29 Ocakları anarken birbirimizi anlamak
Bu yıl da Batı Trakya Türklerinin Milli Direniş ve hak arama mücadelesinin sembolleştiği 29 Ocak’ları andık. Batı Trakya olmak üzere Batı Trakya Türklerinin yaş
Bu yıl da Batı Trakya Türklerinin Milli Direniş ve hak arama mücadelesinin sembolleştiği 29 Ocak’ları andık. Batı Trakya olmak üzere Batı Trakya Türklerinin yaşadığı ve teşkilatlandığı dünyanın birçok yerinde etkinlikler düzenlendi.
Etkinliklerde yapılan konuşmalarda hem dışa hem de içe dönük eleştiriler yapıldı. Öz eleştirilerin yapılması, tabii ki toplumun kendine gelmesi ve özellikle temsilcilerinin kendilerine çeki düzen vermesi açısından olumlu bir gelişme.
Bu tür toplantıların, gençlerin çoğunlukta olduğu etkinlikler şeklinde yapılması gerektiğini yıllardır konuşuyor ve eleştiriyoruz toplum olarak. Ancak her nedense hep aynı kalıpta ve klişe konuşmalarla gerçekleştiriyoruz bu tür etkinliklerimizi. Yanlış anlaşılmasın, beğenmiyorum demiyorum. Halkımızın eleştirilerinden hareketle diyorum ki, gençlerin çoğunlukta olduğu, geçmişten örneklerle geleceğe hazırlayan etkinlikler olması için içeriği zenginleştirilse çok daha iyi olmaz mı? 29 Ocakları sadece anmak değil de, aynı zamanda anlamak için toplantılar yapılmalıdır düşüncesindeyim.
Birlik beraberliğin vurgulandığı bu tür etkinliklerde konuşmaların daha kısa, mekânların daha geniş, gençlerin çoğunlukta olması gerekir. Birlik ve beraberlikten dem vurulurken de, farkında olmadan incitici olmamak gerekiyor.
Batı Trakya Türk Azınlığı kimsenin malı değildir. Bu azınlık, özgürce düşünebilen ve fikrini dile getirebilen bireylerden oluşmaktadır veya oluşmalıdır ki gelişmiş bir toplum seviyesine ulaşsın. Kendi içinde özgürce konuşamayan, medenice tartışmasına izin verilmeyen ve buna tahammül etmeyen bir azınlık dışarıya dönük sorunlarında nasıl başarılı olabilir ki?
Hangi ortamda olursa olsun birlik ve beraberlik adına yapılan toplantılarda daha birleştirici olmak için açıklamalar yapmak lazım. Herkesin aynı düşünmesi mümkün olabilir mi? Farklı fikirlere de saygı duymak gerekir. Sıradışı fikirlere de tahammül etmeyi öğrenmek gerekir. Özellikle hoşumuza gitmediği için bazı fikirlerin hemen “huzur bozucu” ve bazen de ileri giderek “hain” ilan edilmesi çok sakıncalıdır. Bu, çözüm değildir ve aslında toplumu temelden tehdit eden bir tutumdur.
Bir taraftan, “Aramızda konuşmalıyız, kararlarımızı toplum olarak bir araya gelerek kendimiz konuşarak ve tartışarak vermeliyiz.” deniyor, diğer taraftan millet konuşunca da, “Onlar konuşmasın, böyle konuşan toplumun huzurunu bozuyor, bunlar haindir” deniyor. Buna “birlikte karar alma değil”, olsa olsa “birlikte karar almama” usulü denebilir. Veya kendini milletin sahibi ve karar mekanizması olarak gören mutlu bir teşekkülün kararlarını sorgusuz-sualsiz onaylama usulü denebilir.
Yanlışlıklar varsa, toplumun birlik ve beraberliğine zarar vermeden eleştirilmelidir. Bunun yolu da, eleştirilerde ne kadar sert olursak olalım, insanları kolayca hainlikle suçlamamaktır. Kimsenin elinde Türklük veya Müslümanlık ölçen alet yok. Böyle bir kararı ancak toplum vicdanı verir. O da, bilgi, belge ve açık suç delilleriyle ancak ıspatlanabilirse… Zaten toplumsal vicdan böyle durumlarda otomatik olarak devreye girer ve “hainleri” bünyesinden dışlayarak tecrit eder. Onun için bazılarının “millî muhafız savcıları” gibi davranmasına gerek yok. Sırf onların kişisel huzurunu/düzenlerini bozuyor diye insanların üzerine acımasızca giderek,” toplumsal huzur bozanlar” olarak suçlamaları haksızlıktır.
Unutulmamalıdır ki, en önemli huzur, toplumun huzurudur. Toplum aydınları ve farkında olanları olarak toplumsal huzur için kendi huzurumuzu feda etmeyi öğrenmeliyiz ki ilerleyebilelim. Özellikle sorumluluk sahibi kişilerin bunu çok daha iyi bilmesi gerekir.
Son olarak yine tekrarlıyorum: Batı Trakya Türk Azınlığı, hiçbir kişi veya bir kaç kişinin malı değildir. Bu Azınlık, bütün Azınlık fertlerinin varlığıyla ayakta duran ve mücadele eden bir Azınlıktır. Hiçbir Azınlık ferdini kolayca harcamamak gerekiyor. Farklı veya işimize gelmeyen yaklaşımlarda bulunduğu için, hiçbir Azınlık ferdine bağırarak konuşmamak lazım.Tehditkâr bir edayla bu insanlara imalı konuşmak, ses yükseltmek veya parmak sallamak ezilen bir toplumun temsilcilerine yakışmıyor.