Batı Trakya Türk’ü kendine geliyor

Batı Trakya, Batı Trakya olalı böyle heyecanlı bir bayram yaşamadı. En azından ben böyle bir heyecana şahit olmadım. Büyüklerime sordum, böylesini onlar da hatı

Köşe Yazıları 28 Ağustos 2012
Batı Trakya Türk’ü kendine geliyor

Batı Trakya, Batı Trakya olalı böyle heyecanlı bir bayram yaşamadı. En azından ben böyle bir heyecana şahit olmadım. Büyüklerime sordum, böylesini onlar da hatırlamıyor. Tam aksine, geçmişe dair hatırladıkları daha çok acı ve hüzün...

Balkanlar tarihi, zaten daha çok Türk ve Müslüman ahaliye yaşatılan acılar ve soykırımlarla anılıyor. O kadar ki, bu coğrafyadan Osmanlı gideli, artık barış kelimesi neredeyse söylenmez oldu.

Barış sözcüğü son yıllarda yine dillerimizi süslemeye başladı. Anavatanımız Türkiye, son yıllarda Balkanlar’daki mirasına (kültürel, toplumsal vs.) sahip çıktıkça, buralarda terkedilen insanlarını hatırlayıp devlet büyüklerini yaşadıkları bölgelere gönderdikçe, barış ve huzur daha çok konuşulur oldu. Çünkü Türkiye, 80 milyonluk dev bir ülke. Bölgesindeki en büyük güç. Bu gücü sayesinde hem Ortadoğu’ya ve hem de Balkanlar’da denge unsuru ve barışın sigortası olabilecek bir güce sahip bir ülkedir. 

Cumartesi günü Çınar FM’de yaptığım “Çınarlatı Sohbetleri” programımda, T.C. Başbakan Yardımcısı Sayın Bekir Bozdağ’ın Batı Trakya ziyaretini değerlendirirken üzerine basarak vurguladığım bir hususu burada tekrarlamak istiyorum.

Anavatanımızın temsilcileri ve özellikle de bakan ve üzeri devlet büyükleri bizleri terkedildiğimiz bu bölgede hatırladıkça, buralara geldikçe, bizler de Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı olarak kendimize geliyoruz. Aslında onlar Anavatan olarak kendilerine geldikçe bizler ve koca İslâm Dünyası kendine geliyor.

Sayın Bakan’a ve beraberindeki bürokratlara ziyaretleri süresince aynı şeyi söyledim. Ne olur daha sık ve dafa fazla gelin. Siz bize geldikçe, bizler de bir o kadar toplum olarak kendimize geliyoruz. Siz bizi unuttukça, bizler de kendimizi unutuyoruz. Kendimizi kaybediyoruz. Zaten yıllardır süren asimilâsyon politikaları çerçevesinde bizleri kendimize unutturmaya çalışan bir yönetimle karşı karşıyayız. Bir de siz bizi bırakırsanız, unutursanız işimiz iyice zorlaşır.

Bu ziyaretin beni en çok sevindiren tarafı, ziyaret programına Batı Trakya’mızın dağlık bölgesindeki Azınlık köylerinin dahil edilmesi oldu. Ziyaret boyunca gezilen her yer ayrı bir güzeldi. Gerek Gümülcine’de ve gerekse İskeçe’de çok güzel sahneler yaşandı. Türkiye’nin Başbakan Yardımcısı’na gösterilen sevgi ve alâka takdire şayandı. Ancak İskeçe’nin dağlık bölgesindeki soydaşlarımızın gösterdiği ilgi ve alâka tarihte bir ilkti. Sevgi sel oldu aktı... Gönüller çoştu, insanlar kendinden geçti. Bu nasıl bir Anavatan sevgisiydi Allah’ım! Yok böyle Türkiye sevgisi! Dünya üzerinde Türkiye’yi bu kadar seven, böyle seven başka bir soydaş topluluk var mı? Türkiye’de bile Türkiye bu kadar sevilmez, ama Batı Trakya’nın Balkan Kolunda sevilir işte.
Pomak Türkleri, Anavatanlarını işte böyle sever. Sonsuz bir aşkla bağlıdır çünkü Türkiye’sine... Kiminin Yunan, kiminin Büyük İskender’in torunları, kiminin Slav, kiminin de son zamanlarda Pers olarak göstermeye çalıştığı bu güzide Türk toplumu, bu ziyaretlerde gösterdiği tepkiyle ne olduğunu çok güzel bir şekilde ortaya koymaktadır.

Pomak Türkleri, Balkanlar’da Türklüğün ve Müslümanlığın özüdür. Türklük ve Müslümanlık davasının yılmaz neferleridir. Batı Trakya’nın dağlık bölgesine gidin görün... Şahin köyüne gidin. Ketenliğe gidin. Gökçepınar’a ve Paşevik’e gidin. Kozluca, Demircik ve Elmalı köylerine gidin. Mustafçova bölgesine gidin... Orada, Müslüman ve Türk kimliğinin en saf halini göreceksiniz. T.C. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ gitti, gördü ve payına düşeni aldı. Ona sorun, o size söylesin, Batı Trakya’nın neresinde Müslüman Türklüğün en heyecanlı halini yaşadığını...
Kimse yanlış anlamasın. Pomak Türkleri hassasiyetim, bazı karanlık Türk ve İslâm düşmanları tarafından Pomak kimliğinin tartışma konusu haline getirilmeye çalışılarak Hıristiyanlaştırılmak  istenmelerinden dolayıdır...

----------

Başlayacak olan yeni öğretim yılında en yakınımızdakilerden başlayarak insanlarımızı uyaralım: Çocuklarını, ne pahasına olursa olsun Yunan anaokullarına göndermesinler. Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği’nin bünyesindeki Çocuk Kulüplerine göndersinler. Bu konuda kötü örnekleri ve özellikle yönetimin boş tehditlerinden etkilenen “korkakları” örnek almasınlar. Kimsenin yanış yönlendirmelerinden ve caydırıcı propagandalarından etkilenmesinler. Yönetim, karşılığı olmayan yaptırımlarla tamamen anlaşmalara, anayasaya ve insan haklarına aykrı bir biçimde  Azınlığı psikolojik olarak sindirmeye çalışıyor. Bazı önde götürülenler de bu konuda tavizkâr davranarak halkı yanlış yönlendirmektedirler.
İnsanlarımızın endişe etmesine gerek yoktur. Çocuklarını Yunan anaokullarına göndermemekle başlarına kesinlikle bir şey gelmez. Devlet bu konuda, göndermeyenlere bir şey yapamaz. Bu konuda yalancılara kanmasınlar. Dik dursunlar. Azınlık davasının en önemli ayaklarından olan Azınlık Eğitimine ihanet edenleri örnek almasınlar. Aksine, kendileri onlara doğru örnek olsunlar...

----------

Yunan basınında hakkımızda ilginç haber ve suçlama!
Ramazan’da Dışişleri’nin Siyasi İşler Bürosu Şefi Büyükelçi Aleksis Aleksandris, tayinli müftülerin duaları ile süslediği geniş katılımlı bir iftar düzenledi. Söz konusu iftar, Azınlık kamuoyunda çok tartışıldı. En çok konuşulan da şu oldu: Hem seçilmiş müftülerin hem de tayinli müftülerin bulundukları iftarlara katılan “iki taraflıların” yüzdesi bir hayli yüksek. Bir kısım imam ve öğretmen, her iki tarafla da gayet güzel idare ediyor. Ardından facebook denen sanal ortamda şöyle bir kodlama yapıldı: İşini bilen kaptan her iki taraftan...

Bu konu hakkında facebook’ta çok tartışma yapıldı. Sistemin iki yüzlülüğü eleştirildi. Hem Azınlıkçı ve hem de derin devletçi/yönetim yandaşı olanların artık gizlenmeye gerek bile duymadıkları çok konuşuldu, konuşulmaya devam ediyor.

Daha sonra anlaşıldı ki Siyasi İşler Bürosu bu durumdan çok rahatsız olmuş. Bunu da Newsbomb.gr haber sitesindeki ilginç haberden anladık. İşte haber:
 
"TRAKYA SİYASİ İŞLER TEŞKİLATI: MEÇHUL KİŞİLER MİLLİ ARMAYI SİLDİLER
Trakya Siyasi İşler Teşkilatı da Vandalizm kurbanı oldu: Olayın, Trakya SİT’nın; kendisiyle temas kuran Müslümanları korkutmak için, Teşkilatı, Yunanistan Dışişleri Siyasi Teşkilatı (YDB’nın Trakya’daki Siyasi Teşkilatı) olarak sunan TRAKYA’NIN BOZKURTLARI Cengiz ÖMER/Abdülhalim DEDE v.b.’nin sert tepkilerine yolaçan, muhafazakar Müslümanlar olan imamlar ve medrese öğretmenlerine iftar vermesinden bir gün sonra gerçekleşmesi, tesadüf değil!" (?!)”

Bahsekonu haberin tümünü ilgili sitede okuyabilirsiniz. Haberi okuduğunuzda apaçık bir şekilde görebilirsiniz ki, bizim bu iftarı gündeme taşımamız ve eleştirmemizden rahatsız olanlar, bizleri devletin armasını silen veya sildiren potansiyel suçlu, devletin kurumlarını tasfiye etmeyi amaçlayan devlet düşmanları gibi lânse ederek fanatik çevrelerin hedefi haline getirmişlerdir. Tabir yerindeyse, bunları vurun rahatlayalım, der gibi bir haber yaptırmışlardır. Yakında “ölü veya diri...” şeklinde ilân çıkartırlarsa şaşmayız... 

Son söz: Kendinize gelin!

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr