Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

Küresel Kriz İçin Amerika Avrupa Asya Afrika ve Avustralyaya Mecburi bir Sesleniş -3-

EKONOMİK HAYAT Ekonomik olaylara gelince, bu da çalışma ve yaşama düzeninde alış-veriş yaparken, arada mal, para ve bir menfaat akışı olursa buna da ekonomik ol

Köşe Yazıları 29 Aralık 2011
Küresel Kriz İçin Amerika Avrupa Asya Afrika ve Avustralyaya Mecburi bir Sesleniş -3-

EKONOMİK HAYAT

Ekonomik olaylara gelince, bu da çalışma ve yaşama düzeninde alış-veriş yaparken, arada mal, para ve bir menfaat akışı olursa buna da ekonomik olaylar adı verilir. Mesela mal, para ve emeklerini bir bedel karşılığı değiştirip satanlar, iktisadi bir hareket ve davranış içerisinde bulunmuş olurlar. Ücret, kira ve kar dediğimiz bedel ve karşılıklar, bir sözleşme sonucu meydana gelen alış ve verişten başka bir şey değildir. Bu ekonomik olaylarda sosyal olaylarda olduğu gibi, almadan vermek ve vermeden almak olmaz. Böylece her bir iktisadi olay, hibe, bağış, miras ve intikal gibi özel durumlar müstesna, mutlaka bir bedel karşılığı meydana gelir. Karşılığı bulunmayan fazlalık, yani faiz, iktisadi bünyede aynı bir kanser gibidir. Kanser, biyolojik bünyede ne yapıyorsa, faiz de ekonomik bünyede onu yapar. Onun için para bizzat fayda vermediğinden yani paranın bizzat kendisi bir ihtiyacı tatmin etmesi için kullanılması mümkün olmadığından kiraya verilemez. Mesela kişinin kasasında bir yıl tuttuğu 10 milyon ile bankaya veya bir kimseye verdiği 10 milyon ödünç veya vadeli verilen para arasında kendisi açısından hiçbir fark yoktur. Onun kasasındaki para, artmayıp olduğu gibi kaldığı halde, bankaya ve kişiye verdiği para niçin artmış kabul edilerek bir kira ve fazla yani ilave bir para alınmaktadır, bunun bir açıklaması yoktur. Bugün bütün dünya faizli bir düzeni yaşadığına göre herhalde bunun mantıksal bir açıklaması olsa gerektir. Bize göre ise faizin meşruluğunu gösterecek zerre kadar bir tutamak bulunmadığı gibi, bizzat faizin kendisi haksız bir kazanç olup dünya krizlerinin asıl kaynağı da yine bizzat faizin kendisidir.  O sebeple para ancak ticari hayatta ve emek-sermaye ortaklığında olduğu gibi, bir risk taşıyorsa ancak o zaman bir getirisi olabilir. Mudarebe (emek-sermaye) ortaklığında zararı tamamen sermaye çeker. Emeğini koyan kişiye bir hasar olmuşsa onun ceremesini de o kendisi çeker. Yani ekonomi bir dengeler ilmi olduğu için, birisi sermayesinde kaybederse diğerinin de emeğinden kaybetmesi kadar daha doğal bir şey olamaz.   
        
Kapitalist anlayışların baş göstermeye başladığı XVI. Yüzyıla gelinceye kadar faiz, hiçbir din, hiçbir felsefe, hiçbir şahıs ve hiçbir kurum tarafından meşru görülmemiş, yasaklanmış ve haram kılınmış olduğu halde, ilk defa faiz, dünyada bir Fransız din reformcusu, Kalvenizm’in kurucusu Jean Calvin (1509–1564) tarafından meşru sayılmıştır. Calvin’in faizi meşru saymasından sonra Calvinistlerin beşiği olan Cenevre medeni kanunu, faizi yasallaştırdı. John Knox İskoçya'da ve 8. Henry İngiltere'de faiz yasağını kaldırdılar... Calvin’den 50 yıl sonra Calvinist liderlerden Claudius Salmosius ise faizin önündeki bütün engelleri kaldırdı. Ancak bu noktada şunu belirtmeliyiz ki, bu gün dünyada faiz işletmeciliğinin önde gelen dindarları Yahudilerdir ve Tevrat’ta onlara sınırlı bir izinden söz edilir. Sadece Yahudi olmayanlardan faiz alınabileceği, Yahudi’den asla faiz alınamayacağı yazılmıştır  ki, bu insanlar ve vatandaşlar arasında ayrımcılık yapmaktan başka bir şey olamaz ve bu Tevrat’ın sömürgeci karakterine bir işaret kabul edilebilir. Tevrat ve İncil’de bu konuda aynen şöyle denilmektedir:
      
"Para faizi olsun, zahire faizi olsun yahut ödünç verilen bir şeyin faizi olsun, faizle kardeşine ödünç vermeyeceksin. Yabancıya ise faizle ödünç verebilirsin; fakat kardeşine faizle ödünç vermeyeceksin."  Görüldüğü üzere Musevilikte, Yahudilerin kendi aralarında faizcilik yapmaları yasaklanmakta, fakat Yahudi olmayanlardan faiz alınmasında bir sakınca görülmemektedir.  İncil`de ise: "Eğer kendilerinden almayı ümit ettiğiniz kimselere ödünç verirseniz, ne mükâfatınız olur? Günahkârlar bile, günahkârlara karşılığını almak üzere ödünç verirler. Fakat düşmanlarınızı sevin, onlara iyilik edin ve hiç ümitsiz olmayarak ödünç verin; karşılığınız büyük olacaktır." , denilmektedir.
       
Kuran-ı Kerimde de “Faiz yiyen toplum, şeytan çarpmış-epilepsi hastalığına tutulmuş kimsenin krizler geçirdiği gibi krizlere yakalanır. Çünkü onlar, zaten alış-veriş de faiz gibidir, demişlerdi. Hâlbuki Allah alış-verişi helal, faizi ise haram kılmıştır.”, buyrulmaktadır.
      
Faizi meşru göstermeye çalışan batı ekonomistleri, bu konuda çok uğraş vermişlerdir. Enver İkbal Kureşi, ise “Faiz Nazariyesi ve İslam” adlı yapmış olduğu doktora tezinde bunların en makulü gibi görünen şu düşünceyi ileri sürdüklerini anlatır. Kişi, bir miktar parasını birisine veya bankaya mesela bir yıl süreyle verdiği zaman, o, bu zaman zarfında o parasını kullanma hakkından vazgeçmiş demektir. İşte bu kişi, parayı kullanma hakkını bir yıl ona vermiş ve kendisi bu zaman boyunca onu kullanma hakkından mahrum kalmıştır. İşte faiz, bunun karşılığıdır, demişlerdir. Makul ve mantıklı gibi görünen bu açıklama, aslından para kullanılmakla yıpranmadığı ve dolayısıyla değerinden bir şey kaybetmediği için bu açıklama yetersizdir. O zaman biz de tekrar edecek olursa şöyle deriz, bu para öyle bir araçtır ki, kendisine bir eylem, bir risk veya buna benzer bir şey ilave edilmedikçe bir değer meydana getiremez. Bu parayı veren kişi, bunu birisine veya bankaya değil de kendi dolabına koysa, bir yıl sonra dolabını açıp baksa parası üreyip çoğalacak mıdır? Burada parayı dolaba koymakla, bankaya koymak arasında ne fark vardır, hemen söyleyelim ki, hiçbir fark yoktur. Öyleyse dolaptaki para bankada olduğu zaman niçin artıp çoğalsın ki?
           
İktisadi olayların faydalı bir şekilde gerçekleşebilmesi için her iki tarafın da kazandım inancında olması yani gönülden hoşnut olmaları şarttır. Buna göre satıcı malımı sattım ve paramı aldım diye adeta sevinecek; alıcı da ihtiyacım olan malı buldum diye memnun olacaktır.

Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr