"Kalbin aşk haliyle aklın bilimsel ilerleyişini bir araya getirmezsek bilgi eksik kalır"

Yazar Hayati Sır, kalbin aşk haliyle aklın bilimsel ilerleyişinin bir araya getirilmesi gerekliliğine vurgu yaptı.

Kültür - Sanat 5 Haziran 2021
"Kalbin aşk haliyle aklın bilimsel ilerleyişini bir araya getirmezsek bilgi eksik kalır"

Yazar Hayati Sır, kalbin aşk haliyle aklın bilimsel ilerleyişinin bir araya getirilmesi gerekliliğine vurgu yaparak, "Aklın bilgisini tek başına alırsak akıl şaşar ama kalp şaşmaz." dedi.

Henüz 12 yaşındayken yazı hayatına şiirle başlayan Hayati Sır, yarım asrı aşkın yazarlık hayatında kaleme aldığı kitaplarda, dijital alandaki gelişmeleri yakından takip ederek, yapay zeka, teknolojik tekilliği, dijital ölümsüzlük ve nesnelerin interneti gibi konuları ele aldı.

Aralarında "İyiliğin Kılıcı", "Sonsuz Bir Aşk ve Kıyamet Zamanı", "Ruhun Aşk Hali", "Kıyamet Öncesi Alem Bilgisi ve Dijital Virüs" ile "Dijital Ölümsüzlük ve Ruh"un bulunduğu 14 kitaba imza atan Sır, son çıkan yeni eseri "Ruh İyiliği"nde de bugünün olaylarını mikro ve makro alemler, yapay ve doğal hayat ile dijital çağ üzerinden değerlendiriyor.

"Mümkün olduğu kadar konuları sıçramalı yazıyorum"
Hayati Sır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalem tuttuğu ilk günden bu yana hiç durmadan okuduğunu ve yazdığını dile getirerek, ilk dönemlerinde birçok şiir kitabını edebiyatseverlerle buluşturduğunu anlattı.

Şiir yazdığı dönemde Ece Ayhan, Fazıl Hüsnü Dağlarca, İlhan Berk, Edip Cansever ve Turgut Uyar'la edebiyat sohbetleri yaptıklarını aktaran Sır, yazar Ahmet Soysal'la birlikte 15 yıl boyunca Türkiye'nin ilk felsefe şiir dergisi "Beyaz"ı çıkardıklarını söyledi.

Sır, roman ile hikayenin kendisine göre bir tür olmadığını ve yeni bir şeyler yazmanın gerekliliğine inandığını ifade ederek, "Şiir, bana çok yeni gelir. Çünkü şiiri yazarken kelimelerin üzerindeki bütün eski izleri silerim. Kelimeleri tekrardan bakir hale getiririm. Sanki o kelimeleri ilk defa ben yazıyormuşum gibi şiir yazarım. Bu bir sıçrama, umut, dikey bir yükselme getirir. Hikaye ve roman düzyazı üstünde yataydır. Yatay hayat da beni sıkar. Dikey hayat ise her an Rabbimle ilişki, huzurda olma halidir." dedi.

Şiirden sonra Kur'an-ı Kerim üzerine yoğunlaştığını belirten Sır, "Bundan sonra 'kıblesi olmayan şiirleri yayınlamayacağım.' dedim. Çünkü şairler, biliyorsunuz sözün ihtişamına kapılıyor. Şiirin ihtişamına kapıldığı zaman şairin ucu açık. O yüzden bayağı önemli şiirlerimi yayınlanamadım, bu kitaplar duruyor." diye konuştu.

Yaklaşık 14 yıldır tasavvuf kitapları yazdığına işaret eden Sır, "Tasavvuf kitaplarını yazarken şiirden geldiğim için mümkün olduğu kadar (konuları) sıçramalı yazıyorum. Yani izahat ve mesel yok. Çünkü izahat ve mesel zamanı geriye götürüyor. Halbuki mümkün olduğu kadar yeni olanı yazmamız lazım. Yeni olan da geleneği barındırıyor içinde. Ama yeni olanın birazcık da fütürist olması lazım." ifadelerini kullandı.

"Herkes farklı dilde konuşuyor ve bütünü kaybettiler"
Hayati Sır, Kur'an-ı Kerim'in her an yeni ve canlı olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:

"Mümkün değil ama yazdıklarımda da (Kur'an-ı Kerim'deki gibi) 'bu üslubu nasıl örnek alabilirim' diye sıçramalı yazdım, tasavvuf ve aşk diliyle. Yani iman nuru bizi genişlettikçe, kainat genişlemesi gibi aklımız da genişledikçe, onun içine bütün disiplinler girmeye başladı. Disiplinler arttıkça bilimi, fiziği okuyunca kuantum fiziğini de okumaya başladım. Fizikle dini, teolojiyi birleştirdim. Bilimle uğraşanlar dini bilmiyor. Bizim ilahiyatçılar da bilimi bilmiyor. İkisi de ayrı kutup. Bunu iç içe geçirmek için 14 kitap yazdım ve dağlara çekildim bekliyorum."

Modern zamanlarda ihtisaslaşmanın tevhit anlayışını bozduğunu söyleyen Sır, "Yani şu an bugün kimse birbirinin dilini anlamıyor. Herkes farklı dilde konuşuyor ve bütünü kaybettiler. Ne olup ne bittiğini görmüyorlar." değerlendirmesini yaptı.

Sır, bugün her şeyin doğal halinden koparılıp yapay hale getirildiğini vurgulayarak, şu açıklamalarda bulundu:

"Farklı disiplinleri Kur'an'la iç içe okudukça ve Kur'an'ın gerektirdiklerini hayatınızda uyguladıkça zihninizde inanılmaz açılımlar oluyor. O zaman bugün yapılmak istenenleri görüyorsunuz. Kudüs'te, Gazze'de yaşananlara baktığınızda, kimse bugün 'ne için tapınak kurulmak isteniyor?', 'ne için Mescid-i Aksa yıkılmak isteniyor?' gibi bir soru sormuyor. Sadece tarihçeyi anlatıyorlar. Tevrat diyor ki, 'İsrail devleti kurulduğu andan itibaren 74 yıl sonra eğer tapınağı yapmazsanız İsrail devleti yok olacaktır.' Bu 2022'ye tekabül ediyor. Tapınak yapıldıktan sonra büyük İsrail Devleti kurulacak, Dicle'den Fırat'a kadar. Bugün birçok Arap ülkesini de kendilerine bağladılar. Şu anda biz yapayalnız kaldık. Türkiye dışında ayakta durmaya çalışan ve onlara söz söyleyen kimse kalmadı. İnşallah bir uyanış olacak. İşte burada her Müslüman için bir imtihan başlıyor. Yani biz bugün bu korku pandemisinde pes mi edeceğiz? Yoksa iman, ilim nurumuzla kıyam mı edeceğiz ? Bütün bu imtihanları vermemiz için imanımızın ihlaslı olması lazım. Bizi ayağa kaldıracak kadar Allah'a teslim olmamız, yani takva sahibi olmamız lazım."

Mescid-i Aksa'nın birçok metafizik sırra sahip olduğuna da dikkati çeken Sır, şunları kaydetti:

"Orada olanları tarihsel süreçten anlayamazsınız. Bunlar da yazılı. Osmanlı arşivlerinde Süleyman Tapınağı ile ilgili o kadar belge var ki, açın okuyalım. Bu insanların yani Tapınakçılar'ın diyelim, Mescid-i Aksa'yı yıkma isteğinin asıl nedeni o alandır, Muallak Kayası'dır. Muallak Kayası olmadan tapınaklarını yapamazlar. Dante'nin 'Cehennem'ini okusunlar. Ne kadar yıl önce açık açık bunları yazmış. Muallak Kayası, gökyüzünün ve yeryüzünün buluştuğu noktadır. Peygamber Efendimizin miracı da Muallak Kayası üzerinde olmuştur. Son yazdığım 3 kitapta da bir sürü bilgi veriyorum. İşte bütün bunlar üzerinden bugüne bir kuş bakışı bakmak lazım."

Hayati Sır, olaylar arasında ilişki kurulamadığını, bu yüzden günümüz insanının muhakeme gücüne ihtiyacı olduğu yorumunu yaparak, "Yani Kudüs'le, aşıyla, Mescid-i Aksa'yla, yapay etle, birbirleri arasında ilişki kuramıyorlar. 'Bunlar birbirinden kopuk konular' diyorlar. Hayır hepsi irtibatlı. Anlamak için ilim durumunuzu açık hale getireceksiniz. Mümkün olduğu kadar kitap okuyacaksınız. Dijital medyadan aldığınız bilgilerden uzak duracaksınız. Çoğu manipülasyondur. Kainatın ahengiyle de irtibat kuracaksınız. Ahenk bir tarafta, dijital kaos öbür tarafta. Bu ahengin bozulması için bütün bu hayat dijitalleştiriliyor." şeklinde konuştu.

"Biz Müslümanız ve ilim sahipleri olmaya çalışacağız"
Virüs salgını dahil yaşanan birçok şeyin 15, 20 yıl önceki Hollywood filmlerinde de yer aldığına işaret eden Sır, "Bugün olanları bilimsel makalelerle değil, romanlarla yazdılar. 20 yıl önce gösterilen bu şeylere karşı tedbir alındı mı, bunu sormak lazım. Virüsle ilgili simülasyon gösterisi bundan 4 yıl önce ABD'de yapıldı, gizli değil bu. Bütün bu bilgiler vardı ve bütün dünya bu tedbiri almadı. Aşılarla da ilgili o kadar çok konuşulan konu var ki, bununla ilgili artık kitaplar da basılıyor. Bu kitapları da okumak lazım. Okumuyoruz. Neden okumuyoruz? Çünkü elimizdeki akıllı telefondan ne söylüyorsa ona inanıyoruz." dedi.

Sır, yapay zeka üzerine de düşünülmesini gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugünün sorunu şu, bilim, maalesef artık küresel şirketlerin bilimi oldu. Biz Müslümanız ve ilim sahipleri olmaya çalışacağız. Şu an bilim neyse ilim o değil. İlim sahibi olmak, tevhit bilgisini gerektiriyor. Tüm amacım, kitaplarda anlatmak istediğim şu, bizim için tevhit, akıl ile kalbin birlikteliğidir. Aklın bilgisini tek başına alırsak akıl şaşar. Ama kalp şaşmaz. Kalp, vahyin ana yurdudur. Kalbi aşk haliyle aklın bilimsel ilerleyişini bir araya getirmezsek bilgi eksik kalır. Bugün insanları uyandırmak için yeni bir dil lazım. Olan bitene, Kur'an'a bugünden bakmak lazım. Kur'an'a bugünden baktığımızda o kadar çok işaret var ki her anlamda. Bıkmadan usanmadan her türlü okuyacağız. Toprağa sahip çıkacağız. Takva sahibi olacağız. Son ana kadar kıyamet kopacağını bilsek elimizdeki fidanı toprağa ekeceğiz. Bize düşen bu."

"Ruh İyiliği" kitabında dijital çağı da karanlık çağ olarak nitelendiren Sır, bugün büyük şirketler tarafından her şeyin sentetikleştirilerek yapaylaştırıldığını, yaşanan her olayın da birbiriyle bağlantılı olduğunu kaleme aldığı 14 kitabında anlatmaya çalıştığını sözlerine ekledi.

Benzer Haberler
Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr