240 kere maşallah(!)
Ne kadar güzel ve takdire şayandır ki, Anavatanımız Türkiye’de bütün insanların âdil bir biçimde yaşamaları için açılımlar; vatandaşlarının kendi kültür ve inan
Ne kadar güzel ve takdire şayandır ki, Anavatanımız Türkiye’de bütün insanların âdil bir biçimde yaşamaları için açılımlar; vatandaşlarının kendi kültür ve inançları doğrultusunda, Azınlık Haklarından azamî ölçüde faydalanmaları için düzenlemeler yapılmaktadır. Keşke benzer düzenlemeler Yunanistan’da da yapılabilseydi, ama ne yazık ki yapılmıyor, yapılamıyor. Maalesef, vatanımız Yunanistan’da bu konuda fiiliyatta hiçbir gelişme yok. Eskiden en azından vaat ve spekülâsyon vardı, ama şimdi Azınlığın taleplerinin tam tersi uygulamalar hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Buna son örnek de, “240 Kur’an Öğretmeni Yasası”dır.
Bizler, Batı Trakya Müslüman Türkleri olarak bütün insanlık için hayır dua ediyoruz... Diliyoruz ki dünyadaki bütün insanlar adalet içerisinde yaşasın. Meselâ, anavatanımız için dua ederken, oradaki herkes için dua ediyoruz. Hangi dinden olursa olsun bütün insanlar için adalet diliyoruz. Dilediğimiz için de Allah onlara Türk Hükümeti eliyle yardım ediyor. Ediyor ki, Yunan Hükümeti örnek alsın ve Batı Trakya Türk Azınlığı’na yardım etsin. Ama nerde! Öyle bir niyet yok ki! Ne gariptir ki, İstanbul Rumları sevincinden şükrederken, bizler Allah bizi de sevindirsin diye dua ediyoruz.
-----
Türkiye’nin onca açılım ve hak iadesi çalışmalarından sonra Yunanistan’ın kılını kıpırdatmamış olması, dikkati câlip bir durumdur. Vatanımız, Türkiye’nin onca açılımına ve jestine karşılık bırakın olumlu bir adım atması, tam aksine ikili ilişkileri hepten zedeleyecek gelişmelere imza atıyor. Yunanistan hükümeti, Azınlığın “240 Kur’an Hocası Kanunu”na sert tepkisini yok sayarak, bir kez daha “dediğim dedik” bir yönetim anlayışını sergilemiş oldu.
Sakın kimse çıkıp da, şu an hükümetin Azınlık konularıyla iştigal edecek durumu yok, ekonomik krizle boğuşuyor, demesin. Hükümet mensupları ekonomik krizle de boğuşuyor, ama görüyoruz ki bu kadar büyük krize rağmen “millî hassasiyetleri”nin gereğini ortaya koymaktan da geri kalmıyor.
Yönetim, “milli tehlike” olarak algıladığı bütün Azınlık taleplerini tanımamakta ısrarcı “millî siyasetlerini” bir kez daha konuşturdu ve Azınlığımıza bir “miilî tokat” daha indirdi. Hem de bu krize rağmen. Ne de olsa “millî” bir mesele. Demek ki, mevcut hükümeti için İTB’de olduğu gibi dinimiz İslâm gibi bir “milli tehlike” de söz konusuyken gerisi teferruat sayılmaktadır. Dikkat çeken nokta ise İslâm’ın da bir “milli tehlike” olarak görülmesi. Yoksa krize rağmen bu kadar hassasiyet, bu kadar inat neden olsun? Devlet, inadına bu lânetli kanunu uygulamaya koydu... Sonuç mu? Bekleyip göreceğiz...
------
24 Nisan tarihi Türk Milleti aleyhine her yıl sözde soykırımların kutlanarak leke çalınmak istendiği bir gün olarak gündeme gelmektedir. Bu tarihte hep aynı teraneler, aynı yalanlar, aynı iftiralar yine aynı yalancı ve müfteriler tarafından tekrarlanmaktadır.
Bu 24 Nisan’da da, dünyanın çeşitli ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de sözde “Ermeni Soykırımı” anma etkinlikleri düzenlendi. Milletimizi çirkin iftiralarla lekelemeye çalışan soykırımcılar bu sözde etkinliklerde kinlerini bir kez daha sergilediler. Bu ne bitmez bir kin, bir nefret, bir insanlık düşmanlığıdır böyle! Allah bizleri bu Türk ve İslâm düşmanlarının şerlerinden korusun, onları da ıslah etsin!
------
İslâm “barış”, Türk ise “güçlü” demektir. Buradan hareketle Türkiye, “barışın gücü” olarak bir bakıma İslâm’ın kalesi demektir. Yani Türkiye, insanlığın ve gerçek barışın kalesidir. Geçmişte Osmanlı olarak öyleydi, bir potansiyel olarak günümüzde ve özellikle de yakın gelecekte Türkiye olarak da öyle olacaktır. Türkiye’de birileri istemese bile bu öyle olacaktır. Kader böyle gelişti ve gelişiyor. Kader Türkiye’ye böyle bir rol biçmiş veya onlarca Türk yurdu gibi Türkiye’yi de kuran millet kaderini bu şekilde seçmiş.
Bakın İslâm Dünyası’na, Türkiye gibi bir lider ülke daha var mı? Yok! Öyleyse İslâm Dünyası’nın elinden tutup toparlayacak, ağabeylik görevini üstlenerek yol gösterecek Türkiye’den başka bir İslâm ülkesi yok. Bu yüzden zaten hepsi Türkiye’ye bakıyor, Türkiye’den medet umuyor. Eskilerin “Türk, İslâm’ın kılıcıdır” demeleri bu yüzdendir.
Dünyanın muhtaç olduğu insanlık, yani gerçek ahlâk ve özgürlük anlayışını sadece İslâm vadediyor. Bu İslâm, İslâm Dünyası’nda ise ve İslâm’ı temsil ve tebliğ edecek olan bu dünya ise, o zaman bu dünyanın lideri olan Türkiye bu işin baş sorumlusudur, öncüsüdür, lideridir. Yani Türkiye, dünya barışının lideridir. Bu yüzden Türkiye’den korkmamalı. Aksine Türkiye ile dost olmalı ve dünya barışına katkıda bulunmak için ona yardımcı olunmalıdır. Vatanımız Yunanistan’ın saniye kaybetmeden bu yolu izlemesi gerektiği kanısındayız.
Dünya barışı için hepimizin gece-gündüz dur durak bilmeden çalışması gerekiyor. Bunun için de nerede bir kötülük görsek, oraya koşmalı ve onu ortadan kaldırmak için gerekeni yapmalıyız. En azından bu konuda elimizden geleni yapmak için gayret etmeliyiz.
Peygamber efendimizin bir hadisi şerifiyle noktalıyorum:
Mazlumun bedduasından sakının. Zira onunla Allah arasında perde bulunmaz.