Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

Azınlık nezdinde partilerin son durumu

Azınlığın iki büyük sorununun çözüme kavuştuğu haberleri bu hafta gündeme bomba gibi düştü. Haber basında yer alır almaz, partilerden aday olacak politikacılar

Köşe Yazıları 5 Nisan 2012
Azınlık nezdinde partilerin son durumu

Azınlığın iki büyük sorununun çözüme kavuştuğu haberleri bu hafta gündeme bomba gibi düştü. Haber basında yer alır almaz, partilerden aday olacak politikacılar hemen, “o yapmadı ben yaptım” açıklamalarıyla Azınlığın iki büyük sıkıntısını ortadan kaldıran düzenlemeyi getiren kanunun kendi eserleri olduğunu iddia ederek, sahiplenme yarışına girdiler. 

Peki, gerçekte bu başarı kime ait? Bana göre bu soru önemli, ama bundan daha önemlisi, kime ait olursa olsun bunun Azınlık toplumunu rahatlatıp rahatlatmadığıdır. Azınlğın vakıflarının tapu sorunu ortadan kalkıyor mu? Kaçak yapılara getirilen ve 5 binden fazla ailemizi ilgilendiren cezaların yüzde 80’i ortadan kalkıyor mu? İşte asıl cevaplandırılması gereken sorular bunlar.

El-cevap: Evet, bu sorunlar ortadan kalkıyor. İşte beni asıl burası ilgilendiriyor. İnsanlarımız iki zulümden kurtuluyor ya, işte önemli olan bu. Kim yapmış meselesine gelince… Tabii ki bu da önemli bir mesele, ama önce şu meselenin özünü bir idrak edelim...

Azınlığımızın uzun yıllar sonra bu devletin olumlu anlamda bir icraatına şahit olmasına şöyle bir gönül rahatlığıyla sevinemedik. Toplumu bezdiren ve politikadan tiksindiren sahiplenmeler ve polemikler yüzünden bu işin tadını çıkaramadık. Sonra da bazıları, “neden insanlar bize oy vermiyor?” diye yakınıyorlar.

İnsanlar ucuz kahramanlıklar peşinde koşan ve başkalarının sırtına basarak yükselmeye çalışan “politikacılara” prim vermez. Olayları izler, dinler ve zamanı geldiğinde gerekeni yapar. Entrikalarla, fırıldaklarla milleti yanıltmaya çalışan ve karayı ak göstermeye çalışan politikacıları sandığa gömer. Geçen seçimlerde gömdüğü gibi.

Şimdi gelelim bu işin başarısı kime ait olduğu meselesine. Vallahi durum ortada. Bu işi ta başından beri parlamentodaki mevcut milletvekillerimizin takip ettiği ve defalarca konuyla ilgili konuşma, soru önergesi, mektup ve raporlar sunduğu, basını izleyenlerin malûmudur.

Bu meselenin özünü bu hafta ÇINAR FM 91.8 radyosunda yayınlanan “Çınaraltı Sohbetleri” programında açıklığa kavuşturma fırsatım oldu. Bu haftaki programın konukları iki Azınlık milletvekiliydi. Vekillerimiz, meseleyi enine-boyuna bütün gerçekliğiyle açıkladılar. 4014/2011 sayılı yasanın yasa değişiklikleri ile Azınlığın lehine olacak bir hale dönüştürülerek parlamentodan geçmesi aşamalarında gösterdikleri olağanüstü çalışmaları ifşa ettiler.

Vekiller, bu kanunun Azınlığın lehine olacak şekilde olmasını sağlamanın bir zorluk, bunu parlamentoda kabul ettirmenin ise ayrıca bir zorluk olduğunu ifade ettiler. Bu konuda bir terslik olmasın diye sabahlara kadar mecliste kulis çalışmalarında bulunduklarını ve olumsuz bir gelişme olmasın diye iki büyük partiyi ve ilgili bakanlıkları nasıl sıkıştırdıklarını anlattılar.

Çetin Mandacı, Çevre Bakanlığı’nda 8 saat oturma eylemi yaptığını söyledi. Bu, Azınlık ve belki de Yunanistan tarihinde bir ilktir. Bir Azınlık milletvekili Azınlığın hakları için bir bakanlığı 8 saatliğine işgal ediyor. Mandacı, ‘Bu işi daha fazla büyütmedim, çünkü amacımız bağcı dövmek değil, üzüm yemek, yani sonuç almaktı ve nitekim aldık da’ dedi. 

Vekillerin konu hakkındaki detaylı açıklamalarını zaten hafta başında Gümülcine’de bir otelde birlikte yaptıkları basın açıklamalarıyla ilgili yaptığımız haberde okuyabilirsiniz.

Burada değinmeden edemeyeceğim bir hususa gelmek istiyorum. Bu konudaki başarının tabii ki şu an parlamentoda bulunan ve konuyla direkt olarak ilgilendiği herkesce bilinen Ahmet Hacıosman ve Çetin Mandacı tarafından sahiplenmesi çok doğaldır ve anlayışla karşılanır. Ancak irapta mahalli olmayan bazı fırsatçılara ne demeli? Bunlar komik olmaktan da öte bir durum sergilemektedirler. Durumları tam bir vahamet arz etmektedir. Bu durum karşısında hayretler içerisinde kalmamak mümkün değil. İnsana, pişkinliğin bu kadarına pes, dedirten bir durumdur bu.

Gizli kapaklı bir şekilde “240 İmam/Din Adamı” yasasını Azınlık toplumunun sırtına yükleyenler hâlâ utanmadan kalkıp Azınlık hakkında konuşabiliyor ve bu da yetmezmiş gibi büyük bir pişkinlikle bu yeni yasa da Bakoyanni’nin başarısıdır, diyebiliyor.

Neymiş? Bakoyanni bizi kurtarmış! Cami ve minare sorunumuz, yetmedi, kaçak yapılarla ilgili sorunumuz Bakoyanni’nin sayesinde çözülmüşmüş. Hangi Bakoyanni? Azınlığımıza 2007 yılında “nimet” diye yutturduğu eskisinden beter “Yeni Vakıflar Yasası” ile din özgürlüğümüzü ipotek altına alan “240 İmam Yasası”nın mimarı olan Bakoyanni…

Bu bayan, bakanlığı döneminde bırakın sorun çözmek ve var olan haklarımızı iade etmek, durumumuzu daha da beter etmiştir. Şimdi de kalkmış ben yaptım, vekilim Avgenakis yaptı diyor.

Hadi onun demesini anladık, ama ya bizim diye bildiğimiz insanlara ne demeli? Bu kadının peşinden gidip medet uman Azınlık mensuplarına hayret etmemek mümkün değil. Bizim vekillerimiz değil, Bakoyanni ve onun Pontuscu Avgenakis isimli vekili başarmışmış 4014/2012 sayılı kanunun Azınlığın lehine olmasını... Allah’ım sen bize sabır ver!

Azınlığı sırtından vuranlara farklı çevrelerden ve değişik şekillerde çanak tutulduğunu görmek beni hakikaten düşündürüyor ve endişeye sevkediyor. Bu, Batı Trakya’da kimin kime ve neye hizmet ettiği konusunda kocaman soru işaretlerine neden oluyor. Durun bakalım daha neler göreceğiz.

Bir noktaya daha temas etmek istiyorum. Azınlığımızın iki büyük sorununu çözen ve herkes tarafından sahiplenilen yasaya parlamentoda onay veren partiler şunlar: ND ve PASOK. Bunun dışındakiler: SİRİZA, DİMAR, KKE ve LAOS ise Azınlığı rahatlatacak bu yasaya ret oyu kullanmışlardır. DİSİ’nin grubu olmadığı için parti olarak oy kullanamadı.

Gel de bu işin içinden çıkın şimdi. Bu radikal sol partilerin yaptıklarına akıl erdirmek zor. SİRİZA’nın bu yaptığı iş mi? Bir öyle, bir böyle… Birkaç hafta önce İTB’ye sahip çıkarak Azınlığımızı sevindirir, sonra da parlamentoda Azınlığın aleyhine oy kullanır. Hadi DİMAR’a bir şey demiyoruz, çünkü onun tavrı zaten başından beri belli. O toptan kendi havasında. Olaya humanist ve ideolojik açıdan yaklaşıyorlar vs. LAOS’u da konuşmaya gerek yok, tavrını herkes biliyor.

Durum bundan ibaret. İki büyük partiyi topa tutan küçük partilerden tam da Azınlık olarak ümitlenmişken, bizleri seçim öncesi bir dönemde, oylarınıza ihtiyacımız yok, der gibi dışlayan ve karşılarına alan bir tavır sergiliyorlar. Nasıl olsa millet küçük partilere oy verecek, anketler de zaten bunu gösteriyor, onun için Azınlığa fazla değer verip şımartmamak lâzım, sonra başa belâ olur, diye düşünüyorlardır, kim bilir.

Birkaç haftadır SİRİZA başta olmak üzere küçük partilere olumlu bakmaya başlamıştım. Özellikle SİRİZA’nın İTB’ye sahip çıkmasını çok takdir etmiştim. Ancak gelinen noktada hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmek isterim. SİRİZA tam bir U dönüşü yaptı. İTB konusundaki tavrıyla tepki çektiği için ve basının eleştiri oklarına hedef olduğu için herhalde durumu dengelemek istedi diye düşünüyorum. SİRİZA bu yasaya nasıl olur da destek vermez anlamak mümkün değil. Bakoyanni, ne kadar varsa destek vermiş. Vermiş, çünkü Azınlık oylarına ihtiyacı var. Yüzde 3 barajını aşıp aşmayacağı belli değil kadıncağızın. Kendince de iyi yapmış. Azınlık da belki ona göre takdirini ortaya koyacaktır.

Şu kadarını söyleyebilirim ki, Azınlığımız bu yasanın çıkmasından çok memnun. Benim gördüğüm, PASOK ve ND Azınlık nezdinde bir adım öne geçmiştir. En azından kendini toparlamıştır. Bu partiler, bu krizde binlerce Azınlık ailesini ekonomik olarak rahatlatan bir düzenlemeyi onaylamışlardır. Bundan önemlisi de, bunu onaylamakla geçmişte devletin Azınlığa yaptığı haksızlıkları kabul etmişlerdir. ND ve PASOK bu kanunla adeta devlet adına azınlığa yapılan bazı yanlışlıklardan dolayı günah çıkarmıştır.

Seçimlerin konuşulmaya başladığı günden beri partilerin Azınlık açısından durumunu değerlendirecek olursak, İTB çıkışıyla ilk raund SİRİZA’nındı. Ancak Azınlığı sevindiren son yasanın ND ve PASOK tarafından onaylanarak kanunlaşmış olması, ikinci raundu bu iki büyük partiye kazandırmıştır. SİRİZA da bu yasayı onaylamış olsaydı, bu raund berabere bitecek ve  bir adım önde olmaya devam edecekti. Ama ne yazık ki öyle olmadı ve SİRİZA elindeki fırsatı iyi değerlendiremedi. Diğerlerinin şimdilik konuşulacak kayda değer bir durumu söz konusu değildir.

Akif’in sözüyle bitirelim: Edvarı hayat perde perde, Allah bilir ne var ilerde.

Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr