Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

Kültür Tarih - 314

BİR BİLGİ - ABD Meclisi'nde Kanuni portresi Amerika Birleşik devletlerin başkenti Washington'da bulunan Capitol, Millet Meclisi binası olarak devletin ilk cumh

Tarih 14 Ocak 2012
Kültür Tarih - 314

BİR BİLGİ - ABD Meclisi'nde Kanuni portresi

Amerika Birleşik devletlerin başkenti Washington'da bulunan Capitol, Millet Meclisi binası olarak devletin ilk cumhurbaşkanı olan George Washington tarafından inşa ettirildi.
 
(1792-1795) Capitol, yaptırıldığı dönemden itibaren zaman zaman tadilatlar geçirdi ve ilavelerle genişletildi. 1945 yılında meclis binası ıslah heyeti yeni bir düzenlemeyle Temsilciler Meclisi galerisine dünyaca ünlü kanun yapıcıların portrelerinin konulmasını kararlaştırdı.
ABD Kongresi tarafından onaylanan kararın ardından uzmanların araştırmaları neticesinde dünyanın büyük kanun yapıcılarından 23 isim tespit edildi ve mermer plakalar üzerine portreleri yapıldı.

Bu kanun yapıcılar arasında 'Kanuni 'ünvanıyla anılan I.Süleyman'ın portresi de yapıldı. Sivil ve askeri alanda yaptığı kanuni düzenlemelerden dolayı Kanuni ünvanıyla anılan I.Süleyman’ın portresi Temsilciler Meclisi'nin toplantı salonunun duvarında büyük kanun yapıcıların arasında yerini aldı.

Kanuni'nin portresini dönemin meşhur heykeltıraşlarından Joseph Kiselewski yapmıştır.


BİR FIKRA - Ya İçinde Ben Olsaydım

Hoca, bir sabah fırtına sesi ile uyanmış.Pencereden dışarı bakmış, ne görsün! Kuruması için ipe astıkları gömlek düşmüyor mu!
Başlamış bağırmaya:"Hatun kalk kurban kesmemiz lazım."Sabahın körü neye uğradığını şaşıran kadın telaşla sormuş:
- Kurban nereden çıktı efendi.
- Gömleğim, gömleğim ipten düştü.
- Gömlek düştü diye kurban kesildiği nerede görülmüş?
- Deme öyle hatun, ya içinde ben olsaydım!


BİR ŞİFALI BİTKİ - Adaçayı

Adaçayı bedeni güçlendiriyor, gazları yok ediyor.

Adaçayını düzenli ve günlük tüketiminde aşırıya kaçmayarak tüketildiğinde tüm bedeni güçlendiriyor, kalp krizi tehlikesini azaltıyor, hasta karaciğeri olumlu etkiliyor ve vücuttaki gazları yok ediyor. Kan temizleyici etkisinin yanında solunum organları, mide ve bağırsakları rahatlatıcı özelliklerini de taşıyor.

Adaçayı dıştan uygulandığında, yaprağın tozu uygulanıyor. Çalkalama ve gargara yaparak bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş eti iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde faydalı etkisini gösteriyor. Düzenli adaçayı tüketildiğinde çocuklarda ve yetişkinlerde bademcik ameliyatına gerek kalmayabiliyor.


BİR HİKÂYE - Kim Fakirmiş?

Günlerden bir gün, zengin bir baba oğlunu köye götürdü. Bu yolculuğun tek amacı vardı, insanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek.

Çok fakir bir ailenin çiftliğinde birkaç gün geçirdiler. Yolculuktan döndüklerinde baba oğluna sordu:
“İnsanların ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?”
“Evet!”
“Ne öğrendin peki?”
Oğlu cevap verdi:
“Şunu gördüm; bizim evde bir köpeğimiz var , onlarınsa dört. Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var , onlarınsa sonu olmayan bir dereleri.Bizim bahçemizde ithal lambalar  var , onlarınsa yıldızları. Bizim görüş alanımız ön avluya kadar ,  onlarsa bütün bir ufku görüyorlar.”

Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı. Oğlu ekledi:
“Teşekkürler baba , ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!”


BİLGİNİZ OLSUN

-Ampulü icat eden Thomas Edison karanlıktan korkardı.

-Kürdan, Amerikalıların boğulmasına en fazla neden olan nesnedir.

-İtalyan bayrağının tasarımını Napoleon Bonaparte yapmıştır.

-Kağıt parçalar ilk kez Çin 'de kullanılmıştır.

-Ketçap önceleri ilaç olarak kullanılıyordu.

-Uzay yolculuğunda taşınacak her kilo için gerekli olan yakit miktarı 530 kg'dır.


Koku Tarihi

-Yavuz Bahadıroğlu
1851’de Londra’da düzenlenen “I. Uluslararası Fuar”a Osmanlı’nın gönderdiği ürünler arasında “koku koleksiyonu”nun olması ve bu koleksiyondan İngiliz basının övgüyle söz etmesi, bu konuda bir fikir verebilir.

Edirne sabunu bu sergide “nefaset ödülü” almıştı. Benzer bir fuar da 1855 yılında Paris’te düzenlendi. Osmanlı, uluslararası bu fuara çeşitli ürünlerin yanı sıra bir “koku standı” da açtı. Parisli kadınlar tarafından stand âdeta yağmalandı. Birkaç kez dolup boşaldı. 1862’de Londra’da açılan “II. Uluslararası Fuar”da ise Osmanlı ürünleri 83 madalya ile 44 mansiyon aldı.

Bizim Topkapı Sarayı Müzesi ile Paris’teki Louvre Müzesi’nde birer “Osmanlı koku arşivi”nin bulunması boşuna değil.

Anlayacağınız, hayatı kültürle iç içe sokan anlayış, “güzel koku”yu da icat edip geliştirdi. Batı’nın tüm icatları teknoloji alanındaki iken, bizimki genelde “hayata dair” oldu...

Onlar bize teknoloji sundu, biz “güzel yaşamanın sırları”nı öğrettik.

Bu anlamda pek çok güzelliğe imza attık. Pek çok konuyu da kültüre dönüştürdük: “Koku kültürü” bunlardan sadece biri...

Avrupa farkında olsa da olmasa da, bugün Avrupa’yı olumlayan güzelliklerin önemli kısmında izimiz var. Gerçi onlar inkâr ediyor ama hakikat değişmez: Tuvalet ve banyo kültürünü bile bizden aldıklarını biliyoruz.

Tuvalet kültürünü Avrupa, Osmanlı’dan almıştır.

Öte yandan, “Temizlik imandandır” anlayışının bir ürünü olarak, Osmanlılar bazıları sanat ve estetik açıdan da “şaheser” olan hamamlarla şehirlerini donatırken Avrupa, insanı yıkanmayı “günah” sayıyordu. Çünkü yıkandığı takdirde vaftizden çıktığına, bu yüzden cehenneme gideceğine inanıyordu.

Osmanlı’nın su ile bütünlenmiş hali, 1552 yılında Osmanlılara esir düşüp, üç yıl boyunca Kaptan-ı Derya Sinan Paşa’nın yanında kalan ve bu süre içinde kölelikten hekimliğe yükselen İspanyol Pedro’nun kaleme aldığı, “Kânunî Devrinde İstanbul” isimli kitabında şöyle anlatılır:

“İspanya’da ömrü boyunca iki kere yıkanmış hiçbir kadın ve erkek göremezsiniz. Türkler ise sık sık yıkanırlar. Türk hamamlarında bol su harcanır. Dünyada İstanbul kadar çeşmesi olan hiç bir şehir yoktur, her sokakta muhakkak bir çeşmeye rastlanır.”

Bu durum sadece İspanya’ya has bir durum değil, o dönem Avrupa’sında geçerli bir yaşam biçimidir. Zaten o dönem Avrupa’sında, doktorlar banyo tavsiye etmedikçe yıkanmanın sağlık açısından son derece zararlı olduğuna inanılırdı.

Doktor John: “Kulaklara su kaçırmamak şartıyla sadece başınızı yıkayabilirsiniz” diyordu.

Jean de Renoe isimli başka bir doktor ise “Sadece ellerinizi ve ayaklarınızı yıkamanızda bir mahzur yoktur; başa su sürmek, son derece tehlikelidir. Unutmamalıdır ki, başa sürülen su, her türlü derdin kaynağıdır” görüşünü savunuyordu.

Yazar Theophrashe Renaudot, su konusunda daha temkinliydi: “Doktorlar tavsiye etmedikçe banyo yapmak sadece lüzumsuz bir hareket değil, tehlikelidir de... En büyük zararı da müstakbel annelerin karınlarındaki hayat meyvelerini yok etmesidir.”

XVI. yüzyılda Aziz Benedik, “Banyoya, ancak bazı durumlarda izin verilebileceğini” söylüyordu.

Aziz Francis ise “Yıkanmamış vücut dindarlığın işaretidir” diyerek, yıkanan Hıristiyanları neredeyse “kâfir” ilan ediyordu:

İspanya Kraliçesi İzabel, biri doğumunda, diğeri gerdek gecesi olmak üzere, tüm hayatında sadece iki kez yıkanmış olmakla övünüyordu.

Yani Avrupalının, “suya sabuna dokunmama” geleneğinin bir de “dinsel” boyutu var...

Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr