ABD’nin “birkaç kişilik Azınlığı” ve “iddialı” raporu

ABD Dışişleri Bakanlığı, her yıl olduğu gibi bu yıl da dünyada yaşanan insan hakları ihlallerinin kaydedildiği ve tabii ki ülkemiz Yunanistan’ı da kapsayan İnsa

Köşe Yazıları 23 Mayıs 2013
ABD’nin “birkaç kişilik Azınlığı” ve “iddialı” raporu

ABD Dışişleri Bakanlığı, her yıl olduğu gibi bu yıl da dünyada yaşanan insan hakları ihlallerinin kaydedildiği ve tabii ki ülkemiz Yunanistan’ı da kapsayan İnsan Hakları Raporunu açıkladı.

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı'nın Nisan 2013 tarihinde yayınladığı Yunanistan 2012 İnsan Hakları Uygulamaları Ülke Raporu'nda Batı Trakya Türk Azınlığı'nın kendini tanımlama hakkına kısıtlama getirilerek azınlığın ayrımcılığa ve sosyal dışlanmaya maruz bırakıldığı ifade ediliyor.

Dışişleri Bakanı John Kerry tarafından açıklanan ABD İnsan Hakları Raporu'nda Yunanistan'da en önemli insan hakları sorunu olarak göçmenlere ve yabancı olarak algılanan kişilere yönelik ırkçı saldırılar gösteriliyor.

Bahsekonu raporda Yunanistan geneli hakkında yer alan birçok husus doğru olmakla birlikte, özellikle Azınlık’la ilgili bazı noktaların çok muğlak ve akıllarda soru işaretleri bıkacak şekilde yer alması dikkat çekmektedir. Örneğin diğer bazı etnik gruplar ile birlikte Türklerin de hükümet tarafından "azınlık" veya "dilsel azınlık" olarak tanınma talebinde bulunduğu belirtilen raporda hükümetin yalnızca Lozan Antlaşması ile tanımlanan "Müslüman azınlığı" resmen tanıdığı ifade edildiği kısım doğru belirtilmiş. Ancak, Trakya'da yaklaşık 150 bin kişinin yaşadığı ifade edilen raporda Müslüman azınlığın Türk, Pomak ve Roman topluluklardan oluştuğu da belirtiliyor.

Raporun en ilginç ve düşündürücü kısmı, “Pomak toplumunun bazı üyelerinin Türkçe konuşan topluluğun ayrı bir Pomak kimliği olmadığına dair baskıda bulunduğunu iddia ettikleri” belirtilmesidir. Her şeyi anladık da işin bu “püf” noktasına “takıldık”.

ABD, Dünya çapında insan hakları ihlallerini rapor ederek duyuruyor. Herhalde bu şekilde bilinmesini sağlayarak, insanlığa katkıda bulunduğunu inanmamızı istiyor...  Peki, ABD, insan hakları ihlallerinin önlenmesinde bizim durumumuzda yaptıklarıyla katkı sağlamış oluyor mu?

Evet, koca ABD bu tür raporları neden tutar ve yayınlar? Demokrasi filan vs... dediklerini duyar gibiyim. Görünürde öyle, ama işin özünde bana göre farklı niyetler yatıyor sanki. ABD eğer IRAK, AFGANİSTAN ve bomba yağdırıp milyonlarca masumun öldüğü yerler hakkında da bu şekilde rapor tuttuysa, vay halimize! Vay ki ne vay! Bu gidişle bir gün Batı Trakya Türklerinin üzerine bomba yağdığını görürseniz şaşırmayın. 

Allah aşkına! ABD gibi teknoloji ve demokrasi devi bir ülkeye bu kadar ilkel bir şekilde insan hakları raporları hazırlamak yakışır mı? Bu ne razalet? Bu ne ilkelliktir böyle! Az gelişmiş antidemokratik bir üçüncü dünya ülkesi bile bu kadar primitif bir rapor tutmaz! Yazık... Hatta yazıklar olsun!

-----

ABD’ye neden bu kadar veryansın ediyorum, diye merak ediyorsunuz değil mi? Açıklayayım...

ABD’nin Yunanistan ile ilgili açıkladığı raporların son birkaç yıldakilerine baktığımızda, “ (Yunan) Pomaklara” yönelik baskılara atıfta bulunulurken açıkça Millet gazetesinin suçlandığı görülmektedir. 2007 yılından itibaren yayınlanan raporlarda, Millet gazetesinin “Pomaklara” (Türk olmadıkları konusunda) baskı yaptıkları belirtiliyordu. İki yıldan beri ise sadece Türkçe konuşanların “Pomaklara” (ayrı bir kimliğe sahip olmadıklarına dair) baskı yaptıkları iddia edildiği belirtiliyor.

Peki, ABD raporunda iddia edildiği gibi, Millet gazetesinin veya Türkçe konuşanların sözde bazı kendileni Türk olarak tanımlamayan (birkaç kişiden ibaret) “Pomaklara” (Tükler’den ayrı bir kimiğe sahip olduklarını açıklamamaları için) baskı yaptığı doğru mudur?

Böyle bir baskı asla ve kat’a doğru değildir. Bu iddia külliyen yalandır. Peki, ama ABD nasıl olur da böyle bir iddianın doğrulunu araştırmadan yayınlıyor? Böyle rapor mu olurmuş! Asılsız iddialar üzerine bina edilen insan hakları raporu olur mu hiç! Nerde kaldı en gelişmiş ülkenin “bilimsel” ve “objektif”  kriterleri? Adil ve bilimsel kreterlere göre, varsa iddialar araştırılır, doğruluğu tespit edilince de rapor şeklinde yayınlanır.

Neymiş efendim? Batı Trakya’daki “Müslüman” Azınlığa mensup 2-3 kişi Türk değil de Pomak olduklarını söylemişler. Yetmedi bir de ilâve etmişler: “Türkçe konuşan Azınlık mensupları, kendimizi ayrı bir Pomak Azınlığı olarak ifade etmememiz konusunda baskı yapıyor” diye ABD diplomatlarına şikâyette bulunmuşlar. Rapor tutan ABD’li diplomatlar da, 1-2 kişinin bu “iddia”larını alıp dünya kamuoyuna mal olacak şekilde resmi sitelerinde yayınlamışlar. Nasıl yayınlamışlar? İddia sahiplerinin dediklerini müeddilere de ayrıca sormadan, yani iddiaların doğruluğunu tespit etmeden veya etme gereği duymadan dünyaya salık vermişler.

Bravo ABD diplomatlarına! Onlar ne yazsa doğrudur(!) Ne de olsa adı üstünde ABD diplomatlarıdır onlar... Adın çıkacağına gözün çıksın, demişler... Tersten de olsa, bu da öyle bir şey... Bunların da adı çıkmış, ilerici, gelişmiş, bilim ve teknoloji ülkesi diye. Artık patentliler ya, namları var ya, onların yazdığı, tuttuğu, dokunduğu, konuştuğu, buyurduğu her şey “gelişmiş”, ”medeni”, “bilimsel”, “demokratik”, “insan haklarına uygun”; uygun görmedikleri de “gerici”, “antidemokratik”, “vahşi” ve icabında “yok edilesi” bir “şey” oluveriyor.

-----

Evet, ABD Yunanistan’daki insan hakları ihlallerini tespit etmek için Batı Trakya’ya her gelişinde Azınlığın gerçek temsilcileri yerine, Azınlıkta sözü geçmeyen birkaç kişiyle görüşmeyi tercih ediyor.
Azınlık basınının sadece kendine yakın kısmı ile görüşüp geri kalan yüzde 99’luk kısmını görmezden geliyor. 

ABD diplomatları rapor için bölgemize geldiklerinde, sadece kendine yakın bulduğu sanal basınla görüştüğü gibi, STK’ların da sadece kendi siyasetine uygun düşen temsilcileriyle görüşüyor. Azınlığın gerçek taleplerini ve sıkıntılarını tümüyle yansıtacak gerçek temsilcilerinin çok küçük bir kısmıyla görüşüyor. Ama nedense azınlık mensubu demek için bin şahit lazım gelen ve hatta azınlık meselelerini bilmeyen ve belki de ısmarlama konuşan, azınlık toplumunda görüşleri kabul görmeyenlerle görüşüyor. Onların iddialarını bilgi yerine koyup bilimsel ve objektif insan hakları raporları hazırlayıp dünyaya sunuyorlar.

Soruyorum: Neden Millet ile ilgili iddialarda bulunanları dinledikten sonra bu ABD diplomatları gelip bir de bizimle görüşmediler? Ortada iki taraf varken neden sadece suçlayanlar dikkate alınıp suçlananlar dinlenmiyor? Neden bu çifte standart? Bu haksızlık değil midir? Hele ki iddialar tamamen asılsız ve iftiradan ibaretse! Bu durum karşısında diyebileceğim tek şey: Allah’ınızdan bulun!

Daha ne diyeyim bilemiyorum! Bu nasıl bir adalet, nasıl bir anlayıştır? ABD bu şekilde ne yapmaya çalışıyor veya neden böyle yapıyor? Dünyaya sadece kendi çıkarlarına göre yön verebilmek ve değişik coğrafyaları kendi menfaatlerine göre dizayn etmek için yapıyor olması akla en yatkın ihtimaldir. Bir diğer ihtimal ise kendi insan hakları ihlallerini örtbas etmek için bir yöntem olmasıdır. Başkaları onun pisliklerini ortaya çıkarmadan onları suçlayarak kendisini temiz gösteriyor. Ne akıl ama! “İlerici” akıl bu olsa gerek!

Tabii bir başka yazı konusu da, bu rapotörlere bilgi veren sözde azınlık sözcüleridir. Bunların içinde kimler ABD’ye yanlış bilgiler, asılsız iddia ve iftiralar aktarıyor? Zamanı gelince ayrıca ele alınması gereken bir meseledir bu.  

Son söz: Batı Trakya’da Azınlık, ABD diplomatlarının görüştüğü 3-5 kişi değildir.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr