Batı Trakya’da “Türk-Yunan Dostluğu” Mümkün Mü?

Geçen hafta İzmir’de gerçekleştirilen 4. Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi görüşmeleri kapsamında iki devletin büyükleri bir araya geldi. Tür

Köşe Yazıları 21 Mart 2016
Batı Trakya’da “Türk-Yunan Dostluğu” Mümkün Mü?

Geçen hafta İzmir’de gerçekleştirilen 4. Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi görüşmeleri kapsamında iki devletin büyükleri bir araya geldi. Türk ve Yunan başbakanları güler yüzleriyle çok güzel görüntüler verdiler. Görüşmelerde iki ülke arasındaki bir çok alanın yanısıra enerji, kültürel, ticari ve ekonomik iş birliğini güçlendiren çok önemli anlaşmalar yapıldı.

Bunlar tabii ki aklı selim, sağduyulu ve barışsever Türk ve Yunan vatandaşları tarafından desteklenen ve alkışlanan gelişmelerdir. Bizler de Batı Trakya Türk Azınlığı olarak ülkemiz Yunanistan’ın Anavatan Türkiye ile imzaladığı bu, ikili ilişkileri olumlu etkileyecek anlaşmaları takdirle karşılıyor ve alkışlıyoruz. Ümidimiz odur ki, iki ülke arasındaki belli bazı meselelerdeki aşılamayan engellere ve anlaşmazlıklara  rağmen katedilen bu mesafeler, zamanla diğer sorunların aşılmasında da katkı sağlasın. Hiç olmazsa karşılıklı iyi niyetin devamlılığı açısından bu çok önemlidir.

Yapılan anlaşmalara göre, iki ülke arasında vize kolaylığı ile turizim sektörünün daha da canlanması sağlancak ve bu şekilde halkların kaynaşmasına katkıda bulunulmuş olacaktır. Bu çerçevede İzmir-Selanik-İstanbul ve Atina arasındaki demir ve deniz yolları güçlendirilecek ve seferler artırılacaktır. Ticari faaliyetler ve karşılıklı ekonomik yatırımlar da artırılacak. Ayrıca kültürel alanda ülkeler tarihi eser ve yapılara sahip çıkacak ve yardımlaşacaklardır. Bu şekilde iki ülke arasındaki bağlar daha da kuvvetlendirilmiş olacaktır.

Önemli bir diğer anlaşma da terörle mücadele konusunda ortak hareket edilmesidir. Bu şekilde Yunanistan artık milli bir alışkanlık haline getirdiği PKK ve DHKPC terör örgütlerine sağladığı imkânlardan tamamen vazgeçer ve bu kanlı örgütlerle bağlarını hepten koparır diye umut ediyoruz.

Bütün bunlar, alkışlanacak anlaşmalardır ve bizler de sonuna kadar destekliyor ve iki ülkenin dostluk ve dayanışmasına katkı sağlaması için dua ediyoruz. Bu anlamda Azınlık olarak dostluk köprüsü olmaya ve üzerimize düşen her türlü katkıyı yapmaya can-ı gönülden hazırız.

--- -- ---

Batı Trakya Türk Azınlığı olarak bizler vatandaşı olduğumuz Yunanistan’da Türk-Yunan dostluğunun gelişmesi ve Türkiye-Yunanistan iş birliğinin güçlenmesi için gece gündüz çalışıyoruz ve bundan böyle de çalışmaya varız.

Ancak ülkemiz Yunanistan’ın bizim bu gayretimizi hoş karşıladığını söyleyemeyiz. Yunanistan, Türkiye ile menfaatlerine uygun düştüğü alanlarda ve ölçüde her türlü iş birliğini yapar, ama Batı Trakya Türk Azınlığı söz konusu olduğunda ne yazık ki bütün bu menfaatlerini bir çırpıda silecek kadar gözü kararacak bir yapıdadır. En azından bugüne kadar izlediği politika bu minvaldedir ve henüz değişmiş değildir.

Yunanistan Batı Trakya’da bir azınlığın varlığını tanımaktadır, ama bu azınlık, Türk Azınlık değildir. Yani Yunanistan’ın tanıdığı azınlık, “milli azınlık” değil “dini (Müslüman) Azınlık”tır ve bu hiçbir şekilde değişmeyecek olan bir “kırmızı çizgi” ve “milli politika”dır. Bu politikanın özü şu: Batı Trakya’da asla ve kat’a Türk Azınlık yoktur, olamaz ve olmayacaktır. Olursa, bu devletin sonunun başlangıcı olur. Batı Trakya’da Türk Azınlık varlığını resmen tanımak, Türkiye’nin bu bölgede daha fazla hak iddia etmesi ve zamanla bu bölgenin tamamen Türkleşmesinin önünü açmak anlamına geldiği için bu, devletimiz açısından asla kabul edilemez.

Yunan hükümetlerinin günümüze kadar izledikleri azınlık politikalarına bakıldığında, yakın ve uzak gelecekte Batı Trakya’da Türk Azınlık kimliğini tanımak anlamında bir emare göstereceğini söyleyemeyiz. Bu şimdilik bir hayal gibi görünmektedir. Bu yüzden Yunanistan, Türkiye ile devlet ilişkileri anlamında belki birçok dostluk anlaşması yapar, ama anlaşma yapmayacağı tek konu varsa, o da “Batı Trakya Türk Azınlığı”nın resmen tanınmasıdır.

Velhasıl, bu resmi ideolojiyle Türkiye-Yunanistan dostluğu olur, ama Türk-Yunan dostluğu olmaz. En azından Batı Trakya’da olmaz. Türkiye Türkleri ile bir yere kadar dostuk olur, ama Batı Trakya Türkleri ile dostluk olmaz. Çünkü Yunanistan’a göre, Batı Trakya’da Türk yok ve olmayan Türkler ile de dostluk olmaz. Bunun olabilmesi için iki muhatabın olması lazım. Biri (Yunanistan) var, ama diğeri (Batı Trakya Türkleri) yok. Yani bize göre var, ama Yunan devleti için yok. Dolayısıyla devletin tanımadığı bir kimlikle, varlığını inkar ettiği bir azınlıkla barışması ve dostluk kurması da imkansızdır.

Oyunbozanlık değil bu yazdıklarım. Öyle bir niyetim asla olmadı, olamaz. Ancak devletimizin mevcut Azınlık Politikası ve özellikle de dayattığı son uygulamaları, oyunbozanlıktan başka bir şey olmadığının açık bir göstergesidir.

Bütün itirazlarımıza rağmen devlet, Azınlığın taleplerine kulak tıkıyarak kendi bildiğini yapıyor ve keyfi uygulamalarıyla bizleri son derece üzmeye devam ediyor. Atina, Yunan Sevri ve Lozan Antlaşmaları, ayrıca ikili eğitim ve kültür protokolleri gereği özel ve özerk yapıda olması gereken kurumlarımıza müdahale ederek diktatörvari bir şekilde dini ve milli yapımızla oynamakta ve Azınlığımızı yeniden dizayn etmeye çalışmaktadır.

Devlet, adeta bizim kültürel genlerimizle oynayak bizleri farklı bir yapıya dönüştürmek istiyor. Bunun için de her şeyi göze almış durumdadır. Devlet, Azınlığın görüşüne başvurmadan kendi İslam anlayışını dayatacak din adamları yetiştirecek okullar/bölümler açıyor. Buaralarda Azınlığımızın dışladığı ve asla kabul etmediği sözde din öğreticileri yetişitirecek ve bunlar vasıtasıyle camilerimize müdahale edecek. Dini kurumlarımıza; müftülüklerimize, vakıflarımıza, camilerimize ve Kur’an Kurslarımıza müdahale eden, yetmedi; okullarımıza ve elinde olsa evlerimizin içine bile müdahale edecek olan bir devlet anlayışıyla karşı karşıyayız.

Söyler misiniz, milli kimliğimizi yok sayan ve dini kimliğimizi de yok etmek için her türlü imkanı kullanan ve fırsat kollayan bir devletten ne beklenebilir? Böyle bir Azınlık Politikası yürüten yönetimin Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı ile dost olması ve haklarını dikkate alması beklenebilir mi?

Son söz: Daha çok bekleriz...

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr