Zulmün Duvarları Mutlaka Yıkılacaktır!

Türkiye bugün azınlıklarına yönelik attığı insanî haklar anlamındaki adımlar görmezlikten gelinemez. Tabii ki yapılacak daha çok şeyi var, ancak Türkiye yaptığı

Köşe Yazıları 9 Kasım 2015
Zulmün Duvarları Mutlaka Yıkılacaktır!

Türkiye bugün azınlıklarına yönelik attığı insanî haklar anlamındaki adımlar görmezlikten gelinemez. Tabii ki yapılacak daha çok şeyi var, ancak Türkiye yaptığı düzenlemelerle, demokratikleşmede kat ettiği mesafeyle, birçok Avrupa ülkesini geride bırakmış durumdadır. Hatta diyebiliriz ki, Türkiye birçok konuda Avrupa’nın Almanya gibi öncü ülkelerinden dahi çok daha ileridedir. Türkiye bugün dünyanın ender özgürlükçü ülkelerinden biri olma yolunda hızla ilerlemektedir. Bunu bugün dünyamızda yaşanan tarihin en büyük insani krizinde Türkiye’nin ortaya koyduğu ahlaki tavırdan kolayca anlıyoruz.

Medeni ve ilerici geçinen Avrupa ülkelerine bakın. Çoğu mazlum sığınmacılara karşı duvar örmekle meşgul. Bu duvarların maddi olmaktan ziyade, manevi anlamda örülen duvarlar olduğunu bilmemiz lazım. Çoğu maddi duvarlarla zımnen “yabancıları istemiyoruz” derken, bazıları da açıkça “sizi istemiyoruz, defolun gidin” şeklinde açıklamalarda bulunuyorlar. Bu şekilde de binlerce çaresiz masum insanı kaderlerine terk ederek Akdeniz’in mezar denizi haline gelmesine neden oluyorlar.

Oysa Türkiye, aksine sınırlarını açarak zalimlerden kaçan istisnasız herkesi himaye ediyor. Tek kriteri, gelenlerin terörizme bulaşmamış olmasıdır. Türkiye bugüne kadar yaklaşık 4 milyon sığınmacı için toplam 8 milyar dolar harcamış bulunuyor. Türkiye'yi büyük yapan da budur. Büyüklüğün gerçek ölçüsü olan insanlık...

İşte Türkiye böyle yaptıkça, böyle yapmayan sözde medeni Avrupalıların ve Batı dünyasının maskesi düşmekte ve gerçek yüzü ortaya çıkmaktadır. Tabii ki mazlum ve vicdan sahibi dünya bunları not etmektedir. Dünya tarihinin en büyük göç dalgasının yaşandığı bir dönemde insanlık medeniyet sınavı verirken ve her ülke insanlığıyla sınanırken, bunları takdir eden sağduyulu insanların, herkesin hanesine uygun puanları düşeceğinden şüphe yoktur. İyilikler de kötülükler de kaydedilmektedir.

Bunun böyle olduğunu Türkiye’de 1 Kasım’da gerçekleşen seçimler göstermiş oldu. Sağduyulu Türkiye halkı, aslında dünyaya örnek teşkil edecek bir “takdir mekanizmasıyla” demokratik toplum olmanın en güzel derslerinden birini vermiş oldu. Doğru ile yanlışı ayırdetmekte ve doğrudan yana olanları taçlandırmakta ne kadar mahir olduğunu cümle dünyaya göstermiştir.

Türk halkı, 5 ay önce yapılan seçimlerde iktidardan kısmen desteğini çekerek önemli bir uyarıda bulundu. “İyi gidiyorsun, ama bazı konularda (haksızlık, terör ve insanlık düşmanı karanlık güçlerle mücadele gibi) daha çok dikkat etmen ve kendine çeki düzen vermen gerekiyor” uyarısıydı bu. Nitekim iktidar da mesajı aldıktan sonra yanlışlıklarını hızla tespit ederek kendine çeki düzen verdi ve halkı buna ikna etti. Halkı ikna ettiği 5 ay sonra yapılan seçimlerde belli oldu. Sağduyulu Türk halkı, ferasetini konuşturarak ülkeyi yeniden gerçek anlamda hizmet eden kadrolara teslim etti. Bu halk, sadece ülkeye değil, aynı zamanda insanlığa da en iyi şekilde hizmet eden insanlara oy verdi, iktidarı teslim etti. Türk milleti bu iktidara oy vermekle, aslında bu iktidarın sığınmacıları himaye etmek için vergisinden ayırdığı 8 milyara da canı gönülden “helâl olsun” demiştir. Bu millet, mazlumları himaye eden, insanlığa hizmet eden bir iktidarı taçlandırarak ne kadar insani ve medeni olduğunu tüm dünyaya haykırmıştır. Benim bu seçim sürecinden çıkardığım en büyük ders bu oldu. Umarım alması gerekenler de nasiplenir.

Velhasılı, bu seçimler, necip Türk milletinin ne kadar büyük düşündüğünün bir göstergesidir. Büyük ve yeni Türkiye’ye iktidar olacak kadronun, ülkeyi içine kapatmayacak, dünya meselelerine kayıtsız kalmayacak, iç ve dış terörü besleyen karanlık güçleriyle baş edebilecek, mazlumları himaye ederek insanlığa umut ışığı olacak, güven verecek bir şekilde yönetmesini istiyor.

Bunu sadece Türkiye halkı değil, aynı zamanda Türkiye’ye umut bağlamış milyonlarca mazlum istiyor. Seçim sonuçlarına Türkiye’deki vatandaşlardan çok Balkanlarda ve Ortadoğuda yaşayan mazlum halkların sevincinden sokaklara inerek kutlamalarda bulunması, bunun açık ilanı ve teyididir. Türk ve İslam Dünyasının sadece mazlum halkları değil, aynı zamanda yönetimleri de Türkiye’nin istikrara kavuşmasından, etrafına güven vermesinden dolayı son derece memnun ve sevinçlidir. Yağan manalı tebrik mesajları bunun açık bir ifadesidir.

Ben İslam Dünyası’ndaki sevinci ve coşkuyu, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık toplumunda da görüyorum. İnsanlarımızın, Türkiye’nin yeniden istikrara kavuşmasından dolayı ne kadar rahatlamış olduğuna bizzat şahit oluyorum. Şurası bir gerçektir ki, Türkiye istikrarına kavuşarak ne kadar rahatladıysa, bir o kadar da kendisine umut bağlayan Türk ve İslam Dünyası’nı rahatlatmış ve rahat bir nefes aldırmıştır.

Son söz: Sözde barış ve medeniyet havariliği yapanlar, insanlar arasında duvar öredursun, sağduyu ve ahlak sahibi insanlar, barışçıl dünyanın yeniden öncüsü olmanın yolunu tutmuş Türkiye ile birlikte bu duvarların hepsini Allah’ın izniyle yıkacaktır... Allah yar ve yardımcıları olsun!

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr