Millet Gazetesi Kültür-Tarih Sayfası 445

Bir Kitap - Kıpçak Türkleri Yazarın Adı: Ahmet GökbelYayın Tarihi: 2000Sayfa Sayısı: 384Basım Yeri: Ötüken Neşriyat Kitap Hakkında: Modern ve objektif anlamda,

Tarih 16 Haziran 2015
Millet Gazetesi Kültür-Tarih Sayfası 445

Bir Kitap - Kıpçak Türkleri

Yazarın Adı: Ahmet Gökbel
Yayın Tarihi: 2000
Sayfa Sayısı: 384
Basım Yeri: Ötüken Neşriyat

Kitap Hakkında: Modern ve objektif anlamda, Türk din tarihini sistematik ve bilimsel bir yaklaşımla ele alan tarih araştırmalarının yetersizliği ortadadır. XI. ve XII. yüzyıllarda Karadeniz' in kuzeyinde geniş bir alana yayılarak siyasi bakımdan etkili olan Kıpçak Türkleri, bu arşatırma alanlarından biridir. Onların, Müslümanlık, Hristiyanlık, ve Yahudilik gibi evrensel dinlerle tanışmaları, çeşitli millletler ile karşılaşıp farklı kültürler ile tanışmaları araştırmanın önemini ortaya koymaktadır. Siyasi tarihleri incelenmemiş olan ve dini tarihleri konusunda da hiç araştırma bulunmayan bu Türk topluluğunun incelenip ortaya çıkarılması, diğer Türk Topluluklarının araştırılmasına örnek teşkil edecektir.

Prof. Dr. Ahmet Gökbel tarafından kaleme alınan bu eserin kapsamı Pomakların atası kabul edilen Kıpçakların dini tarihini incelemektir. Ancak dini tarihi incelemek için ise siyasi tarih bilmek gerekir. Hocamız siyasi tarihi ele aldıktan sonra dini tarihi ele almış olup Kıpçaklar üzerine yazılmış Türkiye’de en kapsamlı çalışma olduğu bilinmektedir. Bu kitap Batı Trakya Türklerinin mutlaka okuması gereken bir kitaptır. Kitap, haklarında mesnetsiz bir çok iddia uydurulan Pomakların kökeni hakkında önemli kaynak bilgiler sunmaktadır.

Bir Ünlü - Ali bin Abbas (d.932 - ö.994)

10. yüzyılda yaşamış ilk Müslüman Türk bilim adamıdır ve ilk kanser ameliyatını gerçekleştirmiştir. Tıp üzerine yazdığı “Kitab Kâmil’ü-s Sina” adlı eseriyle bilinir, bu eser daha sonra 980 yılında tamamlanan “The Complete Art of Medicine” olarak adlandırlmıştır.

Ali bin Abbas bu eserini Emir'e ithaf etmiş ve bu eser daha sonra Kitab el-Maliki (“Royal Book” veya Latince “Liber Regalis” ya da “Regalis Dispositio”) olarak adlandırılmıştır. Kitap, Razi'nin el-Havi adlı eserinden daha özlü ve daha sistematik; İbn-i Sina'nın El-Kanun fi't-Tıbadlı eserinden daha uygulamalı bir biçimde yazılmıştır.

Kitab el-Maliki ilk on bölümü teorik ikinci on bölümü uygulamalı tıp olarak anlatılan 20 bölüme ayrılmıştır. Konularının birkaçı diyetisyenlik ve tıbbi malzemeler, kılcal damarlarıntemel fikirleri, ilginç tıp rasatları ve doğum boyunca meydana gelen rahim hareketlerinin açıklamasından oluşur. (örneğin; çocuk rahim dışına kendiliğinden çıkmaz, rahim hareketleriyle itilir. Böylelikle Hipokrat'ın Doğum Olayı tezini çürütmüştür.)

Bu kitap Avrupa'da Constantinus Africanus tarafından Liber pantegni olarak 1087 yılında Latice'ye çevrildi. Liber pantegni'nin tamamlanması ve daha iyi tercümesinin yapılması ise 1127 yılında Antakyalı Stephen tarafından yapıldı ve bu kitap daha sonra 1492 ve 1523 yıllarında Venedik'te basıldı.

Nöroloji ve psikoloji alanlarında da çalışmalar yapmış olan Ali Bin Abbas, Kitab el-Maliki adlı eserinde beynin nöroanatomisi, nörobiyolojisi, nöropsikolojisini tanımlamış ve çeşitli akli bozuklukları, uyku hastalıklarını, amnezi  (hafıza kaybı)yi, hipokondriyayı, koma hali, sıcak ve soğuk menenjitleri, aşk hastalıklarını, sarayı ve kısmi felç gibi sağlık sorunlarını tanımlamıştır.

Tarihte Bu Ay

9 Haziran 1975 - Yeni Yunan Anayasası kabul edildi. Anayasa ile Yunanistan demokrasiye kavuştu. Fakat Türklerin yaşadığı Batı Trakya'ya demokrasi, 1990’ların ortalarına kadar hiç uğramadı.  Tam tersine, Türkler en büyük baskıyı 1975 anayasasıyla birlikte; özellikle de Yunanistan’ın 1981’deki Avrupa Birliği üyeliğiyle birlikte yaşamaya başladı. Batı Trakyalı Türkler sadece azınlık haklarından değil, temel insan haklarından bile yoksun bırakıldı.

9 Haziran 1999 - Kosova'da yeni dönem. Makedonya’nın Kumanova kentinde, NATO ile Yugoslavya Ordusu ve Sırbistan İçişleri Bakanlığı temsilcileri arasında Askeri-Teknik İşbirliği Antlaşması imzalandı. Anlaşmayla bütün Sırp silahlı kuvvetlerinin en geç 11 gün içinde Kosova’dan ayrılması ve BM’nin kontrolünde uluslararası bir askeri ve sivil misyonun Kosova’da göreve başlaması konusunda uzlaşmaya varıldı. Böylece uluslararası topluluğun Kosova’da görev yapmasının kapısı da açılmış oldu.

10 Haziran 1930 - Ankara Anlaşması imzalandı. Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşma ile iki ülke arası ilişkiler normale döndü. Bunu daha sonra Bulgaristan dışındaki Balkan ülkelerinin de katılımıyla Atina'da imzalanan Balkan Paktı Anlaşması izledi. Bu dönemde iki ülke arasında kurulan bu dostane ilişkiler sayesinde Batı Trakya’daki Türkler biraz daha rahat nefes almaya başladı.

11 Haziran 1931 - Belgrad'dan tehlikeli açılım. Yugoslavya’da hükümet, bazı bölgelerde nüfus dengesini değiştirmek amacıyla “kolonizasyon” politikasını uygulamaya koydu. Böylece çok sayıda Sırp ve Karadağlı, özellikle de asker, Müslümanların çoğunlukta oldukları Kosava ve diğer bölgelere yerleştirildi.  Ayrıca ...... Bu uygulamadan olumsuz şekilde etkilenen çok sayıda Türk, Yugoslavya’yı terk edip Türkiye’ye yerleşmek zorunda kaldı.

11 Haziran 1998 - Atina'dan geri adım. Yunanistan, uzun yıllardır uygulamakta olduğu Vatandaşlık Yasası’nın 19. maddesi yürürlükten kaldırdı. Fakat yasanın uygulandığı süre içinde Türklere göre 60 bin 4, Yunan resmi rakamlarına göre 43 bin kişi bu madde yüzünden vatandaşlıktan atıldı. Irkçı yasanın ortadan kaldırılması başka kişilerin aynı acıları yaşamasını engelledi. Ancak vatandaşlıktan atılanların vatandaşlığını geri alması için herhangi bir düzenleme yapılmadı. Almak isteyenlerin önüne de büyük engeller çıkarıldı.

12 Haziran 1937 - Bulgaristan'da azınlık sorununa bakış. Bulgaristan’ın Şumnu kentinde bulunan polis müfettişi Kostov, Türk azınlık sorununun çözümü konusunda merkeze bir rapor gönderdi. Raporda, Türk sorunundan kurtulmak için yapılması gereken şeyin bir an evvel Türk aydınlarının sayısının azaltılması olduğu belirtiliyordu. Bu yöndeki önerileri dikkate alan Sofya’nın baskıları ve saldırıları sonucu çok sayıda Türk aydını hapse atıldı, pek çoğu da ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

13 Haziran 1878 - Berlin Kongresi toplandı. İngiltere ve Almanya'nın baskısıyla toplanan kongrede önemli kararlar alındı. 13 Temmuz 1878’de imzalanan Berlin Antlaşmasıyla bu iki ülkenin çıkarları doğrultusunda Rusya, bölgede güç olmaktan çıkarıldı. Bulgaristan tekrar Osmanlı Devleti'ne bağlı küçük bir prenslik haline getirildi. Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın ise bağımsızlıkları tanındı. Fakat anlaşma Balkanlarda, gerçekte var olan sorunlara çözüm getirmekten çok,  günümüzde de yaşanan hemen hemen tüm sorunların da nedeni oldu.

13 Haziran 1880 - Sofya'dan asimilasyon girişimi. Bulgar Prensliği başbakanı Dragan Tsankov, göçlerden sonra geride kalan Müslüman Pomakların Hıristiyanlaştırılması ve Bulgarlaştırılması için bir genelge yayınladı. Daha sonra Bulgaristan'da temel bir devlet politikası haline gelen bu uygulama, rejim değişikliklerinde bile aynı şekilde ve kararlılıkla devam ettirildi. O kadar ki, Bulgaristan Komünist Partisi bu konudaki uygulamalarıyla eleştirdiği faşist yönetimleri bile arattı. 18 Mayıs 1972'de Parti Merkez Komitesi,  Cuma-i Bala yani Blagoevgrad parti yönetimine gönderdiği kesin talimatta, Yakoruda ve civarındaki köylerde yaşayan Pomak Türklerinin her ne pahasına olursa olsun zorla Bulgarlaştırılması ve bu konuda kararlı ve hızlı hareket edilmesini istedi. Bu asimilasyonu 1980'lerin başında önce Çingene vatandaşların, daha sonra da Türklerin asimilasyonu yani zorla Bulgarlaştırılması ve Hıristiyanlaştırılması izledi.

Pomakların, Kuman Türklerine Dayanan Tarihi Geçmişi Vardır

Yazan: Basri Zilabid

Pomaklar, Balkanlarda Pomakça konuşan Müslümanlara verilen bir addır. Pomakların, Kuman Türklerine dayanan uzun bir tarihi geçmişi vardır. Kuman Türkleri miladi 916 yılında Kuzey Çin’den ayrılarak önlerine çıkan Ruslarla savaşıp, XI. ve XII. yüzyılda Ukrayna ve Romanya üzerinden Balkanlara inmeğe başlayan bir Türk kavmidir. İlk olarak kuzey Bulgaristan’a daha sonra güneye doğru inerek Rodoplara ve Makedonya’nın doğu kısımlarına yerleşmişlerdir. Yerleştikleri bölgelere Kumanova, Kumantsi, kumança gibi isimler vermişlerdir.

Kuman ve Peçenek Türkleri’nin 1087’de kurdukları federasyonun 1091’de yıkılması neticesinde Kuman Türk boylarından birçoğu Romanya, Macaristan, Avusturya ve Çekoslovakya içlerine kadar giderek gayri Türk unsurların içinde Hıristiyanlığı kabul etmişler ve etnik varlıklarını kaybetmişlerdir. Batı Trakya ile Rodop ve Prin bölgelerinin dağlık kesimlerinde ise bir hayli Kuman Türk boyu kalmıştır.

1065 yıllarından itibaren Bizans, Slavların güneye inmelerini önlemek amacıyla Konya’nın bazı kesimlerinden birçok Türk kabilelerini gayet tavizkar tekliflerle Teselya ile Makedonya ve Rodoplara götürüp iskan ettirmiştir. Bu kabilelerin 55-60 bin kişilik bir topluluk olduğu Bizans kroniklerinde belirtilmektedir. Daha sonra 1345 yılında Gazi Umur Beyin fütuhatına sahne olan bu bölgelere 100 bin kadar Yörük Türkmen iskan edilmiştir.

Anadolu’dan iskan edilen bu Türk-Müslüman grupları bu bölgede yaşayan Kuman Türkleri arasında İslamiyetin yayılmasında etkili rol oynamışlardır. Bu gruplar arasında şeyh, abdal, derviş, gibi İslam misyonerleri İslam’ın propagandasını yapmışlardır. Bulgar tarihçileri Zlatarski ve İreçek İslam Dini mis-yonerlerinin Bulgaristan’da İslam propagandasını yaptıklarını ve XIII. asra kadar İslam dininin bu yörelerde yayıldığını belirtmektedir. Tarihi verilere göre Kuman Türkleri’nin ihtida ederek Müslüman oluşları Osmanlı’nın bölgeye gelmesinden önceye rastlamaktadır.

Kuman Türkleri Anadolu’dan gelen Müslüman kardeşlerine maddi ve manevi yardımlarda bulunmuşlar, “öncü”, “ardcı” ve “ileri keşif” kolu olarak aktif görevlerde bulunmuşlardır. Slavlar Kuman Türk Müslümanlarına Osmanlı ordularına yardım ettikleri için yardımcı anlamına gelen “pomagaç” adını vermişler ve bu zamanlarda Pomak şeklini almıştır. Ancak bu kelime Osmanlı müelliflerinin eserlerinde geçmediği gibi, Pomak adına da hiçbir yerde rastlanmamaktadır. Bu tabir Türkçe eserlerde ancak 1877-1878 Türk-Rus harbinden sonra Balkanlar’dan gelen muhaceretler dolayısıyla rastlanır.
Pomaklar bütün tarihleri boyunca Osmanlı Devletine sadakat ile hizmet etmiştir. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının elim neticeleri Rodopların Rus ordusu ve Bulgar komitacıların istila tehlikesine kaldığı vakit, Rodop Türkleriyle Pomaklar yine birlik ve beraberlik içinde düşmanlarını bu bölgeye sokmamışlardır. 3 Mart 1878’de imzalanan Ayastefanos andlaşması hükümlerine itiraz etmişler ve oturdukları bölgede “Muvakkat hükümet” kurmuşlardır. Bulgar-Rus kuvvetleri muahede şartlarını yerine getirmek için, Pomaklara saldırdılar. Pomaklar ve Rodop Türkler’i, aylarca mukavemet edip memleketlerine düşmanı sokmadılar. 1878 Haziran ayından itibaren büyük Avrupa devletlerinin ve Osmanlı Devleti’nin mümessilleri Berlin’de barış müzakerelerine başladıkları vakit, Rodoplar’da savaş devam ediyordu. Bu çetin mücadele Berlin’de toplanan kongre üzerinde etkili oldu ve çeşitli milletlerin temsilcilerinden oluşan bir heyet, Rodoplar’a gönderildi. Neticede Pomaklar arzularına kavuştular. Berlin Kongresi kararları gereğince müstakil bir “Şarkî Rumeli Vilâyeti” kuruldu ve Pomaklar’ın vatanı düşman istilasından kurtuldu.

Pomaklar’ın konuştukları dile gelince, % 30 Ukrayna Slavcası, % 25 Kuman-Kıpçakçası, % 20 Oğuz Türkçe’si, % 15 Nugayca ve % 10 Arapça’dan müteşekkildir. Buna göre Bulgarlar’ın iddia ettikleri gibi Pomakça’nın Bulgarca’nın bir şivesi olduğunu söylemeye imkan yoktur. Pomaklar bugün Bulgaristan güneyinde, Yunanistan’ın kuzeyinde, Makedonya’nın çeşitli bölgelerinde ve Türkiye’nin kuzeybatısında ve güney orta bölümlerinde yaşamaktadırlar. Bugün kendini Pomak kabul edenlerin sayısı 500 bini aşmaktadır.

Pomaklar umumiyetle zeki, çalışkan ve cesur insanlar olup, daha ziyade ziraat ve ticaretle ile meşguldürler. Şehirlerde oturanların çoğu Türkçe konuşur. Bunlar Türk-İslam medeniyeti içinde gelişmiş olduklarından, bugün duyguları ile Türklüğe bağlı yaşamışlar ve onun keder ve saadetini paylaşmayı bir vazife bilmişlerdir.

----------

BİBLİYOGRAFYA
• ACAROĞLU, Türker, “Bulgaristan”, Türk Ansiklopedisi, VII/377-396, Ank. 1956
• (ALTINAY), Ahmet Refik, Türk İdaresinde Bulgaristan, Devlet Matbaası, İst. 1933
• AYDINLI, Ahmet, Batı Trakya Faciasının İçyüzü, Akın Yay., İst. 1971
• ÇAVUŞOĞLU, Halim, Balkanlarda Pomak Türkleri, Köksav Yay., Ank. 1993
• EREN, A. Cevat, “Pomaklar”, İA, İX/572-576, İst. 1964
• ----, “Pomaklara Dair”, Türk Kültürü, Sayı 4 (Şubat) Ank. 1963
• FEHER, Geza, Bulgar Türkleri Tarihi, TTK, Ank. 1999
• KONSTANTİNOV, Yulian, “Strategies for Sustaining a Vulnerable Identity: The Case of the Bulgarian Pomaks”, Muslim Identity an The Balkan State, London 1997
• MEMİŞOĞLU, Hüseyin, Pomak Türklerinin Tarihi Geçmişinden Sayfalar, Ank. 1991
• “POMAKLAR”, Müslüman Halklar Ansiklopedisi (MHA), İST. 1991
• “RODOPLAR VE POMAK TÜRKLERİ” , Türk Dünyası, Sayı 28, İst. 1973
• YÜCEL, Yaşar, “Balkanlarda Türk Yerleşmeleri ve Sonuçları”, Bulgaristan’da Türk Varlığı (Bildiriler) TTK, Ank. 1992.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr