Günün Ayet ve Hadisi | 29.07.2024
Sizler için hazırladığımız günün âyet ve hadisi ile günün sözünü istifadelerinize sunuyoruz...
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
(4) لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فٖي كَبَدٍؕ
(5) اَيَحْسَبُ اَنْ لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ اَحَدٌۘ
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
Hiç kuşkusuz biz insanı zahmetli bir hayat için yarattık. (4)
O, hiçbir kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? (5)
Beled Suresi: 4-5
Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı
TEFSİRİ:
4. âyette geçen kebed kelimesi “acı, sıkıntı, zahmet” gibi anlamlara gelmektedir. Bu da insanın, doğduğu günden öleceği güne kadar az veya çok sıkıntılar, ihtiyaçlar, acılarla karşılaşmasının kaçınılmaz olduğunu gösterir. “Hayat mücadelesi” ifadesinin genel kabul görerek kullanılması da insanın dünya hayatının “mücadele” şeklinde özetlenebileceğini göstermektedir.
Bu durum aynı zamanda insana mücadele gücü ve iradesi de kazandırmaktadır. Âyetlerde ayrıca Hz. Peygamber’in karşılaşacağı güç şartlara, müşriklerin ona uygulayacağı baskılara ve bunlara kendini hazırlaması gerektiğine de bir işaret olduğu anlaşılıyor
.
5. ayete tefsirlerde verilen bilgilere göre bu âyetler, malına mülküne güvenerek kendilerini yenilmez zanneden Mekke’nin şımarık ileri gelenleri hakkında inmiştir. Onlar, Hz. Peygamber’i de mutlaka yeneceklerini düşünüyorlardı.
Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri - Cilt:5 Sayfa: 625
ALLAH RESULÜ'NDEN ﷺ (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)
"Üç şey vardır, onları yapmak kimseye helal olmaz:
- Kişi bir kavme imamlık yapar, sonra da sadece kendisi için dua eder, cemaatini dua dışı bırakır; bunu yapan onlara ihânet eder.
- Kişi, izin almazdan önce bir evin içine bakamaz, bunu yapan ev halkına ihânet eder.
- Kişi küçük abdestine sıkışmış iken, hafifleyinceye kadar namaz kılamaz."
Kaynak: Ebû Dâvud, Tahâret,43; Tirmizî, Salât, 265
GÜNÜN SÖZÜ:
"İBADET KOLAYDIR, GÜNAHLARDAN KAÇMAK ZORDUR"
Mehmed Zahid Kotku
KISSADAN HİSSE
ELİNİN EMEĞİ NASIL DAHA HAYIRLI?
Bir gün Efendimizin yanına, Medineli Müslümanlardan fakir bir adam geldi ve yiyecek bir şeyler istedi.
Allah Resûlü ona:
"-Senin evinde hiç eşya yok mu?" diye sordu.
Adam:
"-Var" dedi. "Bir kısmıyla örtündüğümüz, bir kısmını yere serdiğimiz bir çul ve bir de su kabımız var."
Resûl-i Ekrem:
"-Onları bana getir!" buyurdu.
Adam çul ile su kabını getirdi.
Peygamber Efendimiz onları eline aldı ve etrafındakilere:
"Bunları kim satın almak ister?" diye seslendi. Ashaptan biri, bir dirheme alabileceğini söyledi.
Hazret-i Peygamber:
"Artıran yok mu?" diye birkaç defa seslendi ve iki dirhem veren bir sahâbîye onları sattı.
Parayı fakir sahâbîye uzatarak:
"Bunun bir dirhemiyle ailene yiyecek al. Kalan parayla da bir balta satın alıp bana gel!" buyurdu.
Adamın getirdiği baltaya, Efendimiz kendi elleriyle bir sap taktı ve ona şunları söyledi:
"Haydi şimdi git; bununla odun kes ve sat! On beş gün çalış; ondan sonra yanıma gel!"
Fakir adam on beş gün sonra Efendimiz'in yanına geldi. On dirhem kazanmış, bu parayla kendine ve ailesine elbise ve yiyecek almıştı.
Peygamber Efendimiz buna çok sevindi ve şunları söyledi:
"Dilenciliğin, kıyâmet günü yüzünde bir leke gibi görünmesindense, böylesi senin için daha hayırlıdır..."
Kaynak: Ebû Dâvûd, Zekat; 261641; İbn-i Mâce, Ticârât, 25