Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

Millet Gazetesi Kültür Sayfası – Sayı 326

Bir Hikâye- Sevgi ve Sadakat Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.

Tarih 5 Nisan 2012
Millet Gazetesi Kültür Sayfası – Sayı 326

Bir Hikâye- Sevgi ve Sadakat

Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar. Hemşireler, önce pansuman yapmışlar ve :

'Biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini' söylemişler.

Yaşlı bey huzursuzlanmış; "Acelesi olduğunu, röntgen istemediğini" söylemiş.

Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.

"Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum" demiş.

"Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz" deyince, yaşlı adam üzgün bir ifade ile:

"Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor, hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor" demiş.

Hemşireler hayretle:

"Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyor sunuz?" diye sormuşlar.

Adam buruk bir sesle:

Ama ben onun kim olduğunu biliyorum…


----------------------------------


Sevda’ca - Gitmek

Bazen gitmektir çözüm, ardına bakmadan kaçmak uzaklaşmaktır olabildiğine...  Çünkü yokluğundur daha doğrusu varlığından... Geride bıraktığın ölürcesine sevdiğinden...  Çünkü bazen vaz geçmek, vaz geçebilmektir sevdiğine açtığın mutluluk kapısı ve unutmamalıdır ki, sevilen eğer gitmek zorundaysa giden vaz geçiyor vazgeçebiliyorsa tüm her şeyden, daha çok seviyordur vazgeçtiği sevgisini sevdiğini kendinden. ..
 
Bakıyor, ama göremiyor; görüyor, ama gidemiyor;  yakınlaşıyor,  ama dokunamıyor; hissediyor, ama dilinin ucunda, söyleyemiyor, bir o kadar yakın ve kilometrelerce uzak..

Ve herşeye rağmen seviyor ve sevgisi için vaz geçiyor ve bu vaz geçiş bir pes ediş değilse aslında, olması gereken, sevdiğine bir lutuf, bir armağansa gidişi yokluğunda herkes, her şey daha düzgün, mutlu en önemlisi...  Sevdiğine sorunsuz bir hayat sunuyor ve onun mutluluğu için gidiyorsa, bu giden,  tek amacı, tek beklentisi, gayesi mutlu edebilmekse, geride kalan uğuruna kendinden bile çok sevdigi sevdiceğine, can parçasını...

Bu amaç uğurunda hiç düşünmeden gözünü kırpmadan harcayabiliyorsa kendini, yalın ayak koşabiliyorsa ateşe ve o ateş değil de, uğuruna her şeyden vaz geçtiği, arkada, arkasında bıraktığı, bırakmak zorunda kaldığı bir tanesinin özlemi kavuruyorsa yüreğini, bedenini... Ama bu acı sevdiğine karşı bir söz bir saadet sözü sayıyor, ibadet edercesine tapıyor, gözleri doluyor dolu-dolu bakıyor ama anlatamıyor, dile getiremiyor ve gidiyorsa sessizce, ıssızca uzaklaşıyorsa sevdiğinden sevdiceğinden...

Onu yargılamadan bir kere durup düşünmek gerek ya gerçekten gitmek zorundaysa giden ya onun yokluğu kalana bir armağan bırakıp kendi enkazına doğru gidiyorsa ıssızca sessizce...
 
Kimbilir gitmek kimine göre bir kaçıştır belkide ama, bazende vaz geçebilmektir, uğuruna, aşkından, ondan, kendinden ve bazen en doğrusudur belkide gitmek... Amaç onu mutlu etmekse taa ki, kalmakla gitmek arası bir yaşam keşfedilene dek gitmek en doğrusudur bazen.

Şimdi sen söyle: kalmak mı, gitmek mi çözüm sence?

Sevda Mustafa DİKELLALI


---------------------------------


Bir Şiir - YAŞASIN BÜYÜK MÜSELLİM KÖYLÜ FAİK AMCA

Köyü bağlıdır güzel bir ile,
Köyünde değer verilir birlik beraberliğe.
Görmüşler binlerce çile,
Örf ve adetleri, dolaşır dilden dile.

Almış eline sazı,
Arkadaşı çalıyor cazı.
Köyünde, yoktur doğal gazı,
Misafire keser kazı.

Denizde balık ağları,
Kara üzüm bağları.
Geçti gençlik çağları,
Rodop sıra dağları.

Yetişti bir büyüğümüz anca,
Attı işine kanca.
İşinde çalışır canca,
Yaşasın Müsellim köylü FAİK AMCA.

Ramadan EDİRNELİ
Büyük Müsellim Köyü


----------------------------------


Bir Temizlik Kuralı - Cep Telefonu temizliği

Doktorlar, sürekli elle temas edilen cep telefonlarının temizlenmemesi halinde hastalık bulaştırdığını belirtiyorlar. Gündelik hayatta sürekli kullanılan cep telefonlarının yararının yanı sıra hastalık da saçabildiklerine dikkati çeken doktorlar, telefon üzerinde üreyen bakterilerin ağza, buruna girdiğini ve o bölgelerde enfeksiyona neden olabildiğini ifade ediyorlar.

Cep telefonlarının, mikroorganizmaların tutunarak üreyebildikleri iyi bir yüzey olduğuna işaret etmektedirler. Cep telefonları tıpkı klozet kapakları, kapı kolları gibi mikroorganizma yuvalarıdır. Günlük hayatımızda elimizi dokundurduğumuz pek çok yerden aldığımız mikroorganizmalar, ellerimiz aracılığıyla cep telefonlarına geçiyor. Cep telefonları da belirli bir ısı yayıp, sıcak oldukları için mikropların rahatça üremelerine olanak verir. Bunlar da özellikle hassas yerlerde enfeksiyon yayılmasına neden oluyor. Diğer bir deyişle cep telefonları mikropları ağıza ve buruna iten iyi bir yüzeydir. Özellikle açık bir yara veya sivilce varsa orayı mikroba boğar. Bu nedenle kişiye özel cep telefonlarının, başkası tarafından kullanılması durumunda hemen dezenfekte edilmesi gerekiyor. Hiç kimsenin eli mikropsuz değildir. Cep telefonları, mikrobik hastalıklardan korunmak için her gün temizlenmelidir. Sadece kişinin kendisinin kullandığı telefon ise yine sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez temizlenmelidir. Bu dezenfekte işlemi için aşındırıcı etkisi olmayan ıslak mendiller kullanılabilir. Ayrıca cep telefonlarına özel dezenfektan mendiller de kullanılabilir.


--------------------------


Bir Bilgi – Paskalya

Paskalya sözcüğünün kökeni İbranice Pesah kelimesine dayanır. Latince ve Yunancaya İbraniceden geçen bu kelime "dokunmadan geçmek" anlamına gelir.

Paskalya (Yunanca: Πάσχα), Hıristiyanlıktaki en eski ve en önemli bayramlardandır. Hıristiyanlara göre İsa'nın çarmıha gerildikten sonra 3. günde dirilişi kutlanır.

Doğu ve Batı kiliseleri arasında farklılıklar olmakla beraber, Paskalya dönemi yaklaşık olarak Mart sonundan Nisan sonuna kadar olan dönemdir. Her sene sabit bir tarihte gerçekleşmeyen ve dünya kiliselerinin çoğunda Pazar günü kutlanan Paskalya Günü ise Diriliş Pazarı ya da Diriliş Günü olarak da adlandırılır.

Paskalya tüm Hıristiyanlar tarafından kutlanır. Yaygın olarak kiliselerde düzenlenen ayinlerin dışında, kutlandığı ülkeye göre değişik gelenekler vardır. Bunlar arasında en yaygını şahısların birbirine genellikle çikolatadan yapılan Paskalya tavşanı ve Paskalya yumurtası hediye etmesidir.

Paskalya, perhizle geçen beş haftalık (büyük perhiz) bir hazırlık dönemi ile son haftayı (kutsal hafta) kapsar. Paskalya Günü'nde (Diriliş Günü) sona erer.

Paskalya Günü için evlerde özel çörekler (Paskalya çöreği) yapılır; yumurta (boyalı paskalya yumurtası) haşlanır; mumlar yakılır; dualar okunur.

Katolik Kiliselerinde, Paskalya gecesi ayininde yeni ateş kutsanır, Paskalya mumu yakılır; Kitabı Mukaddes'ten bölümler okunur, vaftiz törenleri yapılır.

Rum ve Rus Ortodoks Kiliselerinde gece ayinlerinden önce kilise dışında bir ayin alayı düzenlenir. Alay kiliseden çıkarken hiç ışık yakılmaz; dönüşte ise, İsa'nın dirilişini simgelemek için yüzlerce mum yakılır.

Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr