İslâm ve Kadın Hakları 2

Bugün kadın konusunda müslüman ülkelerde yapılan tartışmalardan biri de onun çalışıp, çalışamayacağıdır. Kur’anı Kerimde bu hususta da Ayet-i Kerime mevcuttur.

İslâm ve Kadın Hakları 2

Bugün kadın konusunda müslüman ülkelerde yapılan tartışmalardan biri de onun çalışıp, çalışamayacağıdır. Kur’anı Kerimde bu hususta da Ayet-i Kerime mevcuttur. Kadının çalışabileceği ve kazandığının da kendisinin olacağı bildirilmektedir: “Erkekler için çalışıp kazandıklarından bir pay vardır, kadınlar için de çalışıp kazandıklarından bir pay vardır.”(19)

Hz. Ömer’in başkent Medine’de pazarı murakebe için Şifa binti Abdullah adlı bir kadını müfettiş olarak görevlendirdiği tarihlerde kayıtlıdır. (20)

Aile hayatında da kadın birtakım hak ve hürriyetlere de sahiptir. Evlenme konusunda tam bir serbestîye sahip olup, istediği erkekle evlenir ve bu hususta kararı kendisi verir. Çünkü ayette “Kadın başka bir eş ile evleninceye kadar” (21) demek suretiyle evlenme işinin kadın tarafından meydana getirildiği iade edilmektedir.

Ailede ev veya evlatlarla ilgili konularda kadın ve erkek aynı haklara sahiptirler. Düşüncelerini birlikte açıklayarak anlaşmaya varırlar. Bu hususta ayette : “Eğer ikisi (anne baba), anlaşıp danışarak çocuğu sütten kesmek isterlerse kendilerine günah yoktur.) (22) buyrularak anne-baba eşit tutulmuştur.

Kadın hakları dediğimiz zaman bu ifade henüz insan hakları gibi bir terim ve deyim haline gelmiş ve içeriği insanlar tarafından bilinen bir söylem değildir. Bugünkü hukuk kültürü, kadın hakları şunlardır, erkek hakları da bunlardır diyerek henüz bir tasnif ve ayrım yapamamıştır. Feminizm modacılığı ismiyle kadın hakları olarak ortaya atılan şeyin ne olduğu meçhuldür. Aslında kadın-erkek ayrımı yaparak, cinsleri karşı karşıya getirmek yanlıştır. ancak günümüzün pozitivist-maddeci düşünüşü, sınıfçı, çatışmacı ve kampçı toplum anlayışı ile kadın ve erkek karşı karşıya getirmek istenmiştir. Bu düşünüş, sermaye ile emeği birbirine düşman yaptığı gibi kadınla erkeği, karıyla kocayı da ayrı cephelere ayırmıştır. Halbuki kadın hakları da, erkek hakları da insan hakları içinde vardır.

Bizim bu yazıda kadın haklarından özel olara bahsetmemizin sebebi ve kadının dini, ilmi, içtimai, iktisadi, siyasi ve ailevi bir takımın haklara sahip olduğunu söylememizin nedeni, islamın kadına değer vermediği, kadını ikinci sınıf vatandaş saydığı ve kadının erkek için yaratıldığı gibi birtakım yanlış fikirlerin ortaya atılmasıdır. Kadın İslam nazarında erkek gibi bütün haklara sahiptir; erkek doğarken imtiyazlı, avantajlı kadın ise dezavantajlı olarak yaratılmıştır düşüncesi, İslam’a ters düşen bir anlayıştır. İslam’da üstünlük, avantaj ve imtiyaz ancak takva ile olur. Cinsiyet, ırkiyyet ve hüviyet farklılıkları insana bir şey kazandırmaz. Kazandırmadığı gibi aynı zamanda kaybettirmez de. Kadınların erkekler üzerinde hakları kadar vazifeleri, vazifeleri kadar da hakları olduğu ayetten anlaşılmaktadır. (23) Buradan erkeklerin de kadınlar üzerinde hakları kadar vazifeleri olduğu ortaya çıkar. Zaten aynı ayette erkeklerin haklarının kadınların vazifelerinden bir derece fazla olduğu bildirilmektedir ki, bu aynı zamanda erkeklerin kadınlara karşı vazifelerinin de bir derece fazla olduğunu gösterir. Çünkü nimet – külfet dengesi hak ve vazife dengesini gerektirir. Ekmeden biçmek olmadığı gibi, vazife olmadan da hak ve alacaktan bahsedilemez. Kadınlar Cuma namazı kıldıklarında üzerlerinden öğle namazı sakıt olur. Yani Cuma namazı asıl (öğle) yerine geçer. Toplumun herhangi bir vazifesi ile görevlenmek ilk planda erkeğin işidir, kadının işi değildir, Cuma namazında olduğu gibi, üzerinde vacip olmasa bile, yaptığı takdirde caizdir, geçerlidir deriz. Yani kadının herhangi bir kamu görevini alması husussunda bir yasak mevcut değildir.

Eğer biz geçmişteki bazı üstatlara uyarak kadının velayet hakkı yoktur dersek ve bunu bugünküğ dünyada bir delile ayet ve hadise dayanmadan söylersek, bunun vebalinin altından kalkamayız. Fayda verelim derken zarar, kaş yapalım derken göz çıkarmış oluruz. Hiçbir alimin kendiliğinden bir şey söylemeye hakkı olmadığı gibi, yine kimsenin hiçbir kimseyi İslam dininden soğutmaya hakkı yoktur. İslamiyet kolaylık dinidir; zorlaştırılmaması, işin kolay kılınması husussunda birço9k ayet ve hadisler bulunmaktadır. Eşyada asıl olan da mübahlıktır. O sebeple herhangi bir konuda yasak bulunmadığı müddetçe o iş veya o şeyin yapılması veya kullanılması mübah kabul edilir. Kadınların öğretmen, hakim ve herhangi bir kamu görevini üstlenmesi husussunda ayette ve hadiste herhangi bir yasak yoksa, -ki yoktur- o takdirde kadının bu görevleri alması mübahtır diye hüküm verilir.

Kadın hakları derken aslında kadının vazifelerinden de bahsedilmesi gerekir. Çünkü hukuk hak ve vazifeyi, alacak ile borcu birlikte içerisine alan bir kurumdur. Böylece hukuk, iki kefeli bir teraziye benzer; onun iki cepheli ve iki taraflı olmasından dolayıdır ki, sembol olarak terazi alınmıştır. Hilmi Ziya Ülken’in İslam düşüncesi adlı eserinde söz ettiği gibi İslam hukuku hak ve vazife ikilisi üzerine oturtmuştur. Roma hukuku ise, sadece haklara objektif hak anlayışına dayanır. İslam hukuk mantığında her hakkın karşısında bir vazife ve her vazifenin karşısında da bir hak vardır. Kant’ın anlayışına göre ise, esas olan vazifedir. Bu bakımdan roma hukuku ile kant’ın anlayışı İslam hukukuna göre eksiktir. Çünkü İslam’da toplumum ayakta tutan kurul hak ve vazife dengesine dayanan hukuktur. (24)

Yalnız hak ve vazife terimlerine de dikkat etmek gerekir. Çünkü İslam hukukunda neye hak denilir ve neye vazife denilir, bugünkü hukukta ve kültürde hak nedir, vazife nedir, yoksa bunlar aynı şeyler midir, işte bu nokta çok önemlidir. Seçme ve seçilme hakkı dediğimiz zaman bugünkü düşünceyi ve zamanımızın siyasi kültürünün seçme ve seçilmedeki anlayışını dile getirmiş oluruz. Seçmek ve seçilmek bir hak mıdır, yoksa bir vazife midir? Buna yeniden bakmakta fayda vardır. Çünkü bunlar İslam nazarında bir hak değil, bir vazifedir. Bir alacak değil, bire borçtur. Onun için devletin herhangi bir kademesinde çalışan bir kimseye kamu görevi yapıyor diyoruz. O sebeple kamu ile ilgili bütün faaliyetler yerine getirilmesi gereken bir vazifedir, hak değildir. Burada hak ve vazife kavramlarını biraz fazla uzattık sanıyorum. Asıl konumuza dönecek olursak, kadın hakları konusunda şunu söylemek istiyorum. Kadın aynı erkek gibi İslam hukukunda hak ve vazifelere ehil olan bir mükellef–yükümlüdür.

----------

(19) Nisa 4/32
(20) Muhammed Hamidullah, İslama Giriş, İrfan yayınları, (ter: Kemal Kuşçu) İstanbul–1973, s. 213
(21) Bakara 2/230
(22) Bakara 2/233
(23) Bsakara 2/228
(24) Hilmi Ziya Ülken, a.g.e. s. 82

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr