Azınlık açısından politik durum ve olasılıklar

Kiminle karşılaşsam, gazeteci kimliğimden dolayı bana sürekli şu soruyu yöneltiyor: Ne olacak bu ülkenin, siyasetin ve erken seçimlerin gidişatı? Evet, ne ola

Köşe Yazıları 19 Nisan 2012
Azınlık açısından politik durum ve olasılıklar

Kiminle karşılaşsam, gazeteci kimliğimden dolayı bana sürekli şu soruyu yöneltiyor: Ne olacak bu ülkenin, siyasetin ve erken seçimlerin gidişatı?

Evet, ne olacak bu memletin sonu? Erken seçimler ne getirecek? Ülke kurtulacak mı veya en azından kriz hafifleyecek mi?

İşte ülke göndeminin en çok konuşulanları bu yukarıda saydıklarımdır. Bu soruların asıl muhatapları siyasi parti ve adaylarıdır. Tabii ki bizim de kendimize göre cevaplarımız ve değerlendirmelerimiz vardır, ama önemli olan siyasilerin ne dediğidir. Çünkü ülkeyi yönetecek olan onlardır. Dolayısıyla en iyi ve makul cevapları veren siyasi partilere ve adaylara iyi kulak vermek gerek. Çünkü ona göre oy kullanacağız.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir husus var. Siyasileri dinleyeceğiz, ama sadece onların dedikleriyle yetinmeyeceğiz. Farklı kanallardan gelen bilgileri çapraz okuyarak bileşkesini bulmaya çalışacağız ve kararımızı ona göre vereceğiz.

Gazete okuyacağız, ama tek bir gazete değil. Farklı haber kaynaklarından istifade etmeye azami ölçüde gayret etmek gerekir. Onun bunun ne dediğine kulak asacağız, ama yakın çevrelerimizden en çok güvendiklerimize kadar dost ve arkadaş çevrelerin dedikleriyle bağdaştırmadan hareket etmemek gerekir.

Ne oldukları belli olamayanların ipiyle kuyuya inilmediğini hatırlayalım. En nihayetinde ve son tahlilde dostlarla yanılsak da seçimleri kaybedebilir, ama yine dostlarımızla olmaya devam ederiz. Kötü olan, dostlarımızı kaybetmemektir. Yakınlarımızı ve dostlarımızı kaybedersek her şeyimizi kaybederiz.

Yani en kötü durumda bizler toplum olarak seçimleri kaybetsek de, kendimizi kaybetmememiz gerekiyor. Bazen görünürde kaybedilen bir seçim, aslında birbirimizi kazanmamıza vesile olabilir. Daha doğrusu seçim toplumu kenetlendiriyor ve insanlarını birbirine kazandırıyorsa, o seçim kazanılmıştır. Ve doğal olarak da şu sonuç çıkıyor: Kenetlenmiş bir toplum her seçimi kazanır.

Bu seçimlerde de kazançlı çıkmak istiyorsak, o zaman kenetlenmemiz gerekiyor. Bu seçimlerde parlamentoya vekil göndermek istiyorsak, bizleri azınlık olarak temsil edecek bir milletvekili istiyorsak eğer, çıkabilecek adaylara odaklanıp onlara oy vermek ve verdirmek zorundayız. Akıl var, mantık var... Bu seçimlerde sorun soruşturun bakalım, parlamentoya gitme ihtimali en yüksek adaylar kimlerdir? Küçük partilere yüklenileceğini duyuyoruz. Bu durumda hangi küçük partiden azınlık adaylarına yüklenildiği takdirde kolayca vekil seçeriz, diye düşünmek lâzım. Bunu öğrenmek için en ilk olarak partiden başlamak gerek. Böyle adaylar hangi partiden adaydır? SİRİZA’dan mı, DİMAR’dan mı yoksa başka bir minik partiden mi? Misal olarak diyelim ki partiyi bulduk. Bitti mi? Tabii ki hayır.

Diyelim ki, DİMAR ve SİRİZA meclise girme sorunu yaşamayan en kuvvetli iki küçük parti. Bunlar sol parti. Tabii sağ partiler de var, ama onların siyasi programlarında Azınlık diye bir kavram ve siyasetleri olmadığı için biz de onları yok sayıyoruz. Bizim için de onlar yok hükmündedir. LAOS, Altın Şafak (Hrisi Avgi), Kammenos’un partisi Bağımsız Yunanlılar gibi partilerin canı cehenneme.

Geriye SİRİZA ve DİMAR kalıyor. İkisi arasında bir tercih yapmak gerekecek. Bunun için de onları Azınlık terazisine koymak gerekecek. Bu noktada dikkate alınacak husus ise, Azınlık için bugüne kadar hangisinin daha olumlu tavır sergilediğidir. Bu konuda önde giden parti hiç şüphesiz SİRİZA’dır. SİRİZA’nın İskeçe Türk Birliği hakkında yaptığı olumlu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin birliği haklı bulan kararını savunan açıklamaları takdire şayandır. Aslında burada aslan payı Hüseyin Zeybek kardeşimizindir, desek daha doğru olur. SİRİZA’ya açıklamayı yaptıran o ve arkadaşlarıdır.

Küçük partilerle olan kısmı bu şekilde hallettikten sonra büyük partilere gelebiliriz.

Büyük partiler, iki hafta önce meclisten geçirdikleri ve Azınlıkla ilgili önemli iki meseleyi olumlu anlamda sonuçlandıran kanunla toplumumuzun takdirine mazhar oldu. Bu gelişme, ND ve PASOK’u olumlu anlamda etkileyen bir gelişme oldu. Bu şekilde ND ve PASOK’un Azınlıktan oy anlamında gereken ödülü alacakları şüphesizken, mesele yine karıştı.

Hatırlarsanız bundan iki hafta önce konuyla igili yazmış olduğum yazıda, iki büyük partinin bir adım önde olan SİRİZA ile arayı kapattığını belirtmiştim. Ancak politikanın ne kadar dönek ve kaygan bir alan olduğunu bir daha teyit eden bir gelişme oldu ve en azından İskeçe bölgesi için durum PASOK’un aleyhine döndü. İskeçe’de PASOK’un, PKK’cılığıyla nam salmış Sguridis’i tercih ederek Çetin Mandacı’yı devre dışı bırakması, Azınlığı kızdırdı. Ben biliyorum ki, PASOK’a oy veren birçok Azınlık seçmeni sırf Çetin Mandacı’ya duydukları teveccühten dolayı oy veriyordu. Ve görebildiğim kadarıyla artık vermeyeceklerdir. PASOK çok büyük bir yanlış yaptı ve bunun faturası ağır olacak. Diyebilirim ki, Mandacı’sız bir listeyle PASOK İskeçe’de çok büyük bir hezimete uğrayabilir. Artık PASOK’a İskeçe’de büyük parti demek ne kadar doğru olur? Bence İskeçe’de ikinci büyük parti SİRİZA’dır.

İki yıl önce Sguridis’li bir PASOK’a veda ettik diye sevinirken, şimdi de tam tersi Sguridis’li bir PASOK’u karşılamaya hazırlanıyoruz. PASOK’un geçirdiği badirelerden sonra varacağı yer bu mu olacaktı? Yazık, hem de çok yazık.

PASOK’un İskeçe’deki durumu bu; dipsiz bir kuyu... Gümülcine’de ne olur bilmem, ama gördüğüm kadarıyla Ahmet Hacıosman orada sağlam bir şekilde yerini koruyor. İç ve dış tehlikelere rağmen ayakta kalmayı başardı. Orada Sguridis yok, inşallah PASOK’un kazanacağı tek sandalyeyi o alır da Azınlık en garanti bildiği adayından da olmaz.

Anlaşılan o ki, PASOK, İskeçe’de Çetin’le gelecek iki katı oyları istemiyor. Nedeni de, zaten alacağı tek sandalye var. Gelecek birkaç bin fazla oy için Türk Azınlık adayına gerek yok... Ne de olsa en kötü Yunan, en iyi Türk’ten iyidir. İşte size tam bir Sguridis zihniyeti... Tam bir PKK zihniyeti... Nasıl olsa bir kişi seçilecek, bari benden olsun, Yunan asıllı olsun, diye düşünmüştür PASOK, ama acaba öyle olacak mı? Evdeki hesap çarşıda tutacak mı? Bu gidişle İskeçe’den tek sandalye bile alamayabilir, benden söylemesi...

----------------------------------------

Gümülcine’de ND Partisinden Dr. Mehmet Eminoğlu aday gösterilmiş. Kendisini tebrik ediyoruz. ND, Gümülcine’de uzun bir aradan sonra ilk defa doğru bir tercihte bulunmuş oldu. İskeçe’de de Adnan Peçenek kardeşimizi aday göstermiş ve yeni yüzlere yer vererek imaj değişikliğine gittiğini göstermek istemiştir. Gayretler iyi, ama ne kadar inandırıcı olacak veya devamı ne olur, onu da seçimden sonra göreceğiz. O kadar aldatıldık bu iki büyük partiden, artık her şeye temkinli yaklaşıyoruz azınlık olarak.

Bir hikâyeyle noktalayalım:

Bir gün Nemrut, İbrahim (a.s.) ateşe atmaya karar verir. O kadar büyük bir ateş yakar ki, bu sefer kendisi ateşe yaklaşamaz. Bir mübarek zat, bakmış bir karınca ateşi söndürmek için uzaktan ağzına su alıyor, getiriyor. Fakat yaklaşamıyor, yakın bir yere bırakıyor. Evliya zat sormuş:

- Ne yapıyorsun sen?
Karınca, demiş ki:
- Sorma, Allah'ın Peygamberini yakacaklar. Ateşi söndürmeye çalışıyorum. O zat sormuş:
- Senin bu küçük cüssenle taşıdığın bir damla su ile bu koca ateş söner mi?
- Vallahi Cenab-ı Allah herkese gücüne göre hesap sorar. Benim gücüm bu kadar. Ateşi söndüremesem de, en azından safımı belirlemiş olurum.

Yani diyor ki karınca; kiminle olduğum belli olmuş olur. Evet değerli okuyucularım, kiminle olduğumuz önemlidir. Nerede olursak olalım, mutlaka bir taraf olmak durumundayız. Tarafsızlık diye bir şey yoktur. Taraf olmayanlar bertaraf olurlar. Önemli olan neden yana taraf olduğumuzdur. Haktan mı, yoksa hasızlıktan yana mı?

Hikâyemizin devamı var:

Öbür taraftan bir yılan da devamlı ateşi körüklüyor. Sormuşlar:
- Böyle ne yapıyorsun?
Yılan demiş ki :
- Bugün bayram! Bir Peygamber yanacak.

Anlaşılmış ki yılan da gücü nispetinde elinden gelen kötülüğü yapmaya çalışıyor.

Neticede, bu dünyada her şey kötüden ve iyiden yana taraf olanlar arasında geçmektedir.
Birinciler ateşi körükleyenler, diğerleri ateşi söndürenler… 

Bu seçimlerde de aynı şey geçerli olacaktır. Bu ülkenin ve Azınlığın iyiliğinden yana olanlar ile olmayanlar arasında bir mücadele söz konusu olacaktır. Birinden yana taraf olmak zorundayız. Bu ikisi arasında tarafsız olmak gibi bir tercihimiz yoktur. O zaman bilin ki bertaraf oluruz.

Bilinçli bir şekilde akıllıca ve mensubu olduğumuz Azınlık toplumunun menfaatine uygun bir şekilde oyumuzu kullanmakla mükellefiz.

Aklımızı çalıştıralım; önce en güvendiklerimizden başlayarak toplulumuza danışalım, sonra da akıl ve vicdan süzgecinden geçirerek bir sonuca varalım. Bu zor bir iş değildir. Samimiyetle çabaladığımızda gerisi gelir. Zaten her şey ortada.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr