Allah bunlara akıl fikir versin
Her defasında bu dilekle karşılık veriyoruz; Allah bunlara akıl fikir versin, diyerek... Kimlere mi? Tabii ki bizim bir türlü akıllanmayan ve sorumsuzlukta birb
Her defasında bu dilekle karşılık veriyoruz; Allah bunlara akıl fikir versin, diyerek...
Kimlere mi? Tabii ki bizim bir türlü akıllanmayan ve sorumsuzlukta birbiriyle yarışan Yunan kökenli siyasetçi ve bürokratlarımız...
Nea Dimokratia’nın 12 milletvekilinin şu yaptığına bakın hele. Memleket yanarken bunlar nelerle uğraşıyorlar. Bu memleket neden battı, şimdi daha iyi anlıyoruz. Bence bu bir hastalığın tezahürü; Fanatik Yunanlılarda yer etmiş olan Türk düşmanlığının bir belirtisidir. Ne diyelim? Allah şifalar versin...
Her delinin kuyuya attığı taşın peşine düşen bir Dışişleri ve Nea Dimokratia ile karşı karşıyayız. 12 faşist milletvekili, T.C. Gümülcine Başkonsolosu’nu Yunanistan’ın içişlerine karışmak ve görevini aşan işlerle iştigal etmekle itham etti ve istenmeyen adam ilan edilerek sınır dışı edilmesi için soru önergesi yatırdı. Yunanistan Dışişleri de bunu ihbar kabul edip Türkiye Dışişlerine nota verdi. Bütün bu Türk düşmanı hastalığını saçacakları uygun zamanı da seçtiler. Bayram günlerine denk getirerek bayarımımızı zehir etmek istediler.
Tabii ki biz bayramımızı Başkonsolosumuzla birlikte çok güzel bir şekilde kutladık. Olan, bayramımızı zehir etmeye çalışanlara oldu. Bir dahaki seçimleri iple çeken, son seçimlerde aldığı tarihinin en az oylarını bile alamayacak kadar Azınlığın gözünden düştü. Batı Trakya Türk Azınlığı, Samaras’ın gerçek yüzünü bir kez daha görme fırsatına nail oldu. Adam neyse oymuş. Öyle kolay tedavi edilebilecek bir hastalık değilmiş demek ki takıntı haline gelen düşmanlık duygusu. Özellikle de bazı Yunanlı siyasetçilerdeki Türk ve İslam düşmanlığı... Allah’tan tekrar ve tekrar şifalar diliyoruz.
Ne oldu? Onlar böyle yapınca biz Batı Trakya Türklerinin gözünü korkutup hizaya mı getirdiler! Böyle faşistçe yaklaşımlarla bizleri Anavatanımızdan uzaklaştıracaklarını sananlar kendilerini kandırmış olurlar. Onlar bu şekilde bizleri sadece kendilerinden uzaklaştırırlar. Önümüzdeki seçimlerde bunu açıkça göreceklerdir. Ben bu yazımı zamanı geldiğinde hatırlatırım...
----------
Bayram öncesi, Musatafçova Belediye Başkanı Mustafa Cukal, Batı Trakya’ya Azınlığımızın durumunu gözlemlemeye gelen Avrupalı insan hakları örgütlerinin temsilcilerine sorunlarımızı anlatırken tarihi açıklamalar yaptı.
Mustafçova Belediyesi'nin, ülkesi Yunanistan’ı seven Yunan vatandaşı, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık mensubu sakinlerden oluşan bir belediye olduğunu, Azınlığın kendi örf ve adetleriyle bu ülkede yaşamak istediğini, devletin bundan rahatsız olmaması gerektiğini, bunun devletimiz için bir zenginlik olduğunu resmi Azınlık temsilcisi olarak cesurca dile getirdi.
Ne olmuş yani, ne var bunda, büyük bir iş mi başarmış Cukal başkan, diyenleri duyar gibiyim.
Evet, büyük, hem de çok büyük bir iş başarmış oldu Mustafa Cukal başkanımız. Başkan mevkiinde başkaları görevdeyken açıkça bu tür beyanatlarda bulunmaktansa yuvarlak konuşmayı tercih ediyorlar. Yönetimin ve derin mekanizmaların hedefi olmaktan çekindikleri için. Mustafa Cukal, Azınlığımızın ve özellikle de Mustafçova Belediyesi’nin Yunan vatandaşı Türk Azınlık sakinlerinden oluşan bir belediye olduğunu açıkça ve cesurca beyan ettiği içindir ki, karanlık güçlerin hedefi haline gelmiş durumda. Stohos ve faşist Türk düşmanı basın ve çevreler onu Türkçülük propagandası yapmakla suçluyorlar. Avrupa’dan gelen insan hakları örgütü heyetlerini belediye meclisinde kabul ettiği için onu ve Kozlukebir Belediye Başkanı İbrahim Şerif’i yerden yere vuruyorlar.
Keyfi bozulmasın diye kıvıran seçilmişlerimizi de bu vesileyle görme fırsatımız oldu. Allah, bizleri Mustafa Cukal gibi başkanlardan mahrum etmesin.
----------
Son iki sayımızda yazı yazamadım. Nedeni ise bayram öncesi geçirmiş olduğum korkunç trafik kazası oldu. Eşimle birlikte Egnatiya otobanında yolumuza çıkan bir köpek yüzünden ölümden döndük. Allah’a ne kadar şükretsek azdır. Allah kimseye böyle kazalar göstermesin, hatta başdüşmana bile... Bu vesileyle bizleri gerek telefonla arayarak, gerekse bizzat evimize gelerek geçmiş olsun dileklerinde bulunan kıymetli kardeşlerimize teşekkür etmeyi borç biliriz.
Eşimin acısına acı katmak için, yani sırf bir daha yarasını deşmek için “Sana geçmiş olsun, ama kocana geçmiş olmasın” şeklinde münasebetsiz laflar eden, “Kocan senin duan ile kurtuldu, yoksa onun duası tutmaz” şeklinde espiri yaptığını zanneden densizleri de Allah’ımıza havale ediyoruz.
Ne yazık ki, bu Azınlıkta, lider diye geçinen ve liderlik rüyalarıyla yatıp kalkan bazı ahlâksızlar, bizlere geçmiş olsun yerine “Keşke ölseydin de kurtulsaydık” dercesine “geçmiş olmasın” şeklinde dileklerde bulunmuşlardır. İçini kin ve nefret dolduran, haset ve kötülüğünü tutamayıp ağızlarından köpürtecek kadar çirkefleşen insanları da Allah bizlere gösterdi diye şükrediyoruz. Allah bunların şerrinden cümlemizi muhafa buyursun. Biz onları hasta ruhlu Müslümanlar kabul ederek yine hayır dua ile mukabele etmeyi tercih ediyor ve kendilerine öncelikle Allah’tan şifalar dileyerek, “Allah baş düşmana bile ne trafik kazası ve ne de kudurtan kin ve düşmanlık vermesin” diyoruz.