Millet Gazetesi Kültür-Tarih Sayfası - 442
Bir Kitap - “Kırım’da Türk Soykırımı” Yazar: Necip Hablemitoğlu IQ Kültür Sanat YaıncılıkYayın Tarihi: 2003-01-21Sayfa: 432 İşte, II. Dünya Savaşı'nın sonunda
Bir Kitap - “Kırım’da Türk Soykırımı”
Yazar: Necip Hablemitoğlu
IQ Kültür Sanat Yaıncılık
Yayın Tarihi: 2003-01-21
Sayfa: 432
İşte, II. Dünya Savaşı'nın sonunda, muzaffer(!) Sovyet orduları Kırım'a giriyor... 18 Mayıs 1944'te sadece aydınlar değil, en küçük ferdine kadar bütün KIrım Türkleri evlerinden toplanıyor; hayvanlara mahsus vagonlarda sürgün mahallerine doğru yola çıkarılıyor.. Köklerinden sökülen bir ağaç gibi, Kırım'dan binlerce kilometre uzaklıkta Urallardan Sibirya'nın buzlu tundralarına, Türkistan'ın çöllerine yok olmaya terkediliyor...
Kırım'daki Rus yöneticileri, parasıyla da olsa ev ya da arsa sattırmıyor; vatan dönüşü iskana ve çalışmaya getirilen kısıtlamalarla engellenmeye çalışıyor... S.V.R. yine tüm gücüyle provokasyonlar yapıyor... C.I.A., Kırım'da Türklük bilincinin yerleşmemesi doğrultusunda yönlendirmeye dayalı pasif politika izlerken; Birlik, Kırımlı aydınlar için tarihi bir sorumluluk Tıpkı, "Antlı Kurban" Çelebi Cihan'ın dediği gibi:
"Kırım'ı kana boğabilirler. Fakat bütün bunlar, Kırımlıların istiklal imanlarını yıkmaya değil, kuvvetlendirmeye yaracaktır. “
Bir Ünlü - İsmail Gaspıralı
(20 Mart 1851 - 24 Eylül 1914), Kırım Tatar fikir adamı, eğitimci ve yazar-yayıncı. Gaspıralı, Rus İmparatorluğu'nda Türk ve İslam toplumlarının eğitim, kültür reformu ve modernleşmeye ihtiyacını betimleyen Müslüman entelektüeldir. Soyadı, Kırım'daki Gaspra şehrinden gelmektedir.
Kırım’ın Bahçesaray şehri yakınlarındaki Avcıköy’de doğdu. Gaspıra, İsmail Bey’in babasının doğduğu yerin adıdır. İsmail Bey’in babası, Çarlık ordusundan emekli bir teğmen olan Mustafa Alioğlu; annesi, Kırım asilzadelerinden İlyas Mirza Kaytafoz’un kızı Fatma Hanım’dır. İsmail Bey, ilk öğrenimini Bahçesaray’da bir Müslüman mektebinde aldıktan sonra, on yaşlarındayken Akmescid Erkek Ortaokuluna başladı. Ardından da Moskova’daki Harp Okuluna girdi. 1867’de altıncı sınıftayken, Girit isyanında Rum asilerine karşı mücadele eden Osmanlı güçlerine katılmak üzere İstanbul’a gitmek için Kırım’a geldi. Odessa’da yakalandı. Bu olay, Gaspıralı’nın askerî öğrenciliğinin sona ermesine sebep oldu. Moskova’ya tekrar dönemedi ve 1868’de, daha 17 yaşındayken Bahçesaray’daki Zincirli Medresede Rusça öğretmenliğine başladı.
Daha sonra, Osmanlı zabiti olma amacıyla 1874’te İstanbul’a gitti. Çok istediği zabit olma fikrini gerçekleştiremedi ve Kırım’a geri döndü. 1878 yılında Bahçesaray belediyesine başkan yardımcısı seçilen İsmail Bey, bir yıl sonra da başkanlığa getirildi ve 1884 yılına kadar, beş yıl boyunca bu görevde bulundu. 1881 yılında Akmescid’de çıkarılmakta olan Tavrida gazetesinde Genç Molla takma adıyla, daha sonraları kitap haline de getirilen Rusya Müslümanlığı adını taşıyan yazılarını yazı dizisi halinde yayımladı. Türkçe bir yayın organı çıkarmak için yaptığı resmi girişimleri reddedilmiş ancak gazetenin bütün içeriğinin Rusçasıyla birlikte yayınlanması şartıyla Türkçe bir gazete çıkarma izni aldı. İlk sayısı 22 Nisan 1883’te Bahçesaray’da çıkan ve haftada bir gün yayınlanan bu gazetenin adı Tercümân-ı Ahvâl-i Zaman’dı. 1912’den itibaren günlük olarak yayınlanmaya başlandı. Gaspıralı, bir yandan gazete çıkarmaya gayret ediyor, bir yandan da "usûl-i cedîd" okulları üzerinde çalışıyordu. Bu amaçla, yurt içi ve yurt dışı pek çok ziyaretlerde bulundu. 24 Eylül 1914’te Bahçesaray’da öldü.[2]
Gaspıralı düşüncelerini 1883'te kurduğu ve 1918'e kadar varlığını sürdüren "Tercüman" adlı gazetesiyle yaymıştır. Yayınlarında Türk halklarını birlik ve dayanışmaya çağırdı. “Dilde, fikirde, işte birlik” sözüyle Türk halklarındaki birlikteliğin temel ilkelerini oluşturmuş ve günümüzde de bu söz bu birlik mücadelesinin hedefini göstermektedir. Gaspıralı, Tercüman gazetesinde, bütün dünya Türklüğünün anlayabileceği ortak bir edebi dil geliştirmeye çalışmış, bu edebi dilin de Osmanlı Türkçesi olmasını istemişti.
Gaspıralı,Türkçülüğün ve İslam Birliği'nin kurucularından biridir; 1907'de kurulan birlik Rus İmparatorluğu'ndaki Müslüman Türk entelektüelleri birleştirmiştir. Ayrıca ilk Rus Müslüman kongresinin organizatörlerinden biriydi ve Rusya'daki Müslüman insanlar için sosyal ve dinî aydınlanma oluşturmayı amaçlıyordu.
Bir Sürgün ve Soykırım
KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMININ 71. YILI (18 MAYIS 1944 – 18 MAYIS 2015)
Bundan tam 71 yıl önce 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım Tatarları tarihi yurtları Kırım’dan insanlık dışı bir muamele ile hayvan vagonlarına istif edilerek Sibirya ve Orta Asya çöllerine sürgüne gönderilmişti. Uğruna canlarını verdikleri ülkenin idarecileri, eli silah tutan erkekleri Sovyetler Birliği cephesinde Almanlara karşı savaşırken, Almanlarla işbirliği yaptığı gerekçesiyle savunmasız yaşlıları, kadınları ve çocukları bir gece içerisinde yanlarına hiç bir şey almalarına izin verilmeden Vatanlarından binlerce kilometre uzağa trenlerle günlerce aç susuz süren zorunlu bir yolculuğa tabi tutmuştu. Bu sürgün yolculuğunda 200 bine yakın Kırım Tatarı öldü. On yıl sürgün bölgelerinden bir kaç km dahi uzaklaşmalarına izin verilmemiş, aileler parçalanmış, birbirlerine kavuşamamış ve sürekli insanlık dışı muamelelere tabi tutulmuş, bir millet tüm varlığı ile yok edilmeye çalışılmıştı.
Vatana dönüş mücadelesini demokrasi, hukuk, insanlar hakları çerçevesinde sürdüren ve hiçbir zaman şiddete başvurmayan bu halk yolbaşçıları Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu önderliğinde 90’lı yılların başından itibaren kitleler halinde Kırım’a tamamen kendi imkanları ile dönebilmişlerdir. Fakat her türlü olumsuzluğa rağmen Kırım Tatarları Kırım’ı yeniden Vatan yapma çabası içerisinde iken 27 Şubat 2014’te Kırım bir kez daha Rusya tarafından işgal edilmiştir.
Rusya’nın Kırım’ı işgali sonucunda Kırım Tatarları’na karşı sindirme ve baskı hareketleri sistemli bir şekilde artmış Mustafa A. Kırımoğlu’nun Kırım’a girişi Rus askerleri tarafından engellenmiş, Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Refat Çubar hakkında soruşturma başlatılmış, Kırım Tatar Millî Meclisi kapatılmakla tehdit edilmiş, Kırım Tatarları’na karşı hukuksuz pek çok sindirme ve korkutma hareketi başlatılmıştır. Bu arada zaten 18 Mayıs 1944 Büyük Sürgünü ile Kırım Tatar Halkı’nın uğratıldığı muazzam maddî ve manevî zararların hemen hiç birisi bugüne kadar tazmin edilmemiş, Vatan topraklarındaki Millî Hakları’nın hemen hiç birisi iade edilmemiştir.
İnsanlık tarihinin en acı sürgün ve katliamlarından biri olan Kırım Tatarları’nın vatanlarından sürgün edilişinin yıldönümünde, “Kırım Tatarları”na karşı halen devam eden bu haksızlığa, hukuksuzluğa karşı Batı Trakya Türkleri olarak her zaman ortak acı ve sevinçleri paylaşmaya devam edeceğimizi ve kardeşlerimizin yanında olacağımızı unutmuyoruz.
Tarihte Bu Ay
30 Mayıs 1930 - Yunanistan sınırları içinde kalan İskeçe’de Türkler, İskeçe Türk Ocağı’nı kurdu. Amaç, bölgede yaşayan insanların Türkiye’de yaşanan çağdaşlaşma hareketine paralel bir gelişme göstermesini sağlamaktı.
4 Mayıs 1278 - Türkçe artık resmi dil. Karamanoğlu Mehmet Bey, “Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk dilinden başka bir dil kullanmaya” diyerek Türkçeyi, devletin resmi dili olarak ilan etti. Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan çalışmalar ve Türk Dil Kurumu'nun da kurulmasıyla Türkçe, dünya dilleri arasındaki saygın yerini de almış oldu.
5 Mayıs 1930 - Irkçılığın korkunç yüzü. Milletler Cemiyetine sunulan bir rapora göre Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı’nda 1919-1930 yılları arasında Müslümanların 12.371’i öldürüldü, 22.110’u hapsedi. Yine rapora göre aynı dönemde Müslümanlara ait 6050 ev tahrip edildi, 10.452 ev de soyuldu, vakıflara el konuldu, okulları kapatıldı, yerel yönetimlere katılmalarına sınırlamalar getirildi.
9 Mayıs 1913 - Irkçılığın korkunç yüzü. Bulgaristan Türklerini Hıristiyanlaştırmak ve Bulgarlaştırmak üzere Babek köyüne gönderilen bir rahip, kilise yöneticilerine çalışmaların sonucuyla ilgili bir rapor gönderdi. Raporda, söz konusu köyün Bulgar çeteler tarafından ateşe verildiğini 300-350 haneli ve 3000 nüfuslu olan köyden geriye birkaç ev ve az sayıda insanın kaldığı belirtildi. Kısaca ortada artık Hıristiyanlaştırılacak insan kalmamıştır.
10 Mayıs 1919 - Atina'ya işgal vizesi. Paris’te bir araya gelen İtilaf Devletleri temsilcileri, Yunanistan’ın İzmir'i işgal etmesi konusunda karar aldı. Batılı büyük güçlerin kışkırtması ve desteğiyle harekete geçen Yunan ordusu 15 Mayıs 1919'da İzmir'e ayak bastı. Fakat 3 yıl süren bu işgal yani macera, yine Yunan ordusunun 11 Eylül 1922'de aynı yerde denize dökülmesiyle son buldu.
10 Mayıs 1990 - Batı Trakya'da müftülük gerilimi. İskeçe Müftü Naipliği görevini, müftülerin seçimle iş başına gelmesi şartıyla kabul eden Mehmet Emin Aga, görevinden ayrıldı. Bunda temel etken de Atina'nın bu konuda verdiği sözün aksine bir tutum izlemesiydi. Yani seçilmiş müftüler yerine atanmış müftüleri tanımasıydı.
11 Mayıs1991 - Sancak’ta bayram. Sancak’ın Boşnak Millî Konseyi Yeni Pazar kentinde kuruldu. Bu günün anısına 11 Mayıs’ın, “Boşnakların Millî Bayrak Günü” olarak kutlanmasına karar verildi.
14 Mayıs 1920 - Batı Trakya'da Yunan işgali. Atina, Osmanlı topraklarının paylaşımını öngören San-Remo Konferansı ile kendisine verilen Batı Trakya’yı işgal etmeye başladı. İşgal, bölgede yaşayan Türkler tarafından protesto edildi. Bu arada ilk silahlı direniş de Yüzbaşı Balkan’ın grubu tarafından Yunan ordusunun Gümülcine’yi işgali esnasında gerçekleşti. Bu silahlı direniş daha sonra Bulgar çetelerin de desteğiyle 20 Temmuz 1923’e kadar etkili bir biçimde sürdü.
15 Mayıs 1922 - Batı Trakya'da varlık mücadelesi. Batı Trakya Müdafaa’yı Hukuk Cemiyeti, bölgede yaşayan Türklerin haklarını ve çıkarlarını korumak için Cenevre Konferansı’na bir muhtıra gönderdi. Muhtıra’da “Batı Trakya’nın kuzeyinin Bulgarlara, güneyinin Yunanlılara verilerek bölünmesinin, yaklaşık yüzde 80’i Türk olan halkın arzu ve isteklerine aykırı olduğunu vurguladı. Cemiyet ayrıca Konferansın taraflarından, bir de “bölgeye tarafsız bir tetkik heyetinin gönderilmesini” istedi. Fakat bu istekler ve uyarıların hiçbiri dikkate alınmayacak ve Batı Trakya daha sonra Yunanistan ve Bulgaristan arasında ikiye bölündü.
18 Mayıs 1990 - Batı Trakya'da hak mücadelesi. Batı Trakya’da önde gelen Türk aydınları, müftü seçimlerinin 1920 tarihli ve 2345 sayılı yasaya uygun olarak yapılacak serbest seçimlerle belirlenmesini istediler. Konuyla ilgili taleplerini Yunanistan Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanı’na ilettiler. Fakat Atina, Lozan ve diğer antlaşmalarının açık hükümlerine rağmen, müftülerin seçimle işbaşına gelmesi hükümlerine uymadı ve kendi müftülerini atadı.
19 Mayıs 1919 - Türk tarihinde dönüm noktası. Ülkenin işgal altında olduğu bir dönemde Mustafa Kemal, Samsun’a ayak bastı. Böylece Türk Kurtuluş Savaşı da başlamış oldu. Özveriyle ve büyük zorluklar içinde verilen savaş, 9 Eylül 1922’de Yunan ordusunun İzmir’de denize dökülmesiyle noktalandı. Zafer Türk ordusunun oldu.
19 Mayıs 1989 - İsim değişikliğine karşı ilk direniş. Kırcaali’nin Cebel kasabasında Türkler, Sofya’nın uyguladığı isim değişikli ve asimilasyona karşı ilk örgütlü toplumsal muhalefeti gerçekleştirdiler. Burada başlayan gösteriler daha sonra dalga dalga ülkenin dört bir yanına yayıldı. Bu günün anısına 19 Mayıs, Cebel Belediye Meclisi’nin aldığı bir kararla, 1998’den itibaren resmi törenlerle kutlanmaya başlandı.
20 Mayıs 1989 - Bitmeyen trajedi, sürgün. Todor Jivkov yönetimi, isim değişikliğine ve asimilasyona karşı gerçekleştirilen direnişi kırmak için yeni bir adım attı. Hareketin önderi konumundaki Türk aydınlarını sınır dışı etmeye başladı. Bu süreci daha sonra diğer insanların sınır dışı edilmesi izledi. O kadar ki, yüz binlerce kişi bu uygulama sonucu başta Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir yanına dağıldı.
Γεγονότα που επισφράγησαν την ιστορία
- Στις 11 Μαΐου 1904, γεννήθηκε ο διάσημος Ισπανός σουρεαλιστικός ζωγράφος Σαλβαντόρ Νταλί.
- Στις 11 Μαΐου 1954, απεβίωσε ο μεγάλος Τούρκος διηγηματογράφος, μυθιστοριογράφος, και ποιητής Σαίτ Φαίκ Αμπασιγιανίκ υποκύπτοντας στη κίρρωση.
- Στις 12 Μαΐου 1927 απεβίωσε ο Αχμέτ Χικμέτ Μουφτούογλου ο οποίος είχε υπηρετήσει στον τουρκικό πολιτισμικό, πολιτικό και λογοτεχνικό τομέα.
- Στις 13 Μαΐου 1277, οι Καραμανλήδες έκαναν γλωσσική επανάσταση. Ο Καραμάνογλου Μεχμέτ Μπέι αφού προσάρτησε την Κόνια στα τουρκικά εδάφη κήρυξε την τουρκική γλώσσα ως επίσημη γλώσσα της περιοχής.
- Στις 15 Μαΐου 1919 απεβίωσε στην Ίζμιρ ο θρυλικός Τούρκος δημοσιογράφος του Πολέμου της Ανεξαρτησίας Χασάν Ταχσίν.
- Στις 16 Μάιου 1926, απεβίωσε μετά από καρδιακή προσβολή στην περιοχή Σαν Ρέμο της Ιταλίας, σε ηλικία 65 ετών, ο 36ος και τελευταίος Σουλτάνος του Οθωμανικού Κράτους Μεχμέτ Βαχντεττίν ο ΣΤ.
- Στις 18 Μάιου 1944, η εξορία των Κριμαίαων Τατάρων. Οι Τατάροι Τούρκοι της Κριμαίας οδηγήθηκαν από την σοβιετική κυβέρνηση σε μαζική εξορία και αναγκάστηκαν να εγκαταλείψουν την μητέρα παρτίδα τους.
- Στις 18 Μάιου 1974, πραγματοποιήθηκε η πρώτη δοκιμή πυρηνικού όπλου από την Ινδία στην έρημο Ρατζαστάν.
- Στις 18 Μάιου γιορτάζεται η Ημέρα Ανάπτυξης, Ενότητας και Ομόνοιας καθώς και η Ημέρα των Ποιημάτων του Μαχμούτκουλου στο Τουρκμενιστάν.
- Στις 19 Μάιου 1919, γιορτάζεται στην Τουρκία ως Ημέρα Μνήμης του Ατατούρκ και Γιορτή Νεολαία και Αθλητισμού. Στη συγκεκριμένη ημέρα ο Αταττούρκ ξεκίνησε την Εθνική Αντίσταση.
- Στις 19 Μάιου 1935, απεβίωσε ο Λόρενς της Αραβίας. Ο βρετανός πράκτορας, συγγραφέας και αρχαιολόγος Τόμας Έντουαρντ Λόρενς γνωστός ως Λόρενς της Αραβίας απεβίωσε σε ηλικία 46 ετών σε τροχαίο ατύχημα που υπέστη με την μοτοσικλέτα του στην Αγγλία.