Biz bu filmleri çok gördük

Geçen hafta, bir özel ulusal televizyon kanalında Batı Trakya Türk Azınlığı ile ilgili bir program izledik. Programın tanıtım fragmanından bu filmin daha önce i

Köşe Yazıları 28 Şubat 2013
Biz bu filmleri çok gördük

Geçen hafta, bir özel ulusal televizyon kanalında Batı Trakya Türk Azınlığı ile ilgili bir program izledik. Programın tanıtım fragmanından bu filmin daha önce izlediklerimizden çok da farksız olmadığını herkes gibi anlamıştım. Bu yüzden geçen haftaki köşe yazımda konuyla alakalı ne kadar isabetli tepitlerde bulunduğumu görünce sevindim.

Bölgemize gelen TV kanallarının tarafsız program yapmak için gelmediklerini geçmişteki örneklerinden  yıllardır biliyoruz zaten. Bunlar, sunumlarından da anlaşıldığı üzere, hassas dönemlerde Azınlığımızla ilgili kamuoyuna yönelik “resmi (kara) propaganda” geçilmek istendiğinde “sipariş” üzerine program hazırlayıp yayınlayan kanallardır. Devletin resmi “Yunan Müslüman Azınlık” içinde “üç ayrı etnik unsur (Yunan-Slav Pomaklar, Türkçe konuşanlar ve Romanlar) ve iki ayrı din” propagandasını ara ara tazelemek için bölgemizi kaşıyorlar.

Azınlığımıza zorla din görevlisi dayatmayı ön gören lânetli “240 İmam Yasası”nın gündemde olduğu şu günlerde görevlendirilen ulusal televizyon kanallarının bölgemizde neden cirit attıklarını artık hepimiz çok daha iyi anlıyoruz. Demek ki bu aşırı sağ eğilimler içeren Samaras hükümeti, Azınlığı hiçe sayan ve millî-dinî kimliğini inkâr eden asimilâsyoncu politikaları sonuna kadar uygulayacağının mesajını geçiyor bu yayınlarla.

-----

Pazartesi gecesi Mega TV'de Batı Trakya Türk Azınlığı ile ilgili yayınlanan bir program yine dezenformasyon yapmıştır. Dağlık bölgesinde yaşayan Pomak Türkleri hakkında yalanlar, bir kez daha haber olarak yansıtılmıştır. Ulaşan bilgilere göre, programla alakalı yapılan röportajlarda konuşan birçok gencin söyledikleri sansürlenmiştir. Konuşmaları sansürlenenlerin hepsi Türk olduklarını ifade edenlerdir.

Bosna ve Azerbaycan’da Müslüman ve Türklere yapılan soykırımları yapanlara destek çıkan, en azından görmezden gelen zihniyetin uşakları, benim Pomak Türkü çocuğuma kelime oyunlarıyla tuzak kuruyor ve olmayanı varmış gibi gösteriyor. Şunu iyi bilsinler ki, Batı Trakya Türk Azınlığı, birkaç kiralık veya tongaya düşürülen insanlarımızın sözlerini “cımbızlayarak” yayınlamakla ortadan kaldırılamaz. Bu çabada olanlar ancak kendilerini kandırırlar.

“İyi de bak o kadar kişi senin tersini söylüyor, buna nediyeceksin?” diyenlere cevabımız da var elbet.
Bunlar kimseyi yanıltmasın. Pek tabii ki gerçeklerle alâkası yok bunların. Farklı şekilde bilgiler veren insanlarımızın o şekilde davranması, sadece ve sadece başlarına musallat olan TV görevlilerini def-i belâ etmek ve asimilâsyoncu derin/yan devlet mekanizmaların şerrinden korunmak içindir. Yoksa normal hiçbir Azınlık mensubu tehdit ve baskı hissetmeden derin devleti memnun edecek açıklamalarda bulunmaz.

Üzerine basa basa söylüyorum. Tehdit, baskı ve şantaj olmadan normal olan hiçbir Azınlık mensubu, derin devletin azınlık karşıtı dayatmalarına boyun eğmez, karanlık mekanizmalara asla hizmet etmez. Edenler pek tabii ki olabilir, ama bunlar, dünyanın her yerinde olduğu gibi, toplum içinde yeri olmayan/tutunamayan, adı-sanı belli paralı askerlerdir. Para peşin kırmızı meşin, usulü çalışırlar. Karşılığını almadıkları görevi asla yerine getirmezler. Bunların milliyeti ve dini yoktur, kimliksizdirler. Dini imanı nakittir, menfaattir böylelerin. Toplum bunlara bakarak kendine çeki düzen verebiliyor. Bir nevi ibrettirler aslında. Onlara baktıkça, toplum olarak bizler karanlık güçlerin bizlere yönelik planlarını, niyetlerini anlıyor, ona göre tedbirimizi alıyoruz.

-----

Batı Trakya Türk Azınlığı’nı üç ayrı etnik parçaya, iki farklı dine mensupmuş gibi göstermeye çalışan “görevli” vatan kurtaran şa(kla)banlarla mevcut hükümet bizleri istediği kıvama getirebileceğini sanıyorsa çok yanılıyor.

Pazartesi gecesi yayınlanan programın günlerce dönen tanıtım fragmanında bizler Müslüman ve Türk olduğumuz halde farklı olarak gösterilmeye çalışıldık. Bu, yıllardır yapılan kirli bir propagandanın son versiyonuydu. Önümüzdeki dönemde de bu tür yayınlar devam ettirilecektir.

Son zamanlarda olan bitenlerden anlaşılan odur ki, devlet haksızlık yapmaya, Azınlığımız da haksızlığa uğramaya devam edecektir.

Bilinçaltına çalışarak alt yapı hazırlamaya çalışan psikolojik savaş taktiklerinin tüm hızıyla devam ettirileceğinin göstergeleridir bunlar. Onlar karanlık işlerine, bizler de kendi işimize; karanlığa karşı direnmeye var gücümüzle devam edeceğiz. 

Sokrat’la ilgili bir hikâye ile bitirelim:

Sokrat ölüme götürülürken yanıbaşında ağlayan karısına, ”Niye ağlıyorsun?” diye sormuş.

Kadın, ”Haksız yere ölüme gidişine” demiş. Cevabı tam kendine göre vermiş Sokrat ve “Haklı yere götürülsem daha iyi mi olurdu!” demiş.

Hikâyenin özü: Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr