Millet Gazetesi Kültür-Tarih sayfası

BİR GÜN – 21 ŞUBAT ANADİLİ GÜNÜ Günün tarihi önemi, 1952'de Pakistan'ın Urdu dilinin Bangladeş halkının da resmi dili olduğunu deklare etmesine tepki olarak ort

Tarih 28 Şubat 2015
Millet Gazetesi Kültür-Tarih  sayfası

BİR GÜN – 21 ŞUBAT ANADİLİ GÜNÜ

Günün tarihi önemi, 1952'de Pakistan'ın Urdu dilinin Bangladeş halkının da resmi dili olduğunu deklare etmesine tepki olarak ortaya çıkan Bengal Dil Hareketi eylemliliklerine ve bu eylemlerin şiddetle bastırılmasına dayanıyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 21 Şubat'ı Uluslararası Anadil Günü adı altında, uluslararası uzlaşıyı, kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla 1999 yılında takvime aldı.

21 Şubat 1952, Bangladeş'in başkenti Daka'da, Bengal Dil Hareketi mensubu birçok öğrencinin Bengal alfabesiyle yazabilme ve Pakistan'ın Bengal dilini de resmi dil olarak tanıması talepleriyle yapılan bir protesto sırasında öldürüldükleri güne tekabül ediyor.

UNESCO raporuna bakılırsa; Dünya'da 2500 dil kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. 100 yıl içerisinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacaksa o dil tehlikede kabul ediliyor. Dünyada en fazla konuşulan diller sırasıyla: Çince, Hintçe, İngilizce, İspanyolca ve Türkçe'dir.

--- -- ---

İLGİNÇ BİLGİLER

Doğadaki canlılar içinde erkeği doğum yapan tek hayvan denizatıdır.

Tarihte bilinen en büyük tufan Nuh Tufanı'dır.

Televizyonun mucidi İskoçlardır.

Dünyanın en kısa süren meydan savaşı Mohaç Meydan Savaşı'dır.

Dünyada bilinen en uzun destan Kırgızlar'ın Manas Destanı'dır.

Türk şiirinin en eski lirik şiir örneği Aprın Çar Tigin'dir.

--- -- ---

BİR FIKRA – DAĞITIN AVRUPA BİRLİĞİ’Nİ

Yıl 2050. AB Komisyonu Başkanı odasında otururken, yardımcısı içeriye heyecanla girer:

-Efendim, Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları AB'ye alacak mıyız?

AB Başkanı:

-Yok canım, henüz olmaz. Git, duyur, Tüm Türkiye İngilizce konuşacak, Türkçe'yi yasaklıyorum.

-Efendim onu 5 sene önce yaptılar. Hatırlamıyor musunuz?

-O zaman söyle, kokoreç yasaklansın.

-Aman efendim, onu yemeyi 2005'te bıraktılar.

-Ya ne bileyim? Kınayı yasaklayın.

-Ooooo. Beyefendi.Onu çoktan bıraktılar.

AB Başkanı düşünüp taşınmış ve;

-Dağıtın ulan Avrupa Birliği’ni!

--- -- ---

BİR BİLGİ – CEMRE DÜŞMESİ

Cemrenin kelime anlamı 'kor halindeki ateş'tir. İlkbahar başlamadan önce birer hafta aralıklarla havaya, suya ve toprağa düştüğüne ve onları ısıttığına inanılır. Eskiler 365 günlük yılı 'kasım' ve 'hızır' günleri olarak ikiye ayırmışlardı. Kasım 179, hızır ise 186 gündü. Yılın kasım kısmı, yani kış devresi 8 Kasımda başlar, 6 Mayısa kadar sürerdi. 6 Mayısta da Hıdırellez ile birlikte yaz devresi, Hızır Günleri başlardı. Kasım ayına Kasım dememiz oldukça yenidir. Türkiye’de 1945 yılında ilgili kanun yürürlüğe girene kadar, kasım ayına 'teşrinisani' denilirdi. Kasım adı Arapça 'bölen' anlamındadır. Yılı böldüğü için bu ad verilmiş olabilir.

Kasımın 46’sında, 40 gün anlamına gelen 'erbain', 86’sında da 50 gün anlamına gelen 'hamsin' başlar, böylece kışın en soğuk zamanları olan 90 günlük süre geçmiş olurdu. Kasım günlerinin ortasını geçip 100 gün arkada kalınca, halk arasında zorlu kış günlerini arkada bırakmanın bir ifadesi olarak 'geldik yüze, çıktık düze' denilirdi.

Kasım’ın 105’inde (19-20 Şubat) 1’nci cemrenin havaya, 112’sinde (26-27 Şubat) 2’cisinin suya, 119’unda da (5-6 Mart) 3’ncü cemrenin toprağa düştüğüne ve 7 günlük aralıklarla buraları ısıttıklarına inanılırdı. Cemrelerin düşüş sıralamasında önce hava ısınıyormuş gibi görünse de hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz. Güneş'ten gelen ışınlar önce yeri ısıtırlar, yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtırlar. Aksi olsaydı, yükseldikçe, dağların tepesine çıktıkça, Güneş'e yaklaşıldığı için hava gittikçe ısınırdı. Meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak - hava- su şeklindedir.

Cemre her ne kadar folklorik bir inanış olsa da, cemreler arasındaki günlerde hava sıcaklığında az da olsa düşüşler yaşansa da, özellikle Marmara bölgesine ait istatistiklere göre, cemre tarihlerinde yüzde 80'e varan oranda ısınma meydana gelmektedir. Cemreler Türk dünyasının kültür ve edebiyatına da konu olmuşlardır. Örneğin, divan şairlerinin cemre zamanlan, baharın yaklaşması dolayısıyla önemli kişiler için yazdıkları övgü şiirlerine 'Cemreviye' denilirdi.

--- -- ---

BİLİNMEYEN TÜRKLER

Süleyman PEKİN

Afganistan Cumhurbaşkanından Mısır Ve Libya Başbakanlarına, Ukraynalı Sporcudan İsveçli Yayıncılara Bilinmeyen Türkler.

Farklı coğrafyalardan, değişik meslek ve meşreplerden kimseleri Bilinmeyen Türkler ya da Türk Dış Politikası için İsim Havuzu sayılabilecek bir araştırmada toplayarak takdim ediyoruz:
 
H. Seraj Szapsal (Türkolog, Polonya Karaylarından. Türkiye Türkçesiyle Saray Şapşal)

Hacı Ahmed Semerci (Osmanlı Ordusunda subayken Tunus’a yerleşen ve orda kalan Türklerden)

Hadi Türkî (“Kim ki Türkçe bilmez, Allah’tan korkmaz” diyen Tunus Türklerinden ve ressam)

Hafız İbrahim (Mısır’lı şair, Tanta doğumlu. “Nil’in şairi” olarak bilinenlerden ve Türk kökenlilerden)

Hakan Mild (İsveç millî futbolcularından, Hakan Şükür’ün adaşı)

Hakan Ohlsson’lar (İsveç’in 1,5 asırlık meşhur yayınevi ailesi; Hakan Samuel Ohlsson’la başladı, Hakan Theodor Ohlsson’la devam etti,  tarihçi - yazar yine bir Hakan Ohlsson’la sürmekte. Yüzyıllar değişiyor Hakan ismi değişmiyor)

Halid el-İslambulî (Mısır Ordusunda yüzbaşı iken Enver Sedat’a suikast düzenlemekten dolayı idam edildi; İstanbullu Halit)

Halid Muhiddin (1952’de Kral Faruk’u deviren Mısır Askerî Konseyi üyelerinden, Türk kökenli Muhiddin ailesinden)

Hamdan Khodja (Hamdan Hoca; Türk asıllı Cezayir’li alim ve tüccar)

Hamdi Kandil (Mısır’ın Uğur Dündar’ı; gazeteci, spiker, aktivist. Türkî kentlerden Tanta doğumlu)

Hamid Karzai (2001-2014 arası Afganistan Cumhurbaşkanı; Kandehar doğumlu ve Paştun Popalzay kabilesinden. Soyadı kendi köyünden; Karz-ay yani Karz-lı)

Hamza Baba (20.yy’ın önemli halk şairlerinden, Pakistan’ın kuzeyindeki Kotal’da doğdu. Asıl adı Amir Hamza ve Peştunların Şinvar kabilesinden kinaye Şinvarî olarak biliniyor)

Hanan Turk (Mısır’ın meşhur aktris ve balerinlerinden; soyadında kimliği yazıyor)

Hani Azer (Mısır’lı meşhur mimar,  Tanta doğumlu. Sonradan yerleştiği Almaya’nın da meşhur mühendislerinden. Her iki ülkeden de nişanı var, Türk soylulardan)

Hani Şâkir (Mısır’lı ünlü pop şarkıcı, aktör ve besteci. Muhtemelen bizdeki Hacı Şâkir-oğullarıyla akrabadırlar)

Hanna Kisteleki (Macar sutopu oyuncusu, Kışteleği; kış tüyü)

Hanna Shelekh (Ukraynalı sırıkla atlamacı, Şelek de dünyaca ünlü rekortmen Sergey Bubka gibi Don Nehri şehri Donetsk’li)

Hanna Tashpulatova (Belarus millî atlet, Özbek asıllı Taşpulatoğullarından)

Haris Seferoviç (İsviçre Millî Takımı futbolcusu, Surse doğumlu. O bir Boşnak ve Sefer-oğlu)

Harriet Ruth Harman (İngiliz İşçi Partisi Genel Başkan yardımcılarından ve İngiltere Hükümeti bakanlarından, Marylebone doğumlu. Harman-gil’lerden Hürriyet)

Hasan bin Sarhan (Cezayir Berberîlerin meşhur Beni Hilal / Hilal-oğulları aşiretinin Atbaş oymağından, aynı soyadından Mısır Türklerinde de var. Hem Sar/Sarı-han, hem Hilal-li, hem de Atbaş’lardan olunca her yol Türk’e çıkıyor)

Hasan Fethi (Mısır’ın en çok ödüllü mimarı; Mısır’ın “en”leri Türklerdendir)

Hasan Hanefi (Mısır’lı profesör, Kahire Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı. Hem Sorbone mezunu, hem İhvan’dan)

Hasan Sabri Paşa (O da Mısır’ın “Sarı Paşa”sı, Garbiye doğumlu. 1931’de senatörlük, 1933-34’te Maliye Bakanlığı ve 1940 ile 1949’da Başbakanlık yapanlardan)

Hasso Ag Akotey (Tuareg şarkıcılardan Hassa Ağa Akotey’i takdim ederim)

Haşim Beykzade (İran Millî Takımı futbolcusu, Şiraz Türklerinden. Peyk-zade’gillerden)

Hayreddin Ali Hoca (Cezayir’in “Suriçi”si ve Türk beldesi Kasba’nın kuyumcularından)

Hayreddin Ez-Zirikli (Lübnan doğumlu, Mısır’lı din bilgini. Halep’in köylerinden Zırık-lı)

Hayri Beşara (Mısırlı meşhur yönetmen; Türkî kentlerden Tanta doğumlu. Beş-ara veya Beşar’lardan)

Hedvig Karakas (Macar millî judocu, Karakaş; Sölnok’lu yani İmre Tököli’nin hemşehrisi)

Henrive Benjamin Stanbouli (Cezayir’in millî futbolcuları; ikisi de kök itibariyle İstanbullu)

Hişam Kandil (Mısır’ın 2012-13 yıllarındaki Başbakanı, doktoralı su mühendisi. Tanta-vî Türklerden)

Hişam Rüstem (Tunus’un Türk kökenli ünlü aktörlerinden)

Hişamve Hüsamettin Başimam (Libya’nın başkenti Batı Trablus Türklerinden. Ordu Baş-imam’lığı geleneğinden gelen geniş bir aile)

Hossein Rezazadeh(İran’ın ağırsıklet haltercisi, Olimpiyat şampiyonu. Hüseyin Rıza-oğlu, Erdebil Azerilerinden)

Hurşit Mahmud Kasuri (2002-2007 arası Pakistan Dışişleri Bakanı, Lahor Peştunlarından, Kasur-oğullarından)

Hümayun Akhtar Khan (Pakistan Ticaret Bakanlarından ve işadamlarından. Pencap Patanlarından olan Aktar Han’ın babası da General Abdurrahman Han, Ziya ül-Hak’la birlikte uçak kazasında şehid olanlardan)

Hüseyin Maziq (1965-67 arası Libya Başbakanı, Taknis doğumlu. Türk kökenli Barasa kabilesinden)

Hüseyin Sırrı Paşa (Osmanlı Paşalarından; 1940-42, 1949-50 ve 1952 olmak üzere 3 dönem Mısır’da Başbakanlık yapanlardan)

--- -- ---

BİR ÜNLÜ-SÜLEYMAN ŞAH

Süleyman Şah veya Süleyman Şah Kaya Alpoğlu (1178 - 1227, Fırat), Kaya Alp'in (Kutalmış) oğlu, Ertuğrul Gazi'nin babası, Osman Gazi'nin dedesidir. Oğuzların Kayı boyundandır. Osmanlı’nın atası olarak kabul edilmektedir.

12. yüzyılın sonlarında doğduğu ve Kayı boyunun reisi olduğu bilinir. Moğol hükümdarı Cengiz Han'ın Orta Asya'daki istilâsı üzerine, 13. yüzyılda Türkistan'dan batıya doğru göç etmeye karar vermiştir. Türkistan'dan 50.000 kişiyle Kuzey Kafkasya üzerinden Doğu Anadolu'ya gelerek, 1214'te Erzincan ve Ahlat taraflarına yerleşti. Aynı boya mensup bazı aşiretler de Diyarbakır, Mardin ve Urfa'ya yerleştiler. Dikkat edilmesi gereken bir husus, Süleyman Şah'ın, Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu olan Kutalmışoğlu Süleyman Şah ile karıştırılmaması gerekliliğidir.

Süleyman Şah Kayı boyu'ndan birkaç bey ile Caber'e giderken Fırat Nehri'nde boğuldu. Ölümünden sonra Caber Kalesi'nin Fırat nehri hizasındaki kuzeyde (Türkiye'ye kuş uçuşu 30 km kadar güneyde) bir kümbete defnedildi. Mezarın bulunduğu bölge, I. Dünya Savaşı sonrasında Suriye Osmanlı Devletinden ayrılınca, Fransız Suriye Mandası sınırları içerisinde kalmıştır. Ancak Ankara Anlaşması ve Lozan Antlaşması'na göre Türkiye'nin toprağı sayılmıştır. Türbe, yüksek duvarlar ve tipik Türk stili ile çevrilidir. Kaledeki eski türbe ise, 1144 yılında Halep Emiri Zengi Atabek tarafından başlatıldı ve oğlu Nureddin tarafından tamamlandı. Selahaddin Eyyubi, türbeyi koruma altına aldı. 1260 yılında Moğollar tarafından yıkıldı. Daha sonra kaledeki türbe, 1510'lu yıllara kadar bakım görmedi. Yavuz Sultan Selim, bölgeyi fethettikten sonra tekrar düzenlenip restorasyon yaptırdı. 21 Şubat 2015 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından Suriye'deki iç savaş öne sürülerek gerçekleştirilen operasyon neticesinde türbe geçici süreliğine Türkiye sınırına 180 metre mesafedeki Eşme köyüne taşınmıştır.

Süleyman Şah'ın Sungur Tekin, Gündoğdu, Dündar Bey ve Ertuğrul Bey adında dört oğlu vardı. Sungur Tekin ve Gündoğdu, kabileleriyle birlikte eski yurtlarına döndü. Dündar Bey ve Ertuğrul Gazi, 400 çadırlık aile efradıyla beraber yeni bir yurt aramak için Pasin ovası ile Sürmeliçukur yöresine gittiler.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr