Anavatan bizlerden vaz mı geçti?
Biz ne yapıyorsak, insanlık için yapıyoruz. En azından bu niyetle hareket etmeye çalışıyoruz. Bu, Batı Trakya Türklerinin temel özelliklerinin başında gelir. Bi
Biz ne yapıyorsak, insanlık için yapıyoruz. En azından bu niyetle hareket etmeye çalışıyoruz. Bu, Batı Trakya Türklerinin temel özelliklerinin başında gelir.
Bizler Azınlık olarak iyi niyetli çabalarımızdan vazgeçmeyeceğiz, çünkü vazgeçemeyiz. Bizlere inancımız böyle emrediyor. Bir İnsan Hakları mücâdelesi olan Azınlık mücâdelemiz, işte bu yüzdendir ki asra yakın bir zamandır aynı azim ve gayretle devam ediyor. Bu azmin altında, bizlere asla pes etmemeyi ve her halükârda mücadeleye devam etmeyi öğütleyen inancımız yatıyor. Bu inancın temelinde, Allah rızası ve sevgisi var... Yaratılanı, Yaradan’dan ötürü hoş gördüren duygu var...
Bizim, bu memlekette bir asra yakın bir süredir hiçbir zararımız olmamıştır. Yararlarımız, katkılarımız sonsuzdur. En azından bu ülke için her türlü fedakârlığı ortaya koyduk. Gerektiğinde canlarımızla cephede savaştık, şehit olduk. Ama ne yazık ki, bu fedakârlıklar hiçbir zaman gerektiği gibi karşılık bulamadı.
Kıyametin koptuğunu görseniz, elinizdeki fidanı ekin, diyen bir Peygamberin ümmeti olarak bu ülkede eşit vatandaş olmak için sürdürdüğümüz çabayı asla elden bırakmayacağız. Ümitsizliğe asla kapılmayacağız. Çünkü inancımızda ümitsizlik, küfürle eşdeğerdir. Bütün olumsuz gelişmelere rağmen, bizleri hayata bağlayacak ve mücâdelemizi sürdürmemizde ihtiyaç duyduğumuz gücü verecek olan işte bu inançtır. Allah’tan alacağımız güçle, önce kendimizi, sonra da çaresiz insanları güçlendirerek insanlığa katkıda bulunacağız. Birbirimize sahip çıkacağız ki, insanlık huzur bulsun.
Ülkemizi ve dünyayı sallayan ekonomik buhranın temelinde, bu erdem ve faziletlerin günümüz insanlık anlayışında yerinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Bugün, farklı din ve kültüre ait bir toplum olarak, ülkemizde her zamankinden çok daha büyük bir sorumluluk taşıyoruz. İnsanlığın buhrandan kurtulması için gerekli değerleri muhafaza eden tek din ve onunla şekillenen medeniyetin temsilcileri olarak kendimize gelmeli ve bu medeniyetin değerlerini komşularımıza duyurmalı ve yansıtmalıyız. Bunun tek yolu ise yaşantımızla örnek olabilmektir. Hal ve tavırlarımızla, örnek ve takdir edilecek çalışmalarla insanlığın üzerine çöken karanlığı aydınlatmaktır.
----------
Ne acaip bir dünyada yaşıyoruz! Şeytanlaşmış politikanın tezahürü gereği günümüzde Kürtçülük, Pomakçılık ve daha bilmem necilik yapıldığında insan hakları mücadelesi; ama Türk kimliği yok olmasın denildiğinde ırkçılık olarak nitelendirilmektedir.
Irkçı olmadığımızı İsmet Özel’in şu Türklük tanımıyla daha önceki yazılarımda defalarca anlatmaya çalıştım:
“Türk, kâfirle (Hakkı ve hakikati örten zalimlerle) çatışmayı göze alan Müslüman’dır.”
Herkes dil ile ikrar etmekle Müslüman sayılabilir, ama gereklerini yerine getirmedikçe gerçek anlamda Müslüman sayılmaz. Gerçek anlamda Müslüman olabilmenin şartı, o cesareti ortaya koyabilmektir. Bu cesareti ortaya koyabilene, yani zalimlerle çatışmayı ve haksızlık karşısında susmamayı göze alabilenlere Türk denmektedir.
Türk isminin kelime anlamı işte bu yüzden “güçlü insan” olarak tanımlanmaktadır. Buradan hareketle tarihin akışı içerisinde Türk: “Zalimlere karşı hakkı koruyacak kadar güçlü ve gücüyle mazlumları himaye eden” şeklinde tarif edilmiştir. Türk ismi tarihe bu şekilde mâl olmuştur. Türklük vasfını ortaya koyan insanların adına Türk, yazdıkları tarihe ise Türk tarihi denmiştir.
Dikkat edildiğinde özellikle balkanlarda Türk karşıtı ve özellikle de Yunan veya Slav-Pomak propagandası yapanların hedefinde aslında dolaylı olarak hep İslâm ve direkt olarak Türk kimliği vardır. Ne var ki, bunlar bugüne kadar başarılı olamadıkları gibi, bundan sonra da olamayacaklardır. Şapkaları düştükçe, kelleri görünecektir. Bunun sebebi açıktır: Pomak Türkleri, ne olursa olsun dinlerine olan düşkünlüklerinden vazgeçmezler. Bu tarihî kayıtlarla sabittir. Pomaklık da zaten burdan gelmektedir. İslâm’a olan düşkünlükleri bu insanların İslâm’ın yardımcısı anlamına gelen “Pomak/yardımcı” olarak anılmasına neden olmuştur. Tarihe baktığımızda, İslâm’a en çok “yardım eden”, bu dine düşkün olan milletin, Türk milleti olduğu açıkça görülmektedir.
Biz Türklüğü kültürel anlamda anlıyoruz. Türk kanı taşımak ve sadece Türk olduğunu söylemekle Türk olunmuyor. Nasıl ki, sadece sözde Müslümanlıkla Müslüman olunmuyorsa... Müslümanlık olsun, Türklük olsun, bunların bir de gereklerini yerine getirmek gerek.
Türk kanına sahip olmak ve Türk soyundan gelmekle Türk olunmuyor. Bu şekilde Türk olup da Türklüğe ve Türklere ihanet eden nice Türk gördük. Binlercesi hergün hainlikle iştigal etmektedir. Türklük bilincine sahip olmadığı için kendisini ve milletini birkaç kuruşa, mevki ve menfaat uğruna satanlar her tarafta cirit atıyor. Bunlardan Anavatanımız Türkiye’de de, Batı Trakya’mızda da mebzül miktarda mevcuttur. Bizleri geçtiğimiz hafta maliye müfettişlerine gammazlayanlar da bunlardandır. Kimi politikacı, kimi gazeteci, kimi de hoca ve öğretmen olarak toplumumuzun içine yerleştirilmiştir. Halk, her geçen gün bunların kim olduğunu görmektedir. Bizler bunları deşifre ettikçe, bunların topluma verdikleri zarar da o oranda azalacaktır. Yeter ki, toplumla beraber olan dinamikler toplumu ayakta tutan değerlere bağlı olsunlar.
----------
Geçen hafta (07 Şubat 2013 Perşembe) TRT Avaz kanalında her Perşembe yayınlanan ve Balkanlar ağırlıklı olmak üzere Türk Dünyası’yla ilgili programlar yapan “Bizim Sesimiz” programına canlı telefon bağlantısıyla konuk oldum. Programda, dernek olarak maruz kaldığımız maliye baskınlarını ve gazetemize açılan milyonu aşkın euroluk tazminat davalarla ilgili son gelişmeleri anlatacaktım...
Saat 21.00 ile 22.00 arası yayınlanan programa bağlanarak Azınlığımızın dernek ve basın kuruluşlarına yapılan maliye baskılarını, yükselen aşırı sağ ve saldırıları, yıllardır ihlâl edilen haklarımızı, çözüm beklerken boşa çıkan beklentilerimizi, yetmezmiş gibi ayrıca 240 İmam Yasası gibi çıkartılan yasalarla acılarımıza acı katıldığını anlattım.
Sözlerimin sonunda, Azınlık olarak Yunanistan yönetiminin bizlere yaşattığı acılar yetmezmiş gibi, bir de Anavatanımız Türkiye’nin resmi televizyonu TRT’nin, belli ki mevcut bazı yöneticilerinin/yetkililerinin/ sorumlularının sorumsuzluğu, cehaleti ve gafleti yüzünden canımızı acıttığını belirttim.
TRT’nin son zamanlarda yaptığı bazı yayınların özellikle Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın İskeçe’nin dağlık bölgesindeki Şahin köyünün sakinlerini incittiğini, rencide ettiğini ve son derece üzdüğünü belirttim.
TRT’de ne yazık ki son yıllarda olduğu gibi, özellikle programa çıktığım gün boyunca sözde Slav asıllı Pomaklarla ilgili “Bir Seyyahın Not Defteri” isimli bir turistik tanıtım filmi oynatılmıştı. Bunu izleyen Batı Trakya Türkleri ve özellikle de Batı Trakya Türk Azınlık mücâdelesinin kalbi diye bilinen Şahin köyündeki Pomak Türkleri çileden çıktı. Gün boyunca bu konuda bizleri arayan soydaşlarımız üzüntülerini, tepkilerini aktardılar. Program öncesinde de aynı film oynayınca artık bende çileden çıktım ve canlı yayında TRT yetkililerine, Şahin başta olmak üzere Batı Trakya Türklerinin şikâyetini, rahatsızlığını dile getirerek çağrıda bulundum. TRT yetkililerine, bu büyük sorumsuzluk ürünü olan yanlışın bir an önce düzeltilmesi için gerekenin yapılması çağrısında bulundum. Yapılan bu tür yanlışlıkların Batı Trakya Türk Azınlık davasına halel getirdiğini ve soydaşlarımızı derinden yaraladığını en açık bir dille ifade ettim.
Programdan sonra yetkililer beni arayarak, Pomak Türklerini Slav olarak tanıtan tanıtım filminin tamamen bir denetim eksikliği ve bilgisizlikten kaynaklandığını, biliinçsizce yapılan bu hatanın giderilmesi için gerekenin yapılacağını söylediler.
Türk Dünyasını oluşturan büyük Türk ailesinin önemli bir kolunu teşkil eden Pomak Türklerini Yunan ve Slav asıllı gösterme işini, ihaneti meslek edinmişlerin dışında, bir de gaflet ve dalâlet sebebiyle yapanların var olduğunu yazmıştım. Bunların sayısı az ve farkında olmayarak ihanet odaklarının emellerine hizmet etmektedirler. Birçoğu, kendileriyle yaptığımız tartışmalardan sonra, yanlışlarından dönmüştür. Umarız TRT’de yapılan yanlış da sadece bir cehalet ve gafletin ürünüdür.
----------
Batı Trakya’da olduğu gibi büyük devlet olduğu için Türkiye’de de farklı güç odakları Müslüman Türk milletini parçalamak için her türlü karanlık plânını uygulamakla uğraşmaktadırlar. İslâm ve bunun temel gücünü oluşturan Türk-İslâm dünyasını parçalamak için evrensel projelerin toplum mühendisleri ve onların askerleri gece-gündüz çalışmaktadırlar.
Anladığım kadarıyla, kendi içimizde nasıl ki yabancı ülkelerin diplomat ve istihbaratlarıyla işbirliği içerisinde olanların evrensel proje kupayları sızdırılıyorsa, benzerleri Anavatanımızın birçok kurumlarının yanında TRT’sine de sızdırılmış olabilir. Bizleri yabancı diplomatlara ve derin devlete gammazlayan ve Azınlığımızı Pomak, Türk, Çingene şeklinde bölenlere hizmet edenlerin benzeri mutlaka Türkiye’de vardır. Burada olup da Türkiye’de olmaması düşünülemez.
İster gafletten olsun ister dalâletten, Azınlığımızı üç ayrı etnik unsura bölen ve parçalayan yayınların bizim varlık sebebimiz olan Anavatanımız Türkiye’nin resmi televizyonu olan TRT’de yayınlanması, dilim varmadığı için ihanet demiyorum, en azından büyük bir yanlıştır. Türkiye nasıl olur da kendi kendine böyle diplomatik bir gol atar! Türkiye gibi büyük bir devlete bu yakışır mı?
Eğer Türkiye Batı Trakya Türk Azınlığı’nın temel dinamiğini ve Türk Azınlık mücadelesinin en önemli sacayağını teşkil eden Pomak Türkleri ile ilgili politikasını değiştirmişse, o zaman Anavatan olarak bildiğimiz Türkiye bizlere Gümülcine’deki Başkonsolosluğu vasıtasıyla artık Pomak Türklerinden vazgeçtiğini bildirsin ki, biz de kendi geleceğimizi oturup ona göre belirleyelim. Anavatanımız bizlere desin ki, “Ey Pomak Türkleri, biz artık kendini Türk olarak tanımlayan Pomakları desteklemiyoruz. Azınlığımız içinde kabul etmiyoruz. Biz sadece kendini Yunan veya Slav asıllı Pomak olarak tanımlayanları kabul ediyoruz. Aksi halde ne haliniz varsa görün... “
Evet, umut ediyoruz ki bu yazımız konunun ilgili ve yetkili birimleri tarafından dikkate alınır ve gereken cevap tarafımıza iletilir. Pomak Türkleri, Anavatanları olarak bildikleri Türkiye Cumhuriyeti’nden cevap bekliyor. Türk hükümeti bizlerden artık vazgeçtiyse, biz de Allah’a sığınırız. Ancak Türkiye bizden vazgeçmediyse, o zaman Türkiye’nin TRT’sini bu hale düşürenler bizlere bir özür borçludurlar.
Son olarak: Anavatan’ın bugünkü yetkilileri bizleri gözden çıkarmış olabilir, ama bizler ne olursa olsun Anavatanımızdan vazgeçmeyiz. Allah’tan başka hiçbir güç Pomak Türklerini Anavatanları Türkiye’den koparamaz.