Bir olalım, İri olalım, Diri olalım
Yunanistan Günlük (Yerel-Bölgesel)Taşra Gazete Sahipleri Birliği ve Yerel Gazeteler Birliği, taşrada yayın yapan gazetelerin ayakta kalabilmesi için hükümete ve
Yunanistan Günlük (Yerel-Bölgesel)Taşra Gazete Sahipleri Birliği ve Yerel Gazeteler Birliği, taşrada yayın yapan gazetelerin ayakta kalabilmesi için hükümete ve siyasi parti başkanlarına seslendi. Taşra basını için, Başbakan Papadimos ve siyasi parti genel başkanlarının acilen duruma el atmasını istediler.
Birliklerin çağrısında, 26 aydan bu yana ülkeyi malî açıdan mahveden ekonomik krizin sadece Atina basın kuruluşları ve ülke geneline yayın yapan televizyon ve radyo kanallarınca yaşanmadığı belirtildi.
Çağrıda ayrıca, fakir taşra basınının da ekonomik krizi iliklerine kadar hissettiğini ve bıçağın kemiğe dayanmış durumda olduğu vurgulanarak, hükümetin derhal destek önlemleri almasını ve özellikle de devamlı şekilde ihlâl edilen reklâm pastasının paylaşımında taşra basınına tanınan hakkın hayata geçirilmesini talep etti.
Bu ayın 10’unda Batı Trakya Türk Azınlık basını, Batı Trakya Azınlığı Kültür ve Eğitim Şirketi (BAKEŞ)’in öncülüğünde Gümülcine Türk Gençler Birliği’nin salonunda bir araya geldi.
Azınlık basınının toplanmasının sebebi ve amacı en başta yukarıdakine benzer nedenlerdi. Yani ülkenin yaşadığı ağır ve ezici krizden dolayı iş yapamaz hale gelerek, kapanmakla karşı karşıya kalması...
Tabii ki Azınlık basınının tek sorunu bu değil. Fakat ülkedeki mâlûm krizden dolayı ekonomik sorun ilk sırayı almaktadır. Ülkedeki ulusal ve yerel (taşra) basını gibi Azınlık basını da büyük bir dar boğazda.
Bu sorun başta olmak üzere, Azınlık basınımızın yaşadığı sorunlar ve karşı karşıya olduğu sıkıntıları aşması için ilgili konuların enine-boyuna tartışılıp çözüm aranacağı konferans-çalıştay türünde toplantılar yapılacak.
Geçen hafta (10 Şubat 2011) Cuma günü yapılan ilk yuvarlak masa toplantısında, bu ve buna benzer kararlar alındı. Bu çerçevede ilk başta sorunlar ortaya kondu ve bunlar maddeler halinde kayda alınarak, sırasıyla konferans-çalıştaylarda çözüm aranması için masaya yatırılması kararlaştırıldı. Bu Cuma (17 Şubat 2011), Azınlık basını bir araya gelecek ve maddi/ekonomik sorunlarını ele almak üzere çözüm arayacak.
GTGB salonundaki ilk toplantımızda bütün basın mensuplarının ortak kanaat bildirdiği yegâne husus, tarihte ilk defa bütün Azınlık basının bir araya gelerek ortak sorunlarını konuşması oldu. Bir kez daha belirtmek gerekir ki, bu, hakikaten kayda değer bir gelişme oldu.
Sorunları bilmek çözümün yarısıdır, derler. Azınlık basını olarak bizler, sorunlarımızı bilmekle beraber, bir türlü tam olarak bir araya gelemiyorduk. Yani aslında bizim en büyük sorunumuz, bir araya gelememekti. Şimdi artık bu sorunu aştık gibi görünüyor. İnşallah bu böyle devam eder. En azından benzer içerikli toplantılarda bir araya gelmeyi mutat hale getirmeliyiz. Örnek olarak ayda bir, bütün Azınlık basının yer aldığı buluşma-tanışma-kaynaşma toplantıları programa bağlansa iyi olur.
Bir araya gelmek, sorunlarımızın tümünün hemen çözüleceği, sıkıntılarımızın giderileceği anlamına gelmez. Böyle bir şey eşyanın tabiatına da aykırı zaten. Fakat eğer bizler, Azınlık basın mensupları olarak farklılıklarımıza ve ayrı düşüncelerimize rağmen bir arada olma becerisini ortaya koyabilir bu kültürü yerleştirebilirsek, bunun Azınlık toplumuna da yansıyacağını ve halkın birlik ve belaberliğine çok büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Açıkça söylemek gerekirse, aslında Azınlık basını Azınlığın aynası durumundadır. Basındaki çekişmeler ve kavgalar, aslında hitap ettiği toplumun bir yansımasıdır. Her basın kuruluşu, hitap ettiği kitleye göre yayım yapar. Öyle olmasa, söz konusu kitle o basın kuruluşunu yaşatmaz; İlgili olduğu gazeteyi almaz, radyoyu dinlemez.
Ne var ki, basın her şeye rağmen toplumsal birliğin önemini bilmek ve bunun hassasiyetlerini dikkate alarak sağduyulu yayımcılık yapmakla mükelleftir. Bazıları gazetecilikte ve daha genel anlamıyla basın araçlarında misyon yayımcılığının olamayacağını iddia etseler de, ben basında misyon görevine inananlardanım. Misyon gazeteciliği vardır ve olmalıdır. Her gazeteci, dünyada her şeyin daha iyi olması için, insanların kardeşçe yaşaması için, dünya barışına katkı sağlama anlayışıyla görevlidir. Bu her şeyden ve meslekten önce gelen bir insanlık vazifesidir. İcra edilen her meslekte bu anlayış olmalıdır ki, dünyamız daha yaşanılır bir duruma gelebilsin.
Dolayısıyla Azınlık basını, aslında belli bir insanlık davası güden, bir hak-hukuk mecadelesi yürüten, yani misyonu olan bir toplumun basını olarak özellikle ve tâbir-i câizse iki kere misyon sahibi bir basındır. Kanaatimce de Azınlığın ilk misyonu, Azınlığın birlik ve beraberliğinin muhafaza edilmesi yönünde yayımcılık yapmaktır. Bunun en başında da, Azınlıkta demokrasiyi; adaleti ve istişâreyi yerşleştirmek ve kökleştirmek olmalıdır.
Birlik-beraberlik, bir toplum içerisindeki bütün dinamiklerin ortaklaşa ve istişâre ederek meselelerini ele alma alışkanlığıyla sağlanır. Toplumsal meselelerde her şeyi gelişigüzel onaylamak veya sessiz kalmak, birlik-beraberlik değilidir. Bu, aksine birliği tehdit eden çok tehlikeli bir durumdur. Onun için gerek Azınlık içindeki kurumlar veya şahıslar ve gerekse Azınlık basını arasında zaman zaman sert sayılabilecek ölçüde tartışmalar yapılabilir. Bu her zaman kötüye yorumlanmamalı ve yadırganmamalıdır.
Tartışmak bir toplumun vazgeçilmezlerindendir. Tartışmayan ve hatta kavga etmeyen toplum, olgun ve medenî toplum değildir. Ancak burada önemli olan husus, tartışma adabının muhafaza edilebilmesidir. Yani, tâbir-i câizse toplumun veya erklerinin kavga etmeyi bilmesidir. Hararetli bir şekilde tartışırken, ölçüyü kaçırmadan durumun kontrol altında tutulabilmesidir. Bazen kontrolden çıkma durumları da olabilir. Bu da hayatın doğasında vardır. Nihayetinde hepimiz insanız. İnsanlar robot değil ki kuralım ve istediğimiz gibi çalışsın. İnsanların en büyük özelliği hata yapmalarıdır. İnsanları değerli kılan da hatalarıdır. Medenî insanlar, hatalarından ders çıkararak en doğrusunu bulmaya çalışırlar. İnsanoğlunun ve medeniyetinin gelişmesi bu şekilde olmaktadır. Önemli olan hatalardan ders almak ve tarihi tekerrür ettirmemektir.
İnancım odur ki -ki bu, aynı zamanda sosyolojik bir tespittir-, Azınlık basını kavga etmesini öğrenip, zenginliği olan farklılıklarıyla birlik olmayı becerdiğinde, bütün Azınlığın birliği pekişecektir. Bu birlik, Azınlık davası mücâdelesine de büyük katkılar sağlayacaktır. Bu şekilde, birbirimizle uğraşmayı bırakıp asıl sorun ve sıkıntılarla uğraşmaya başlayacağız. Bu da, Azınlık olarak bizleri rahatlatacak yolu açacaktır. Gerisi ip söküğü gibi gelir.
“Olmaz, kendini kandırıyorsun, biz daha önce de denedik olmadı.” diyenleri duyar gibiyim. Olabilir, ancak o zaman olmadı diye şimdi veya hiçbir zaman olmayacak anlamına gelmez. Olmadıysa, o zamanın koşulları buna elvermediği için olmamıştır. Bu şartların ne zaman olgunlaşacağını tam olarak kimse kestiremez. Bize düşen, her şeye rağmen gayret etmektir. Ne demişler? Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.
Son söz: Batı Trakya Türk Azınlığı, her şeye rağmen geçmişte olduğu gibi bugün de birlik ve beraberliğiyle dimdik ayaktadır. Hatta bugünü geçmişinden daha sağlamdır ve geleceği daha da sağlam olacaktır. Azınlıktaki gürültü, bunun habercisidir.