Allah sonumuzu hayır eylesin!

Geçen hafta “Kutsalımıza zerre kadar karışamazlar” başlıklı yazımda, yönetimin dinimizle ilgili en ufak bir tasarrufta bulanmaya hakkı olmadığını, akıl, iman, i

Köşe Yazıları 27 Şubat 2014
Allah sonumuzu hayır eylesin!

Geçen hafta “Kutsalımıza zerre kadar karışamazlar” başlıklı yazımda, yönetimin dinimizle ilgili en ufak bir tasarrufta bulanmaya hakkı olmadığını, akıl, iman, irfan, iz’an ve ilimle izah etmeye çalıştım.

Ancak anlaşılan o ki, ne duyan var, ne de gören... Yönetim inatla ve zalimce dinimize karışmaya; tayinli misyoner/lejyoner “Kur’an Öğretmenleri” ile bizleri kendine göre şekillendirmeye, en nihayetinde bizleri yok saymaya veya yok etmeye devam ediyor.

Bunu niye söylüyorum?

Çünkü bu hafta öğrendik ki, biz Azınlık olarak direndikçe, yönetime bu haksız uygulamadan vazgeçmesi için seslendikçe, yetkililer inat ve ısrarla misyoner “Kutsal Öğretmen” tayin etmeye devam ediyor. İskeçe, Rodop ve Dedeağaç’ta yeni tayinler yaparak resmî “Kutsal Öğretmen” sayısı 85’e yükseltilmiş bulunuyor.

Yönetimin bu tavrı ne mi demek oluyor?

Kısacası, geçmişte olduğu gibi şimdi de sizi takmıyorum, ne haliniz varsa görün, demek oluyor.

Evet, bu yönetim veya onlara akıl veren danışman ve bürokratlar; ister genel müdür olsun, ister koordinatör ve ister buna benzer olsun, topunun niyetinin bozuk olduğu apaçık ortadadır.

Azınlık olarak onca tepkiden, uyarıdan, serzenişten ve şikâyetten sonra yönetimin bunlara kulak asmayıp görmezden gelmesi başka türlü nasıl açıklanabilir?. Bu işte artniyet var, Azınlık düşmanlığı var, samimiyetsizlik var, din düşmanlığı var, İslâm korkusu var, Türk korkusu var, var da var...

Sen uyduruyorsun, yok öyle bir şey, demesinler sakın! Geçen hafta Rodos adasında yaşananlara baksınlar yeter. Kim düşman, kim kime saldırıyor, bu cesareti neden şimdi buldular, bu tayinlerle ilgisi ne kadardır, zamanlama tesadüfî mi? Rodos’taki olayda, bu sorulara birçok açıdan cevap teşkil edebilecek bir fotoğraf var ortada.

Rodos’ta aşırılık yanlısı örgüt sempatizanı olduğu düşünülen fanatik kişiler, Kur’an-ı Kerim’i yırtarak Müslüman mezarlığına attılar. Rodos Müslümanları Derneği Başkanı Mustafa Şeyh, yerel basından Rodiaki haber sitesine bir açıklama yaparak mezarlığa gittiklerinde Kur’an-ı Kerim’i parçalara ayrılmış şekilde bulduklarını ve mezarlık girişine Altın Şafak duyuruları ile birlikte atıldığını gördüklerini belirtti. Mustafa Şeyh, durumu karakola bildirdiklerini ifade etti.

Bunu gerçekten Altın Şafak mensupları veya sempatizanları mı yaptı, bilemeyiz. Ancak, bütün dikkatler son zamanlarda bu örgütün üzerine çekilmişken, birileri bunu fırsat bilerek yapmış ve olayı onların üzerine atmak istemiş de olabilir. Her şey olasıdır. Ülke öyle bir kaos içerisinde ki, kimin eli kimin cebinde, kim devlet, kim paralel devlet, kim derin devlet belli değil.

İleri falan gittiğim yok. Her şey ortada. Veya her şey o kadar kaotik ki, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Her şeyin veya birçok şeyin altında aslında başka şeyler olabilir.

Bakın şimdi; Rodos’ta ırkçılığa dayalı aşırı bir eylem gerçekleşmiş. Bu, bizleri endişelendiriyor ve tepki gösteriyoruz. Ama diğer yandan, nasılsa devlet var, hukuk ve adalet var, emniyet var, çok fazla endişe etmeye gerek yok, diyerek teselli oluyor, kendimizi güvende hissediyoruz.

Ancak bu, gerçekten böyle mi? Bunu canı gönülden söyleyerek, vatandaşı olduğumuz bu memlekette, yönetimin emniyetinden emin olabilecek kadar rahat mıyız? Bu duyguyu yaşatabiliyor mu bu devlet bize? Gözümüzü kapatınca rahat uyuyabiliyor muyuz?

Yoksa, Altın Şafak’ın Azınlığa bakış açısı ile hükümetin bakış açısı arasında aslında çok da bir fark yok mu? Var mı? Varsa da, ne kadar?

Bir soru daha... Yönetimin, Azınlığın onca tepkisine karşılık, inatla tayinli “Kutsal Öğretmenler” dayatarak dinî düzenimize açıkça müdahale etmesi ile teröristlerin Rodos’ta Kur’an’ı yırtıp cami bahçesine savurmaları ve yazılı duyurularla tehdit etmeleri arasındaki fark nedir? Hangisi daha cânice? Hangisi daha zalimce? Hangisi insanların vicdanlarını daha fazla yaralamaktadır? Hangisi Azınlığı daha çok terörize etmektedir?

Eğer bunları soracak duruma gelmişsek/getirilmişsek bu memlekette, o zaman sorulması gereken daha çok soru, sorgulanması gereken çok karmaşık bir durum çıkıyor ortaya.

Memlekette işler gerçekten çok karışık ve gittikçe karışıyor. Bu gidişle nereye varacağı da belli değil...

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr