Kültür – Sayı 321
Bir Ünlü - Ahmet Kara (1870-1902) Türk, güreşçi. İlk dünya güreş şampiyonluğunu kazanmıştır. Bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Deliorman'ın Hezargra
Bir Ünlü - Ahmet Kara (1870-1902)
Türk, güreşçi. İlk dünya güreş şampiyonluğunu kazanmıştır.
Bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Deliorman'ın Hezargrad kasabasında doğdu. Küçük yaşta güreşe başladı. Döneminin ünlü pehlivanlarından Hergeleci İbrahim'in çırağı olarak yetişti. Kuvveti ve güreş yeteneği sayesinde kısa zamanda adını duyurdu. Hayatının en başarılı güreşlerini yurt dışında yaptı. 1897'de öğretmeni Hergeleci İbrahim ile birlikte ilk kez Avrupa'ya gitti ve orada yaptığı tüm güreşleri kazandı. 1899'da XX. yy'a giriş nedeniyle Paris'te düzenlenen büyük fuar dolayısıyla yapılan ilk dünya güreş şampiyonluğu müsabakalarına katıldı. Bu şampiyonada dünyanın en seçkin güreşçilerini birbiri peşisıra yenerek ilk resmi dünya şampiyonluğunu kazandı. İstanbul'a döndüğünde padişah II. Abdülhamid tarafından Osmanî Nişanı ile ödüllendirildi.
Bir Hikaye - Kızılderili Hikâyesi
Bir gün New-York'ta bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar.
Gruptan biri, Kızılderili'dir. Yolda yürürken Kızılderili, onca insan gürültüsü, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardiğı gürültü ve korna sesleri arasından, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek o böceği aramaya başlar. Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyulamayacağı nı, Kızılderiliye öyle geldiğini söyleyip yollarına devam ederler. Ama içlerinden bir tanesi inanmasa da, Kızılderili'yi yanlız bırakmamak için onun ile böceği aramaya devam eder..
Kızılderili, yolun karşı tarafina doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder. Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında bir cırcır böceği bulurlar. Arkadaşı, Kızılderili'ye 'Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun?' diye sorar.
Kızılderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya lüzum olmadığını söyleyerek, arkadaşından kendisini takip etmesini ister.
Kaldırıma çıkarlar, Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, ceplerinden para düşürüp düşürmediklerini kontrol eder. Kızılderili, arkadaşına dönerek: 'Mühim olan, nelere kıymet verdiğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin. ' der.
Bir Açı - Bakış Açısı
Dr.Paul Ruskin, öğrencilerine, yaşlanmanın psikolojik etkilerini
öğretirken onlara şu olayı okur:
"Hasta ne konuşuyor, ne söylenenleri anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor.
Zaman, yer veya kişi kavramı yok. Sadece kendi adı söylendiğinde tepki veriyor. Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor, ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri yok, yiyeceklerinin püre halinde verilmesi gerekiyor. Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde, yürüyemiyor ve uykusu düzensiz. Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor."
Bu olayı okuduktan sonra, Ruskin öğrencilerine böyle birinin bakımını isteyip istemediklerini sorar.
Öğrenciler bunu yapamayacaklarını söylerler.
Ruskin kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar.
Daha sonra Ruskin, hastasının fotoğrafını dolaştırmaya başlar. Fotoğraftaki, doktorun 6 aylık kızıdır.
Dr. Ruskin "Amerikan Tıp Birliği Dergisindeki" makalesinde, yanlış anlamanın, insana nasıl farklı bir bakış açısı kazandırdığını anlatmaktadır...
Bir Ülke – Seborga
Resmi İsmi: Seborga Prensliği
Kendi Dilindeki İsmi: Principato di Seborga
Kıta: Avrupa
Başkent: Seborga
Nüfus: 400
Para Birimi: Luigino
Dil: İtalyanca, Fransızca, Liguryanca
Din: Katolik-Hıristiyanlık
Seborga Prensliği, İtalya-Fransa arasında, 4 km2'lik bir alana hükmeden küçücük bir ülke. Ülkenin kuruluşu 954'tür. Ülkenin kendine has para birimi, dokuz kişilik bir emniyet teşkilatı mevcut. Vatandaşlarına kendi pasaportlarını veren BM'ye üye olmayan kendi halkı tarafından bağımsız kabul edilen ve İtalya topraklarında bulunan bir ülkedir. Bölge halkı 1995'te yaptığı referandumla bağımsızlığını ilân etmiştir. İtalya'ya göre bu ülkenin “prenslik” statüsü semboliktir ve egemenlik olarak tamamen kendisine aittir. Bölge İtalyan'ın idarî bil bölgesidir. Zaten kolluk, genel sağlık, telekomünikasyon, okul servisleri ve diğer tüm kamu hizmetleri İtalya tarafından sağlanmaktadır ve Seborga halkı da İtalyan ulusal seçimlerinde oy kullanmaktadırlar.
Bir Bilgi - Ateizmin çöküşü
81 yaşındaki İngiliz felsefe profesörü Anthony Flew, 15 yaşında ateist olmayı seçmiş ve adını akademik alanda ilk olarak, 1950 yılında yayınladığı bir makaleyle duyurmuştu. Sonraki 54 yıllık sürede, eğitim vermekte olduğu Oxford, Aberdeen, Keele ve Reading Üniversiteleri ile ziyaret için bulunduğu çok sayıda Amerikan ve Kanada üniversitesinde, tartışmalarda, kitap, ders ve makalelerde ateizmi savundu. Ancak Flew, birkaç yıl önce, bu yanılgısını terk ettiğini ve evrenin yaratılmış olduğunu kabul ettiğini açıkladı.
Bu köklü karar değişikliğinde etkili olan şey, modern bilimin yaratılış hakkında ortaya koyduğu açık ve kesin kanıtlar. Flew, yaşamın bilgiye dayalı kompleksliği karşısında, hayatın gerçek kökeninin bilinçli tasarım olduğunu gördü ve 66 yıl boyunca savunduğu ateizmin, çökmüş bir felsefe olduğunu kabul etti.
Flew'ü etkileyen yaratılışçı bilim adamlarından fizikçi ve moleküler biyolog Gerald Schroeder, “Tanrı'nın Saklı Yüzü” başlıklı kitabında şunları yazmaktadır:
“Tek bir bilinç, evrensel bir akıl, tüm evreni kaplamaktadır. Atomaltı maddenin kuantum doğasını araştıran bilimin bulguları, bizi hayranlık uyandırıcı şu kabulün eşiğine getirmiştir: tüm varlık, bu aklın bir dışa vurumudur. Laboratuarlarda bunu, ilk başta enerji olarak ifade edilmiş sonra madde formunda yoğunlaşmış bilgi olarak gözlemliyoruz. Atomdan insana kadar her bir parçacık, her varlık; bir bilgi ve akıl seviyesi ortaya koymaktadır”.