Balkanlarda Hıristiyanlık ve Slavca, geçmişte olduğu gibi bugün de dayatılıyor

Defalarca yazdım ve yazmaya devam edeceğim. Yunan/Slav-Pomak propagandası her şeye rağmen Batı Trakya’da yer bulamayacaktır. Batı Trakya Türkleri olarak bu oyun

Köşe Yazıları 16 Mart 2013
Balkanlarda Hıristiyanlık ve Slavca, geçmişte olduğu gibi bugün de dayatılıyor

Defalarca yazdım ve yazmaya devam edeceğim. Yunan/Slav-Pomak propagandası her şeye rağmen Batı Trakya’da yer bulamayacaktır. Batı Trakya Türkleri olarak bu oyuna gelmeyeceğiz. Hassaten Batı Trakya Türklerinin kahır ekseriyetini ve Türk Azınlık Hareketinin/Davasının temel dinamiğini oluşturan Pomak Türkleri var güçleriyle bu oyuna/propagandaya asla ve kat’a geçit vermeyecektir.

Şurası bilinmelidir ki, Batı Trakya’daki Pomak Türkleri, “Pomaklar Yunan/Slav asıllı millettir” propagandasına karşı dik durmaya devam ettikçe, Balkanlar’da bütün Pomakları Slavlaştırmaya çalışan mekanizma amacına ulaşamayacaktır. Bundan dolayıdır ki, gayrı İslâmi Slav-Pomaklık propagandası ısrarla Batı Trakya üzerinden ve özellikle de Türklük davasının merkezi olarak nam salmış Batı Trakya’nın dağlık bölgesindeki Şahin, Ketenlik gibi Pomak Türk köylerimiz üzerinden yürütülmek isteniyor. Ancak Türk asıllı olan Pomakları Slavlaştırmayı amaçlayan karanlık güçler, bütün uğraşlarına rağmen Batı Trakya’da başarılı olamadıkları için çalışmalarını artık Türkiye ve Bulgaristan üzerinden yoğunlaştırmaktadırlar. Zamanla ne yapabileceklerini zamanla göreceğiz. İddiam odur ki, Batı Trakya düşmedikçe bu modern asimilâsyon taktikleri başarılı olamayacaktır.

Batı Trakya’daki Pomak Türklüğünün savunucusu ve Slav/Yunan asimilâsyon çalışmalarına karşı direnişin sembolü haline gelen Millet gazetesi olarak, bu direnişimizin ne pahasına olursa olsun devam edeceğini belirtmek isterim. Dost düşman bunu böyle bilsin. Halkımızın dik duruşu, kararlılığı ve gazetemize verdiği destekten aldığımız güçle bunu büyük bir özgüven ve gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum.

Karanlık güçlerin Slav Pomak propagandasına gelince... Bulgar tarihçileri Türk olduklarını öğrenip söylerken, bizim bazı kiralık beyinlerimiz ve ahmaklarımız Pomakların Slav asıllı oldukları propangandasına hizmet ediyor.

İki yıl önce Dünya Bülteni haber sitesinde yer alan ve ezber bozan bir haberde Osmanlı'nın Bulgarları yok olmaktan kurtardığını belirten Bulgar tarihçi Stoyan Dinkov, “Tarihi gerçeklerimiz bizim Türk olduğumuzu gösteriyor” ve “Bizler en büyük Türk devletinin mirasçılarıyız” diyerek, ezberletilen tarihi kalıpları temelden sarsan çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

Biz bu haberi gazetemizde yayımladık ve daha sonra birçok yazılarda da atıfta bulunduk. Fırsat oldukça da bu ve bunun gibi haberler ve benzeri bilgilere atıfta bulunan yazılar yayımlıyoruz. Bu şekilde, son zamanlarda hızlandırılarak yürütülen Slav-Hıristiyan propagandasına karşı halkımızı uyanık tutmaya ve direnişinin sesi ve katarı olmaya çalışıyoruz.

----------

''Yeşil Bulgaristan'' partisi lideri yazar Stoyan Dinkov, yeni çıkan ''Osmanlı-Roma İmparatorluğu, Bulgarlar ve Türkler'' adlı kitabında Atilla döneminden günümüze kadar genel Bulgaristan ve Türkiye tarihini ele alıyor. Kitabında genel kabul gören ''Türk köleliği'' tezine ters düşüyor. Müellife göre Osmanlı İmparatorluğu Roma İmparatorluğu’nun devamı ve Bulgar halkı etnik kimliğini koruma konusunda zor bir süreçte olduğu halde Osmanlı sayesinde etnik varlığını koruyabilmiştir. Dinkov'a göre Osmanlı sultanları, zamanın Avrupa idarecilerinden daha toleranslı bir idare sürmüştür. Dinkov Bulgaristanın Türk topluluklarla çok sağlam bir ilişki kurması gerektiğinin altını çiziyor. Ona göre dünyanın geleceği birleşmekte saklı. Avrupa Birliğinden sonra Asya Birliği'nin de kurulacağına ve sonrasında Avrasya birliğinin geleceğine inanıyor.

Stoyan Dinkov Bulgar gazeteci Dimitr Nikolov ile yaptığı röportajda Slav-Pomak propagandistlerin tezlerini çürüten cevaplar vermiştir. Önemine binaen bu röportajda Bulgar tarihçinin dosta ve düşmana payını veren, özellikle de bizlere örnek ve ibret olacak vurucu tespitlerini tekrar okuyalım.

Bulgar tarihçi ve parti lideri Stoyan Dinkov’un bu tespitlerini Pomak Türkleri olarak kendimize uyarlayarsak hakikateleri ve sırrtımızda oynamak üstenen oyunları açıkça göreceğiz.

Biz kim olduğumuzu bilmiyoruz, Slav diye aldatıldık diye haykıran Bulgar tarihçi Dinkov diyor ki:

Bulgaristan'ın Osmanlı idaresi altına girmesi Bulgarları kurtardı

Şunu bilmemiz gerek, Bulgaristan büyük bir devletin parçasıydı. Dahası günümüzde var olan 52 devlet Osmanlı İmparatorluğunun idaresi altındaydı. Tüm bu devletler günümüzde bağımsız çağdaş birer devlettir. Bu devletler 400 ilâ 600 yıl arasında Osmanlının birer parçasıydılar ve aynı zamanda kendi inancını, yaşayış tarzını ve geleneklerini koruyabildiler. Osmanlı İmparatorluğu idaresi altında asimile edilen hiç bir millet yoktur. Osmanlı idaresi altına girip de Osmanlı devletinden dolayı etnik kökenini kaybeden millet yoktur.

Bulgaristan'ın Osmanlı idaresi altına girmesi milletimizi korumuştur, çünkü bu sırada memleketimiz çok ağır bir haldeydi. 14. asırda çok küçük topraklara sahip, güçsüz ve üçe bölünmüş bir haldeydi. Vidin Bulgaristan'ı dediğimiz parçaya Macaristan göz dikmişti. Sırbistan ve Romanya'nın da Bulgaristan'da gözleri vardı. Eğer Osmanlılar gelmeseydi tüm zayıfların başına gelen Bulgaristan'ın da başına gelecekti. Yunanistan Trakya topraklarını alacaktı. Sırbistan da bir pay alacaktı, çünkü o zamanlar onların dili bizim dilimize çok yakındı. Vidin Çarlığı da Macaristan'ın bir parçası olacaktı. Dobruca da Venediklerin idaresi altına girecekti, çünkü oranın yöneticisinin Venediklilerle çok iyi ilişkileri vardı. Bizden geriye ne kalacaktı? Hiçbir şey. Osmanlıların gelmesiyle etnik kimliğimiz tekrar sınırsız birliğine kavuştu, bu büyük Osmanlı topluluğundan bir parça olsa da. Dobruca, Tırnova ve Vidin tekrar bir bütün oldu. Bulgarların sayısı bir buçuk milyondu. 19. asrın 60’lı yılarında Bulgarlar 7 milyon civarındaydı, bu sayıya Kuzey Yunanistan'daki ve Üsküp civarındaki Bulgarlar da dahildir.

Osmanlı hakkında olumsuz algı olan kölelik tanımı

Rusya'nın emelleri sonucunda gerçekleşiyor. Ulu Ekaterina zamanında Panslavizm görüşü ortaya çıkıyor. Rusya dile dayalı, etnik kökene dayalı olmayan bir temelle Slav milletlerini birleştirmeye çalışıyor. Ruslar bizi Slav sayarak bir kültürel hücum başlatıyorlar. Ana gayeleri bu toprakları ele geçirip İstanbul'a kadar varmak. Kitlesel bir propaganda başlatılıyor, güya Bulgarlar Slav ve çok çile çekiyorlar. Fakat Bulgaristan'a Rusya'dan çok akıllı adamlar gelmiş, -onlardan biri de Dostoyevskidir– o kölelerin ne şekilde yaşadığını çok farklı bir şekilde anlatmış. Ve ben ona güveniyorum.

Bulgar uyanışı bu propagandanın meyvesi

Evet, Bulgar uyanışı bu propagandanın ve Matsin ideolojisinin meyvesidir. Aslında bunda kötü bir şey yok, lakin bu ideolojilerin İtalya'da özel konumu vardı. Bu ideoloji bizde aynı işlevi görmedi. Matsin'in devrimci görüşleri Rusların Panslavizm görüşüyle birleşince küçük bir kaos meydana getirdi.

Çoğu milliyetçi kişilerin Türkiye'ye karşı olan olumsuz tavrı hakkında

Bunun sadece bizde olmadığını biliyoruz. Dünya tarihine baktığımızda görüyoruz ki, her zaman karanlık güçler belirli amaçlar doğrultusunda milletleri en yakın dostlarından ayırmışlardır. Biz en yakın dostumuz Türkiye'den ayrı olunca onlar her isteklerini kolayca yerine getirceklerdir.

Bulgarların kökeni hakkında teoriler

Bu konuda teori olamaz. Gerçekler söz konusu. Bizim tarihimizdeki tüm gerçekler Türk olduğumuzu gösteriyor. Diğerleri hepsi birer teoridir. Diğer teorileri destekleyen hiçbir gerçek delil yok. Neden Nagi Sent Mikloş hazinesi hakkında konuşulmuyor. Bu kesinlikle Bulgarlara ait ve onda Türk izleri var. Üzerinde Türk ve göçebe atları figürleri yer almaktadır. Bir spekülasyon var, güya üzerindeki güneş ve ay Farsları simgelermiş. Lakin onun üzerinde güneş ve ay değil yıldız ve hilal var. Bu ikisi Türkler’de İslam'dan önce de vardı. Bu simgeler Han Omurtag döneminde de vardı. Bu simgeler aynı zamanda Osmanlıların da simgeleridir. Osmanlılar İslam topraklarını fethedince bu simgeler İslam'ın simgeleri haline geldi.

Slav aldatmacasından kurtulmanın yolu Türk topluluklarla yakınlaşmak

İlk yararı halkımız için olacak, kendimizi tanıyacağız. Kim olduğumuzu ve nereden geldiğimizi bileceğiz. Çok zamandır aldatıldık, ilk önce Slav diye, şimdiyse Fars kökenli diye. Bu topluma çok kötü yansıyor, çünkü bizde sivil anlayışlı bir toplum yok. Biz kim olduğumuzu bilmiyoruz. Bizler en büyük Türk devletinin mirasçılarıyız yani Atilla'nın. Biz Fransa'dan Moğolistan'a kadar uzanan bir cihan imparatorluğunun varisiyiz, büyük bir cihan devletinin. Atilla'nın oğlu İrnik Batı Rusya’yı, Baltık bölgesini, Kiyev ve Kırım'ı yönetiyordu. Onun yönettiği devlete Bulgaristan diyorlardı, hatta Kubrat'ın yönettiği Bulgaristan'dan bile eski. Bu, tüm dünyada biliniyor, bir tek biz bilmiyoruz. Bu Panslavizm'in bir gereğiydi. Yani kendi tarihimizi bilmememiz Panslavizm'in bir sonucudur.

Aynı sorun Rusya'daki Bulgarlar’da da vardı

Aynı sorun Rusya’dakiİtil-Volga Bulgaristan'ının (Müslüman) mirasçılarında da vardı, ancak şu an orda güzel şeyler oluyor. Onların partisi – Bulgar Ulusal Kongresi – en güçlü partidir. Gerçek bir özgür seçimde iktidar olabilirler.

Slavca ve Hıristiyanlık Balkanlarda zorla kabul ettirildi

Bizim tarih yazarlarımız yalan yerine gerçekleri yazmaya başlarsa Bulgaristan'ın çok önemli bir yeri olacak. Biz sadece AB üyesi değiliz, aynı zamanda Slavca konuşuyoruz, velev ki zorla kabul ettirilmiş olsun. Ve dahası Hıristiyan'ız, yani bir çoğumuz. Geriye sadece gerçek tarihimizi yazmak kalıyor.

Hıristiyanlık kabul edilirken 100 bini aşkın Bulgar katledildi. Bu din, Bizans tarafından zorla kabul ettirildi. Zorla alfabe kabul ettirildi, öyle bir alfabe ki 4. asırdaki bir alfabe baz alınarak hazırlanmıştı. Proto –bulgarlar başka alfabe kullanıyordu– Türklerin kullandığı bir çeşit alfabedir. Bu alfabeden bazı harfler alınıp yeni alfabeye konulmuştu. Birinci Boris iktidarında Bulgaristan'a Bulgar hanları tarafından kovulan anti denen Slav kabileleri geri dönüş yaptı. Onlar Slav dilini empoze etmişlerdir. Ve böylece herkes Slavca konuşmaya başlamıştır. Bu dönemde insanlar okuryazar değillerdi. Biz alfabeden bahsediyoruz, muhtemelen o zaman sadece 1000 kişi okuma yazma biliyordu. Bir şeyler öğrenmek istediğinde Slavcayı öğrenmek mecburiyetinde kalıyorsun. Bu Doğu Roma İmparatorluğunun Bulgaristan'ı yok etmek için yaptığı en önemli harekettir.

Aslında Bulgar etnik kimliği yok, bugünkü Bulgaristan Kumanlardan gelmiştir

Gerçekçi bakarsak biz yokuz. İkinci Bulgar Çarlığı Kumanlara ait... Genellikle burada yaşamak isteyen Proto Bulgarlar ağır koşullara mahkum edilmiştir, hiçbir yere gitme hakkı olmayan kırsal köylüydüler. Ağır vergiler ödüyor, köle gibi çalışıyorlardı. Geri kalanları Kuman ve geri dönüş yapan Antilerdi. İkinci Bulgar Çarlığı hanedanı Kumanlardandı.

----------

Sonuç olarak:

Bulgar tarihçinin bu açıklamaları, yani Bulgarların Türk asıllı oldukları ve özellikle de 2. Bulgar Çarlığı’nın Kuman Türklerine ait olduğu bilgisi, Pomakların da Kuman Türklerinin torunları olduğunu iddia eden tarihçileri doğrulamaktadır.

Hıristiyanlaştırılan Bulgarlar, asıllarından kopartılarak slav dili dayatmasıyla da slavlaşırken; kimliklerini korumakta direnen göktanrı inancına sahip olanlar ise kendi dinlerine yakın buldukları Müslümanlığı seçerek Kumanlarla birlikte İslamın ve Osmanlı’nın/Türklerin yardımcısı sıfatıyla Pomak olarak günümüze kadar ulaşmışlardır.

Gerçek, bundan ibarettir...

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr