SOSYAL VE SİYASAL KRİZLERE TEK ÇARE BİLİMSEL OLMAKTIR

Bizim bakış açımıza göre bugün bilimsellik demek, yani ilmilik yani bilime mahsus olmak demektir. İlme ait, ilimle ilgili ve ilme has olan şeye ilmi denir. İlim

Köşe Yazıları 24 Haziran 2014
SOSYAL VE SİYASAL KRİZLERE TEK ÇARE BİLİMSEL OLMAKTIR

Bizim bakış açımıza göre bugün bilimsellik demek, yani ilmilik yani bilime mahsus olmak demektir. İlme ait, ilimle ilgili ve ilme has olan şeye ilmi denir. İlim ise öyle bir özelliktir ki, insana bunu yap, şunu yapma, buradan git, şuradan gitme der. İlim ile bilim arasında hiçbir fark yoktur; sadece birisi Arapça, diğeri de Türkçedir.

Her zaman söylediğimiz gibi, insan için birisi bilim, diğeri de din olmak üzere 2 bilgi kaynağı vardır. Bir iş, konu, olay ve herhangi bir şey hakkında bilinen şeye malumata ve hükümlere bilgi denir. Onun için sadece malumat sahibi, bilgi sahibi ve ahkamı-hükümleri bilenlere alim, bu bilginin niçin ve nedenlerini, illet ve sebeplerini de bilen tefekkür sahibi kimselere ise düşünür, adı verilir.

Bugün batının ve hatta tüm dünyanın, bunca krizlere çare bulamamasının ve çağın sosyal hastalıklarına reçete yazamamasının sebebi, ilim ile dini berber düşünüp bunları bir bileşke olarak uygulamaya koyamamış olmasıdır. Biz, irade alanına ve iradeye dayanan hareket ve davranışlara din ve dinsel derken, irade dışı olaylara da bilim ve bilimsel diyoruz.

İnsan bedeni bilimseldir, merkezi de kalptir. Beden irademiz dışında çalışır; onun için vücudumuzun kanun ve kuralları dinsel değil, bilimseldir. Bugünkü tabir ile söyleyecek olursak, biyolojiktir. Dış organlarımızın hareket ve davranışları ise irademizle olduğu için dinseldir ve merkezi de beyindir. Ancak beyin, batılıların anladığı manada et-beyin değil, ruh beyindir.

İnsanın bu bireysel taraflarının yanı sıra bir de dışarıda merkezi devlet olan sosyal bünye ile bağımlı bir hali vardır. İş bu kadarlıkla kalmıyor, bir de bu insan, hayvan, bitki ve cansız varlıkların üzerinde bulunan yerküresini çepe çevre kuşatan ve etkileyen bir kainat vardır. İşte bu varlıklar aleminin, kainatın ve bunların hepsinin merkezinde de veya her tarafında da Allah vardır. Kainatta cari olan kanunları, yani din ve bilim kanunlarını koyan da Allah’tır. Merhum Elmalılı üstadımızın ifadesiyle "Gerçekten Allah Teâlâ, âlemlerin rabbi olduğundan, kainatın hepsinde onun kanunları geçerlidir." (Hak Dini I, 126). Allah, devlet, beyin ve kalp bir an, bir an dahi durmadan hep çalışırlar ve hep faaliyet haldedirler.

Bilim alanında bilim kanunları, din alanında da din kanunları geçerli olur. Buna İslam terminolojisinde sünnetüllah adı verilir. Bilim, dinin yerine geçmediği gibi, din de bilimsel varlıklara uygulanamaz. Bilimsel varlıklarda Allah’ın koyduğu ve bizim irademizin dışında çalışan kanunlar esastır. Mesela cansız dediğimiz varlıklarda bilim kanun ve kuralları geçerli olur ve bunlarda atalet prensibi yani eylemsizlik kuralı vardır. Buna göre Kabe’nin kutu, aktap veya gavsların etrafında döndüğü kadar saçma bir şey olmaz. Çünkü Kâbe kendisine bir kuvvet tatbik edilmedikçe olduğu yerde kıyamete kadar durur.

Bu Batı medeniyetinin bir özelliği, fen bilimlerinde başarılı olurken sosyal bilimlerde o derecede başarılı olamamasıdır. Bu demektir ki, Rönesans medeniyeti, sosyal bilimleri bilimsel bir hale sokamamıştır. Bu ilimler, hep yaklaşımlardan ibaret kalmıştır.

Biz, ekonominin bilimselleşmesini istiyoruz, sosyolojinin bilimselleşmesini istiyoruz, siyasetin bilimselleşmesini istiyoruz. Toplumsal tarafı bulunan her düşünce ve hareketin bilimselleşmesini istiyoruz. Bilimselleşme demek, o alanda kendisine mahsus terim, tarif ve tasnifleri oluşmuş ve hiçbir tarafında bir çelişki bulunmadığı gibi, o alana ait bilgiler terminolojiyi hep aynı anlamda kullanırlar. Mesela kelam ve fıkıh birer ilimdirler; ama tasavvuf tüm tasavvufçuların ortak bir dili ve terminolojisi olmadığı için ilim olamaz. İlim olmadığı için de toplumsal olamaz, bireysel olarak kalır. O sebeple bugün tarikatların toplumsalmış gibi hareketlerde bulunması göz boyamadan başka bir şey değildir.

Alimlerin özel görüş ve düşünceleri ilim olamaz, bugün siyasette iktidar parti başkanlarının istek ve arzuları da kanun ve kural olamaz. Çünkü kanun ve kurallar, hukuk ve adalet herkese uygun geldiği için toplumsaldır ve bilimseldir.

Bugün Türkiye İslam alemi ve bütün dünya bilimsel bir hayata kavuştukları anda her türlü kriz ve hastalıklardan kurtulup huzur ve mutluluğun, refah ve saadetin yolunu tutmuş olacaklardır. İnşallah bütün insanlık bu konular üzerine eğilmeye başlar.

Bugün maalesef dernek, cemiyet, tarikat, parti, cemaat ve hükümet gibi toplumsal hareket yapan organların işleri yürütürken tam istişare yaptıkları ve işleri şura ile yönettikleri bilinmemekte ve görülmemektedir. Tam tersine istişare yapmadıkları ve şura esaslarını uygulamadıkları bilinmekte ve kurulların yapılacak işler için istişare değil, yapılmış işler hakkında bilgi alma gündemi ile toplandıkları görülmektedir. Bütün işleri başkanlar hiç kimseye danışmadan bizzat yapmakta daha sonra da toplantılarda üyelere bilgi vermektedirler. Bu yöntem ise İslam’a % 100 ter olan bir şeydir. Çünkü bireysel işlerde kişinin araştırıp içtihat yaparak hareket etmesi gerektiği gibi, toplumsal işlerde de görevlilerin istişare yapması farzdır. Çünkü Allah Kuranda şöyle buyurmuştur:

"Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever." (A İmran 3/ 159)

"Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler..." (Şura 42/ 38)

Netice olarak bu dünya, insanlık için eskimiştir, derde deva olamamaktadır. İnsanlar huzursuz ve mutsuzdur. Bunun aslı sebebi ise bu kültür bu medeniyet ve bu yapısal durumdur. Onun için yeni bir medeniyete, kültüre ve yapıya ihtiyaç vardır. İnsanlar toplumsal olan her şeyi ve her alanı bilimsel hale getirdikleri zaman ve tüm yönetimler de işlerini istişare ile yapıp şura prensiplerine uyarlarsa işte o zaman huzur ve mutluluğa giden kapı açılmış demektir.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr