Benim kimliğimi sen tayin edemezsin!

Son günlerde ulusal Yunan medyasının bölgemize olan ilgisinin giderek arttığını görüyoruz. Ülkemizin önde gelen televizyon kanalları Azınlık ile ilgili programl

Köşe Yazıları 21 Şubat 2013
Benim kimliğimi sen tayin edemezsin!

Son günlerde ulusal Yunan medyasının bölgemize olan ilgisinin giderek arttığını görüyoruz. Ülkemizin önde gelen televizyon kanalları Azınlık ile ilgili programlar hazırlamakta, özellikle Azınlık belediyeleri  ve merkez bölgelerde yoğunlaşmaktadırlar.

Birkaç hafta önce, Azınlık içindeki gammazcılar yüzünden baskına uğrayan derneğimizin yayın organı Çınar FM stüdyolarında A. Dede ile birlikte yaptığımız bir programın çekimini yapmak üzere ERT televizyonunu konuk ettik. Azınlık meseleleriyle ilgili bir belgesel hazırlayan ERT ekibi, Azınlık radyolarının gerçekleştirdikleri bir programla alâkalı görüntüler aldıktan sonra bizlerle bir röportaj da yaptılar.

Yapılan röportajda Batı Trakya Türk Azınlığı’nın sorunlarını, çekilen sıkıntıları, devletin haksız uygulamarı ve toplumumuzun beklentilerini en açık bir dille anlattık. Ben özellikle gazetemizin uğradığı haksız uygulamalar, Azınlık gazetecileri olarak maruz kaldığımız haksızlıklar, basınımıza yapılan malî baskılar ve tazminat davaları yoluyla uygulanan yıldırma politikalarını anlattım. Özellikle de gazetemizin “Millet” isminin Kalkınma Bakanlığı bünyesinde çalışan marka tescil kurulu tarafından tescilinin yapılmamasını dile getirdim. Kanunlarda olmayan uyduruk bahanelerle gazetemizin resmiyetinin engellenmek istediğini, gazeteciler olarak bu yüzden sigorta yaptıramadığımızı ve dolayısıyla Azınlık basını olarak susturulmak ve sindirilmekle karşı karşıya olduğumuzu anlattım.

-----

Müteaddit defalar dile getirdim, ama çok saçma ve bir o kadar da haksız ve kasıtlı olduğu için bir daha dile getirmek istiyorum. Marka tescil kurulu, Türkiye’deki “Milliyet”i çağrıştırdığı için “Millet” isminin yıllardır tescilini yapmayı reddediyor. Gerekçeli kararda, Millet isminin Milliyet’i çağrıştırdığı, bu şekilde kasıtlı olarak Millet okuyucularının aldatıldığı, Türkiye’deki bir gazeteyi okuduğu zannı verilmek istendiği ve bu şekilde istismar edilmek istendiği belirtildi.

İlgili bakanlıktan bu konuda 3 yıl olumlu bir karar bekledik, ama olmadı. Karara itiraz ederek bir daha görüşülmesi için başvuruda bulunduk. Avukatımız bunun yıllar sürebileceğini söyleyince biz yeniden başvuruda bulunduk. Kararın şu günlerde açıklamasını bekliyoruz. İnşallah olumlu olur. Ancak şurası bir gerçektir ki, yaklaşık 5 yıldır gazetemize yönelik çok büyük haksızlıklar yapıldı. Millet isminin tescil edilmemesinin tamamen kasıtlı olduğuna inanıyoruz. Çünkü mevzuatta, gazetemizin maruz kaldığı uygulamayı ön gören şartlar yok. “Millet” Türkiye’deki “Milliyet”i çağrıştırıyor diye tescil edilmezken, nasıl oluyor da tıpatıp aynı isimle çıkan başka gazetelerin isimleri tescil edilebiliyor? Türkiye’de de aynı isimle yayımlanan “Cumhuriyet” ve “Birlik” isimleri tescil edilirken, “Millet” ismi neden tescil edilmiyor bu memlekette? Bu, çifte standart değil mi? Bu kadar yıldır bizler bu yüzden gazetecilik sigortası yaptıramıyoruz. Bu yılların mağduriyeti nasıl giderilecek? Biz derdimizi kime anlatalım, ne yapalım? Çaresizce bizleri mağdur eden mercilere yeniden başvurup belki düzelir diye umut ediyoruz. Ama bu böyle giderse, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmaktan başka bir çaremiz kalmayacak.

-----

Evet, bunları anlattık ve anlatıyoruz bölgemize gelip Azınlıkla ilgili araştırma yapan gazeteci ve televizyonlara. Ne kadarını yayınlayacaklarını göreceğiz. Daha önce yaptığım mülâkatlarda birçok yayın kuruluşunun söylediklerimi eksik veya çarpıtarak verdiklerine şahit oldum. Birkaç yıl önce yine bir ulusal kanala Azınlığın kimliğiyle ilgili yaptığım açıklama çarpıtılarak yayınlanmıştı. Ben, Azınlığımızın  Batı Trakya Türk Azınlığı olduğunu belirttiğim halde, onlar Lozan ile ilgili yorumlarımdan sadece işlerine gelen kısımları “cımbızlayarak” yayınlamışlardı. Ben, Batı Trakya Türk Azınlık, dediğim halde onlar –bunu duymak ve yaymak istemediklerinden olsa gerek-, kim bilir belki de kontrole tabi olduklarından böyle yayınlamak zorunda oldukları için, Azınlığı sadece “Müslüman Azınlık” olarak tanımlamışım gibi yansıttılar. Ne mi oldu? Birçok insan, bu konuda bana tepkilerini iletti. Nasıl olur da Azınlığımızı sadece dini bir azınlık olarak tanımlarsın, sen değil misin Azınlığın Türk olduğunu her fırsatta haykıran ve bunun mücâdelesini veren, diye eleştirdirler soydaşlarımız.

Onun için ERT’ten gelen gazeteciye, bu konuştuklarımızı yayınlayamazssın,  sen istesen de kurumun yayınlatmaz. Eğer yayınlatırlarsa, o zaman bu ülkede bir şeyler değişiyor diyebiliriz, bekleyip göreceğiz, dedik.

İşte bu yüzden dolayı ben bu aralar gelen röportaj tekliflerini kabul etmiyorum. Hatta lânetli ‘240 İmam Yasası’ ve Azınlık Eğitimi ile alakalı röportaj için anlaştıktan sonra vazgeçtim. Kendi lâflarımızla bizlere gol atmaya çalışanlara bile bile alet olmak ahmaklıktır, düşüncesiyle böyle yapmaya karar verdim. Hem nasıl olsa biz ne dersek diyelim, televizyonlarda ne kadar konuşursak konuşalım, ülkede hâkim olan mevcut zihniyetle değişen bir şey olmayacak.

Ayrıca bunlar Azınlık olarak ne düşündüğümüzü, taleplerimizi, sorunlarımızın çözüm yollarını, devlet yetkilileri başta olmak üzere ilgililer biliyor. Sadece biraz samimiyet gerekiyor. Bu da şimdiye kadar olmadı. Ben bundan sonra da olacağına inanmıyorum. Yapılanları görünce böyle söylemek zorunda kalıyorum. 

-----

Yazımı yayına hazırladığım esnada gazetemize ulaşan duyumlar da gelen röportaj tekliflerini geri çevirmekle doğru yaptığımızı gösterdi.

Bölgemizde son günlerde Azınlık Eğitimi ve 240 İmam Yasası’yla ilgili program hazırlayan bir ulusal kanalın, Azınlık öğrencilerine provakatif sorular sorarak Azınlığımıza dayatılan uygulamaları kabul ettirmek için propaganda amaçlı mülâkatlar yaptığını öğrendik. Belli ki, devlet lânetli 240 İmam Yasası’nı uygulamaya kararlı. Bunun için de basın yoluyla kamuoyuna yönelik propaganda ile altyapı oluşturuyor.

Bize düşen, bizleri asimile etmeyi hedefleyen mekanizma tarafından güdümlü olarak bölgemizde cirit atan yayın organlarının tuzaklarına düşmemektir. Bunun en sağlam yolu da bunların sorduğu sorulara cevap vermemektir. Bunlardan uzaklaşın ve uzaklaştırın...

-----

İçişleri Bakanı Stilyanidis, bir kitap tanıtımında Azınlığımızın Pomak, Türkçe konuşanlar ve Romanlardan oluştuğunu, bunu bir gün Türkiye’nin de kabul edeceğini söyledi.

Bakan, belli ki devletin, Azınlık konusunda bugüne kadar izlediği politikadan milim sapmadan devam edeceğinin mesajını geçmek istemiş.

Kendisine Batı Trakya Türk Azınlık toplumunun mesajıyla karşılık vermek isteriz. Bakan beyin ve temsil ettiği hükümetin anlamak istemediği veya kaçırdığı nokta şu:

Biz inanmıyoruz, ama bir gün Türkiye bile Azınlığın üç ayrı etnik unsurdan oluştuğunu kabul etse bile bizler bu dayatmanızı kabul etmeyiz. Kafacığınıza iyice sokun: Bizler Anavatan dediği için değil, ama sadece ve sadece Türk olduğumuz için, yani bizzat kendimizi böyle tanımlandığımız için Türk’üz. Hiçbir gücün de bize, bize rağmen kimlik biçerek dayatmasına izin vermeyiz. Bizim ne olduğumuz, bizim kararımız ve hakkımızdır.

Son söz: Batı Trakya Türk Azınlığı bir ve tek Azınlık olarak asırladır buradaydı ve kıyamete kadar da bu şekilde burada var olmaya devam edecektir. Bunu değiştirmeye hiçbir beşeri varlığın gücü yetmeyecektir.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr