3. Yol Nedir ve Tarifi Nasıldır?
İnsanlık alemi ilk baştan beri bazen vahye uyarak, bazen de uymayarak, deneme-yanılma veya deney-gözlem ve laboratuvar yardımı ile bilgiler edinerek hayatını bu
İnsanlık alemi ilk baştan beri bazen vahye uyarak, bazen de uymayarak, deneme-yanılma veya deney-gözlem ve laboratuvar yardımı ile bilgiler edinerek hayatını bugüne kadar sürdürmüştür. Bize göre o, kavşak noktasına hızlı bir şekilde yaklaşmaktadır.
İnsanlar ya bugünkü mevcut yapıyı devam ettirecekler ve dengelerin fevkalade bozulmasından dolayı küresel bir savaş çıkıp kıyameti elleriyle getirecekler ya da 8 milyarın huzur ve mutluluğu demek olan üçüncü bir yol bulunacak ve insanlık bir milât yaşayarak yeniden insanlığına kavuşacaktır.
Bilindiği gibi Batı medeniyetinin ortaya çıkışından sonra bugüne kadar insanlar, bireyci ve toplumcu görüş olarak iki yol denemesinde bulundular. Bireyci görüşü savunanlar, toplumu nazarı itibara almadılar. Onun için bir takım arızalar ve problemler ortaya çıktı. Bu yola genel olarak liberalizm ve kapitalizm adı verildi.
Bu bireycilik, insanları mutlu edemeyince bunun tam zıddı olan ve tepki olarak doğan ve sadece toplumu tutan bir görüş, sosyalizm ve komünizm yolu ortaya çıktı. O, evvelkinden daha çok tabiat ve fıtrata ters olduğundan çöküp gitti.
İnsanlık bugün hala huzurlu ve mutlu değildir. Çünkü birey-toplum, fert ve devlet ayrı ayrı ve birbirine düşman değil, aynı bisikletin 2 tekerleği, hem beraber ve hem de ayrı çalışırlar, biri diğerine yardımcı olur ve bunlardan birisi olmazsa diğeri de yok gibi olur.
Liberalizm ile sosyalizmin yolları fıtrî ve doğal değildi. Çünkü onlar, bireye ait olanı bireye, topluma ait olanı da topluma veremediler ve böylece dengeyi tam kuramadılar.
Mesela burada bir örnek vermek gerekirse faiz ve ticareti örnek olarak verebiliriz. Bireyciler faizi de ticaret yani kârı da meşru bir gelir olarak gördüler. Halbuki para bizzat kendisi bir mal gibi ihtiyacı gideremediğinden bir değere sahip değildi. Ve para denilen araç toplumun ortak malı olduğu için de devlete ait idi. İşte bu bireyciler, hiçbir değer mayasına sahip olmayan parayı değerli saydılar ve bir emek gibi görüp ona bir gelir sundular. Emeğin bedeli ücret olduğu halde, sermayenin karşılığı da faiz dediler. Oysa bankaya konan mevduat ile dolaba konan bir mevduat arasında hiçbir fark yoktu. İkisi de artıp çoğalamazdı.
Bunlar "laissez faire laissez passer" (bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler, dünya kendini idare eder) diyerek faizi de ticareti (kârı) da serbest bırakmışlardır.
Toplumu tutan sosyalistler ve komünistler ise bunların tam aksine her ikisine de yasak demişler ve öyle bir dünya kurmaya çalışmışlardır. Halbuki bu yol da tabiata aykırı idi. Çünkü insan denilen yaratık, kendi menfaatine çalıştığı kadar ne devlete ve ne de başkasına çalışırdı.
Böylece bu iki yol bugün iflas etmiş, insanları refaha ulaştıramamış ve onlara huzur ve mutluluk verememiştir.
İşte bizim bu durum karşısında, bu serbest ve yasak ifrat ve tefritlerin karşısında tüm dünya insanlığına geliniz yeni bir yol bulalım, o da, FAİZ YASAK, TİCARET VE KÂR SERBEST DİYE 3. BİR YOL BULALIM VE MUTLU OLALIM diyoruz.
Zaten bu üçüncü yola biz, şöyle bir tanım getiriyoruz:
ÜRETİMDE MÜLKİYET, TÜKETİMDE ŞÜYUİYET, VERGİDE ZEKÂT ESASLARINI UYGULAYAN FAİZ YASAK, TİCARET VE KÂR SERBEST DİYEN BİR SİSTEM ÜÇÜNCÜ YOLDUR.