez, bu bir mevsim meselesidir. İslam mevsimi işte geldi, geliyor ve gelecek... İslam geldiği zaman, şiire, şehirciliğe, edebiyat ve sanata gelecek; hukuka ve ahlâka, mektep ve medreseye, kışlaya ve fabrikaya gelecek; para, banka ve krediye gelecek; ücret, kira ve kara gelecek… Ve tüm insan hareket ve davranışlarına gelecek… Yani A’dan Z’ye her şeye gelecek… Hatta İslâm böyle her alana yeniden gelmesiyle, neşelenen horozlar bile ezan okur gibi ötecekler.
Netice olarak herkes hesabını iyi yapsın… Ya nasihat veya musibet… Nasihatı dinlemeyen dünyalılara uzaylılar musibeti çabuk gönderirler. Sosyal tufan ve tsunami pusuda bekliyor…