B-Healthy B-Healthy

Küresel enflasyon neden yükseliyor?

Kovid-19 salgını dünya ekonomisinin yapısında ve tüketici davranışlarında önemli değişikliklere neden oldu.

Analiz 4 Mart 2022
Küresel enflasyon neden yükseliyor?

Doç. Dr. Mevlüt Tatlıyer, küresel enflasyondaki yükselişin nedenlerini ve olası senaryoları kaleme aldı.

***

Kovid-19 salgını bir taraftan dünya ekonomisinin “yapısında” ve "tüketici davranışlarında" önemli değişimlere neden oldu veya halihazırda yaşanan (dijitalleşme gibi) bazı dönüşümleri hızlandırdı. Diğer taraftan da devasa bir organizma olarak nitelendirebileceğimiz dünya ekonomisinin “ritmini” bozdu. Bu bozulma kendisini en net şekilde küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalarla gösterdi ki bu konu geçtiğimiz yılın en önemli gündem maddelerinden biri oldu. Yaşanan bu değişimler ve ritim bozuklukları ayrıca çeşitli kanallar üzerinden, özellikle son aylarda, küresel enflasyonun da ciddi şekilde yükselmesine neden oldu. Direkt olarak salgınla irtibatlı olmayan birtakım faktörler (artan jeopolitik riskler, iklimsel olaylar gibi) de bu yükselişi besledi.

  •  Salgına bağlı nedenlerle fabrikaların ve limanların düşük kapasiteyle çalışmak zorunda kalmaları ve hatta zaman zaman kapanmaları nedeniyle nihai malların üretiminde kritik bir yere sahip olan ara-malların “tedarik edilememesi”, bir taraftan nihai mal üretiminde sıkıntıların yaşanmasına yol açtı, diğer taraftan da bu malların fiyatlarının yükselmesini beraberinde getirdi. 

Küresel enflasyon neden yükseliyor?
Küresel enflasyonun nedenleri

Küresel enflasyonda yaşanan yükselişte en başta küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar nedeniyle ortaya çıkan arz darboğazlarının ciddi bir etkisi bulunuyor. Dünyada tedarik zincirleri özellikle son yirmi yıllık süreçte ciddi şekilde uzadı. Bu dönemde aynı zamanda birçok ara-malın üretimi belli bölgelere/ülkelere yoğunlaştı. Bu durumun arka planında ise verimliliği artırma güdüsü vardı. Nihai malların üretiminde gerekli ara-malların dünyada nereden en ucuza temin edilebiliyorsa oradan satın alınması doğal olarak “verimliliği” artırdı fakat diğer taraftan da yaşanacak “şoklara” karşı sistemi giderek daha savunmasız hale getirdi. Müthiş bir “şok” olan salgında de bu yumuşak karın kendisini net bir şekilde göstermiş oldu. [1]

Salgına bağlı nedenlerle fabrikaların ve limanların düşük kapasiteyle çalışmak zorunda kalmaları ve hatta zaman zaman kapanmaları nedeniyle nihai malların üretiminde kritik bir yere sahip olan ara-malların “tedarik edilememesi”, bir taraftan nihai mal üretiminde sıkıntıların yaşanmasına yol açtı, diğer taraftan da bu malların fiyatlarının yükselmesini beraberinde getirdi. Bu hususta “ünlü” bir örnek olarak, otomobil üreticilerinin yeterince çip temin edememeleri, otomobil üretiminde yüzde 10-20 düzeyinde düşüşler yaşanmasına neden oldu. Diğer taraftan da -artan talebin de etkisiyle- hem birinci el hem de ikinci el otomobil fiyatlarında ciddi artışlar yaşandı. Üretimin yanı sıra ulaşımda da ciddi problemlerin yaşanması dünyada konteyner fiyatlarının ve navlun ücretlerinin ciddi şekilde yükselmesini beraberinde getirdi. Bununla birlikte, belirtmek gerekir ki küresel tedarik zincirlerinde yaşanan sorunlar son aylarda önemli ölçüde hafifledi. [2,3] Örneğin, salgın öncesinde bin ila 2 bin dolar bandında seyreden Baltık kuru yük endeksi, 7 Ekim 2021’de 5 bin 650 dolar ile tüm zamanların zirvesini gördükten sonra bu yıl 26 Ocak’ta bin 296 dolara kadar geriledi. Fakat daha sonra önemli ölçüde yükselerek 2 bin dolar civarına kadar çıktı. Nihai tahlilde ise tedarik zincirlerinde yaşanan problemlerin özellikle otomotiv gibi bazı sektörlerde şu veya bu şekilde belirli oranda devam edeceğini söyleyebiliriz.

İkinci olarak, küresel talep düzeyi salgının ikinci yılında hızlı bir şekilde toparlandı ve birçok boyutta salgın öncesi dönemleri dahi aştı. Fakat, küresel üretim hızla toparlanan talebe yeterince “çabuk” bir şekilde cevap veremedi ve arzda yaşanan sıkıntıların yanı sıra artan talep nedeniyle de dünyada toplam talep ile toplam arz arasındaki makas açıldı. Bu durum da doğal olarak birçok malın fiyatında önemli yükselişler yaşanmasına neden oldu.

 Nihai malların üretiminde gerekli ara-malların dünyada nereden en ucuza temin edilebiliyorsa oradan satın alınması doğal olarak “verimliliği” artırdı fakat diğer taraftan da yaşanacak “şoklara” karşı sistemi giderek daha savunmasız hale getirdi. Müthiş bir “şok” olan salgında de bu yumuşak karın kendisini net bir şekilde göstermiş oldu.

Üçüncü olarak, salgınla birlikte tüketici davranışlarında önemli bir dönüşüm yaşandı ve çoğu ülkede tüketiciler “hizmetlere” dönük taleplerini azaltırken “mallara” dönük taleplerini artırdılar.[4,5] Spesifik olarak, tüketicilerin restoran, kafe ve sinema gibi hizmetlere dönük talebinde düşüşler yaşanırken bilgisayar, tablet, cep telefonu, tıraş makinesi ve otomobil gibi mallara dönük taleplerinde önemli bir artış yaşandı. Bu nedenle bir taraftan talebinde önemli yükselişler görülen mallarda firmalar fiyatları önemli ölçüde artırma olanağı yakaladı. Diğer taraftan ise hizmet sektöründe müşteri başına düşen maliyetin artması, fiyatlarda artış yaşanmasına neden oldu. Tüketici davranışlarında görülen bu dönüşüm de küresel enflasyonu hatırı sayılır düzeyde besledi.

Dördüncü olarak, başta petrol ve doğal gaz olmak üzere enerji fiyatlarında yaşanan ciddi artış, küresel enflasyonu artıran temel faktörlerden birisi oldu. Bu durumun arka planında ise enerji arzı ile talebi arasında ciddi bir uyumsuzluğun ortaya çıkması var. Salgının başında düşen enerji talebi nedeniyle doğal olarak enerji üretimi de gerilemişti. Daha sonra küresel talepte hızlı bir toparlanma yaşandı, fakat enerji üretimi talepteki toparlanmaya yeterince hızlı cevap veremedi.

Bu durumun ortaya çıkmasında;

  1. Üreticilerin ve özellikle OPEC+’in daha çok kar elde edebilmek adına arzı artırmakta “gönülsüz” davranması önemli bir paya sahip oldu.
  2. Petrol ve doğal gaz üretimini görece hızlı bir şekilde eski düzeylerine ulaştırmanın önünde bulunan çeşitli “yapısal” engeller de burada belli düzeyde etkili oldu.
  3. Küresel ısınma ile mücadele kapsamında uygulanmaya çalışılan “karbonsuzlaştırma” politikalarının fosil yakıtlara dönük yatırımları daha az cazip hale getirmeye başlaması da burada kısmen etkili oldu.
  4. Özellikle Avrupa için geçerli olmak üzere yaz aylarında yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan enerjinin düşük düzeylerde kalması enerjide arz ile talep arasındaki makasın daha da açılmasına neden oldu.
  5. Beklenenden sıcak geçen yaz aylarında enerji tüketiminin yüksek düzeylerde olması mevcut doğalgaz stoklarını beklenenden daha fazla eritti.
  6. Dünyada yaşanan çeşitli çatışma ve şiddet olayları enerji üretimine hatırı sayılır düzeyde sekte vurdu.
  7. Kasırga, fırtına ve don gibi aşırı iklim olayları da enerji üretimini baltaladı.
  8. Rusya-Ukrayna gerilimi nedeniyle artan jeopolitik riskler de enerji fiyatlarını artırma eğiliminde oldu.
  9. Son olarak, Rusya’nın Ukrayna’ya dönük bir askeri harekata girişmesi enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskının ortaya çıkmasına neden oldu.
  • Küresel enflasyonda yaşanan yükselişte en başta küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar nedeniyle ortaya çıkan arz darboğazlarının ciddi bir etkisi bulunuyor. Dünyada tedarik zincirleri özellikle son yirmi yıllık süreçte ciddi şekilde uzadı. Bu dönemde aynı zamanda birçok ara-malın üretimi belli bölgelere/ülkelere yoğunlaştı. Bu durumun arka planında ise verimliliği artırma güdüsü vardı.                                                                

Beşincisi, başta ABD olmak üzere ve özellikle gelişmiş ülkelerde salgın nedeniyle gerek mavi gerekse beyaz yakalı çalışanların işe dönük yaklaşımlarında gözlemlenen değişim reel ücretlerin artma eğilimine girmesine neden oldu. Bu da doğal olarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir etkinin ortaya çıkmasını beraberinde getirdi.

Altıncısı, yükselen enflasyon nedeniyle ortaya çıkan belirsizlik ortamı “fırsatçılık” şeklinde nitelendirilebilecek şekilde firmaların sattıkları ürünlerin fiyatlarını daha rahat bir şekilde yükseltebilmelerine olanak tanıdı. Bu da doğal olarak enflasyonu besleyen bir başka etmen oldu.

Yedinci olarak, enerji fiyatlarında yaşanan artış ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan bozulmaların yanı sıra küresel ısınmaya bağlı olarak yaşanan kuraklık gibi aşırı iklim olayları gıda fiyatlarında yaşanan artışı belli oranda besledi.

21. yüzyıla ekolojik sınırlıklar ve küresel ısınma damga vuracak

Kovid-19 salgını modern dünyanın gördüğü en büyük şok oldu ve gerçek manada dünya ekonomisinin ritmini bozdu. Ayrıca küresel ekonominin yapısını ve tüketici davranışlarını hatırı sayılır ölçüde değiştirdi. Küresel enflasyonda yaşanan artış da işte yaşanan bu “değişimlerin” bir sonucu olarak karşımıza çıktı. Normale ne zaman dönüleceği ise salgından çıkışla birlikte dünya ekonomisinin “yeni normale” ne kadar hızlı geçiş yapabileceğine bağlı olacak. Fakat, bu maalesef dünya ekonomisinin “düzlüğe” çıkacağı anlamına gelmiyor. Yirmi birinci yüzyıla muhtemelen ekolojik sınırlılıklar ve küresel ısınma damgasını vuracak ve bizler de giderek artan oranda bu “problemlerle” ilgilenmek zorunda kalacağız.

***

[Doç. Dr. Mevlüt Tatlıyer, Medipoli Üniversitesi] - AA

Millet gazetesi logo
© 2022 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr