Yunanistan’da akaryakıt fiyatları yükseliyor: Yeni zam dalgası enflasyon riskini artırıyor
Enerji ve petrol ürünlerindeki yükselişin ve ithalat maliyetlerindeki artışın bir bölümünün önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına yansıması bekleniyor.
Yunanistan’da eylül ayının yaklaşmasıyla birlikte akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, hükümetin Selanik Uluslararası Fuarı (DETH) kapsamında açıklamaya hazırlandığı yaklaşık 2 milyar euroluk destek paketinin etkisini azaltabileceği endişesini artırıyor.
Yunanistan’da 95 oktan kurşunsuz benzinin ortalama fiyatı litre başına 2 euroya, 100 oktan benzinin fiyatı ise 2,25 euroya kadar yükselirken, motorinin fiyatı da 2 euro sınırına yaklaşıyor.
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın yalnızca sürücüleri etkilemediğine dikkat çekilirken, yükselen taşıma ve üretim maliyetlerinin zamanla ürün ve hizmet fiyatlarına yansıyarak enflasyonist baskıyı artırabileceği belirtiliyor.
Yunanistan ekonomisinde yeni zam dalgası riski
Yunanistan İstatistik Kurumu (ELSTAT) verileri, sanayide ithal edilen ürünlerin maliyetinde önemli bir artış yaşandığını gösteriyor. Sanayide İthalat Fiyat Endeksi, Haziran 2026’da yıllık bazda yüzde 6,9 arttı. Geçen yılın aynı ayında ise endekste yüzde 4,7'lik düşüş kaydedilmişti.
Enerji ve petrol ürünlerindeki yükselişin ön plana çıktığı belirtilirken, ithalat maliyetlerindeki artışın bir bölümünün önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına yansıması bekleniyor.
2027’de küresel gıda fiyatları için yeni tehlike
Öte yandan JPMorgan'ın “Food Security is National Security: A Compounding Storm” başlıklı analizinde, 2027 yılında küresel gıda fiyatlarında yeni bir artış dalgası yaşanabileceği uyarısı yapıldı.
Analize göre savaş, enerji krizi, gübre tedarikindeki sorunlar ve güçlü bir El Niño ihtimalinin aynı dönemde ortaya çıkması, küresel gıda enflasyonunu ciddi şekilde artırabilir. JPMorgan, küresel gıda enflasyonunun 2027'nin ilk yarısında yaklaşık yüzde 5'e çıkabileceğini öngörüyor. Bu oran 2026'nın aynı döneminde yüzde 2,8 seviyesindeydi.
Gübre fiyatları ve enerji krizi baskı oluşturuyor
Küresel gıda üretimi açısından en önemli risklerden biri azotlu gübrelerde yaşanabilecek arz sıkıntısı olarak gösteriliyor. Dünya gübre ticaretinin önemli bir bölümünün Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşmesi, Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeleri tarımsal üretim açısından da kritik hale getiriyor.
JPMorgan verilerine göre azotlu gübre fiyatları şubat sonu ile nisan ayı arasında yüzde 25 ila yüzde 50 oranında arttı. Üre üretiminde temel girdilerden biri olan doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş de çiftçilerin maliyetlerini artırıyor.
El Niño gıda fiyatlarını daha da artırabilir
ABD İklim Tahmin Merkezi'nin değerlendirmelerine göre, 2026 sonbaharı ve 2026-2027 kışında güçlü bir El Niño görülme ihtimali yüzde 90'ın üzerinde. Ekim-Aralık 2026 döneminde El Niño'nun 1950'den bu yana kaydedilen önceki olayların şiddetini aşma ihtimali ise yüzde 69 olarak hesaplanıyor.
Güçlü El Niño'nun tarım bölgelerinde yağış ve sıcaklık düzenlerini değiştirmesi; kuraklık ve sel gibi aşırı hava olaylarını artırması bekleniyor.
Kahve, kakao, şeker ve pirinç risk altında
JPMorgan, El Niño nedeniyle özellikle pirinç, şeker, kahve ve kakao gibi tropikal bölgelerde yoğun şekilde üretilen ürünlerin fiyatlarında artış yaşanabileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre zengin ülkeler açısından temel risk doğrudan gıda kıtlığı değil, küresel fiyat artışlarının ithal ürünler üzerinden tüketiciye yansıması olacak.
Bu nedenle 2026'da yaşanan enerji, gübre ve jeopolitik kaynaklı sorunların etkisinin 2027'de market raflarındaki gıda fiyatlarına yansıması ve küresel enflasyon üzerindeki baskıyı artırması bekleniyor.