AB Adalet Divanı’ndan Natura 2000 alanları için kritik karar
Koruma hedefi olmayan bölgelerde proje izinleri tehlikeye girdi.
Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) aldığı yeni karar, Natura 2000 koruma alanlarının geleceği açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Karar, özel koruma hedefleri belirlenmeden bu bölgelerde projelere izin verilmesinin hukuken mümkün olmayacağını ortaya koydu.
WWF Greece, kararın özellikle Yunanistan gibi Natura 2000 alanlarının korunmasında geciken ülkeler için güçlü bir uyarı niteliğinde olduğunu belirtti.
Bilimsel değerlendirme şartı getirildi
AB Adalet Divanı, 16 Temmuz’da verdiği kararda, bir Natura 2000 alanında yapılması planlanan projelerin çevresel etkilerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle o bölgeye özel koruma hedeflerinin belirlenmiş olması gerektiğine hükmetti.
Mahkeme, bu hedefler olmadan yapılacak değerlendirmelerin bilimsel kesinlikten yoksun kalacağını ve geri dönüşü olmayan ekolojik zararların önünü açabileceğini vurguladı.
Karar, İrlanda’daki Natura 2000 alanlarında planlanan rüzgar enerjisi projeleriyle ilgili davalar kapsamında alındı.
Yunanistan’daki projeler için yeni dönem
Kararın Yunanistan açısından da büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Ülkede birçok Natura 2000 alanında, bazı koruma altındaki türler ve habitatlar için hala özel koruma hedeflerinin belirlenmediği ifade ediliyor.
Bu durumun, çevresel izin süreçlerinde önemli bir hukuki boşluk oluşturduğu savunuluyor.
WWF Greece, özellikle Trakya’daki deniz alanlarında planlanan LNG tesisleri, hidrokarbon arama faaliyetleri, rüzgar enerjisi projeleri ve turizm yatırımlarının artık belirlenmiş özel koruma hedefleri temelinde değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.
“Natura alanlarının korunması yasal zorunluluktur”
WWF Greece Direktörü Dimitris Karavellas, kararın yıllardır süren gecikmelere son vermesi gerektiğini belirterek, “Özel koruma hedefleri olmadan yasal proje izinleri verilemez” değerlendirmesinde bulundu.
Karavellas, Yunanistan’ın tüm Natura 2000 alanları için bilimsel temelli koruma hedeflerini hızla belirlemesi ve Avrupa Birliği hukukuna tam uyum sağlaması gerektiğini söyledi.
ABAD’ın kararı, Natura 2000 alanlarının korunmasının yalnızca siyasi bir tercih değil, Avrupa hukukundan kaynaklanan zorunlu bir yükümlülük olduğunu bir kez daha ortaya koydu.