Bizleri “Türkiye’nin Yunanistan’a Sızması” olarak gören zihniyet var oldukça...

Ocak ayında Selanik Metropoliti Anthimos, Yunanistan Milli Eğitim Bakanlığının kararıyla Selanik Aristoteles Üniversitesine İslam Kürsüsü kurulması kararını "Tü

Bizleri “Türkiye’nin Yunanistan’a Sızması” olarak gören zihniyet var oldukça...

Ocak ayında Selanik Metropoliti Anthimos, Yunanistan Milli Eğitim Bakanlığının kararıyla Selanik Aristoteles Üniversitesine İslam Kürsüsü kurulması kararını "Türkiye'nin Yunanistan'a sızması'' olarak değerlendirmişti.

Selanik'te bir kilisede ayin sonrası yaptığı konuşmasında Anthimos, ''Böyle bir şeyin Selanik'te uygulanmasını kesinlikle kabul etmiyorum. Aristoteles Üniversitesi Teoloji Bölümüne Müslümanların girdiğini görmeye tahammül edemem'' şeklinde konuşarak, yetkililere bu okulu Gümülcine'deki felsefe bölümüne dahil etmeleri çağrısında bulunmuştu.

Anthimos, ''Bu karar Türk unsurunun Yunanistan'a sızmasıdır. Cami meselesinde olduğu gibi. Halk keşke buna müsaade etmese'' ifadelerini kullanmıştı.

Daha önce Yunan televizyonlarında yayımlanan Türk dizilerini de hedef alan Anthimos, cemaatine, Türk dizilerini izlememelerini, diziler gösterilirken televizyonlarını kapatmaları çağrısında bulunmuştu.

Bu zihniyetin ne yazık ki Yunanistan’ın kamu kurum ve kuruluşları başta olmak üzere toplumun bilinçaltında da hakim olduğunu görmekteyiz. 

-- -- --

Gazetemizin bu haftaki manşet konusu, Yunan Radyo Televizyon Kurulu (ΕΣΡ)’nun üç azınlık radyosuna (Çınar FM, Joy FM, City FM) verdiği yazılı uyarı cezasına ayırıldı. Uyarı, Azınlık radyolarının Türkçe yayınlarının ağırlıklı olması ve Yunancanın yasanın belirttiği oranda kullanılmamasıyla alâkalıydı. 

Ülkemizde Azınlık Haklarına ve özellikle Batı Trakya Türk Azınlığının Lozan ve diğer uluslararası anlaşma ve sözleşmelerden kaynaklanan kazanılmış haklarına yönelik artan ihlaller endişe verici bir boyut kazanmaya başlamıştır. Uygulamalar, tehlike sinyalleri vermeye başlamıştır.

Hassaten son dönemde Gümülcine devlet hastanesinde patlak veren “Türkçe konuşma yasağı” kriziyle başlayan tehlikeli süreç benzer skandallarla devam etti. Yine Gümülcine’deki bilimsel bir etkinlikte devlet yetkililerinin Türkçe konuşma yasağı toplumda gerginliğe ve büyük rahatsızlığa neden oldu. Azınlık, bu olaya büyük bir tepki gösterdi. Çoğunluk toplumundan da bu “ilkel yaklaşıma” tepki gösterildi ve bölge barışı tartışılır hale geldi.

Azınlığın Lozan Antlaşması’nda belirtilen hakları çerçevesinde gerek kendi kurum ve kuruluşlarımızda gerekse kamuda hangi haklara sahip olduğumuz açıkça ortadayken, yönetimin, evrensel insan haklarını yok sayan uygulamaları bizleri bir kez daha derinden sarstı.

-- -- --

Lânetlenmiş “240 Kutsal Öğretici” kanunu bizleri düşündüren haksız uygulamalardan biri olmaya devam ederken Türkçe yasakları da sarsmaya devam ediyor. En son radyolarımıza verilen uyarı cezalarının da, Türkçe’nin ana yayın dili olarak kullanılmasını yasaklamaya yönelik olduğu anlaşıldı.

Altın Şafak Örgütü mensubu parlamenterin Azınlık radyolarının Türkçe yayınlarını şikâyet etmesi üzerine Radyo Televizyon Kurulu incele başlattı ve yapılan tetkikler sonucunda alınan kararda “Türkçe fazlası” tespit edilerek uyarı cezası verilmiştir.

Altını çizerek belirtmeliyim ki, YRTK’nın incelemeye tabi tuttuğu 22.07.2014 tarihli radyo kayıtları, Azınlığın dinî ayı olan Ramazan’daki bir güne denk gelen bir yayındır. Dolayısıyla bu yayın dinî hassasiyetlere uygun olarak hazırlanarak yapılmış ve doğal olarak da din içerikli olması gerektiği için Türkçe ağırlıklı yayımlanmıştır.

Evrensel insan hakları standartlarına göre, demokratik ülkelerde ve özellikle resmi Azınlık statüsüne sahip toplumlara ait yayın kuruluşların ağırlıklı olarak kendi dillerinde yayın yapma hakkına sahip olmaları gerekiyor. Özellikle Batı Trakya’daki Azınlık radyoları, Azınlık kitlesine hitap eden radyo özelliği taşıdıkları için tamamen o azınlığın dilinde yayın yapma hakkına sahip olmalıdır. Tamamen olmasa da en azından tartışma programları ve ana yayın dili, hitap edilen azınlığın dilinde olmalıdır. Hatta kanunlar bu konuda teşvik edici olmalıdır.  Lozan Antlaşması bu konuda rehber mahiyetindedir. Dolayısıyla anayasaya ve kanunların bu antlaşmaya aykırı olmaması gerektiği için radyo ve televizyon kanunları da ona göre düzenlenmelidir.

Bir ülkede kanunlar hazırlanırken toplumun ihtiyaçları dikkate alınmalıdır. Bence zamanında demokratik kriterler ve Azınlığın ihtiyaçları tam olarak dikkate alınmadan hazırlanan ilgili kanunlar yeniden düzenlenmelidir. Zaten bu konuda ulusal, bölgesel ve yerel çapta yayın yapan radyo kuruluşlarının tepkisi sürerken, insan hakları teşkilatları da ilgili kanunun mevcut duruma uymadığı ve ihtiyaçları karşılayamadığı konusundaki görüşlerini değişik platformlarda dillendirmeye devam ediyorlar.

Yunanistan'da halihazırda 24 saat yabancı dilde yayın yapan çeşitli radyo kanalları mevcut olduğu halde, Azınlık radyolarının bu şekilde uyarılmaları ve geçmişte de cezaya çarptırılmış olmaları ülke çapında hukukçular arasında da tartışmalara neden olmaktadır. Umarız bunlar dikkate alınır ve kanunlar da ona göre düzenlenir.

Umarız memleketimizdeki bizleri tehlike olarak algılayan Anthimos zihniyeti bir gün son bulur ve gerçek anlamda bir demokrasiyle gerçek bir barış içerisinde kaygısızca yaşarız.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr