B-Health
B-Health

Din, bilim nedir ve ilmi ledüne yapılan iftira

Din, Allahın, özgür iradeleriyle uysunlar ve uygulasınlar diye insanlar için koymuş olduğu kanun ve kurallara din denir. İlim veya bilim ise yine Allah’ın insan

Köşe Yazıları 2 Eylül 2016
Din, bilim nedir ve ilmi ledüne yapılan iftira

Din, Allahın, özgür iradeleriyle uysunlar ve uygulasınlar diye insanlar için koymuş olduğu kanun ve kurallara din denir. İlim veya bilim ise yine Allah’ın insanın dışındaki diğer varlıklar için koyduğu kanun ve kurallardır. Dini olaylarda insanın iradesi vardır; bilimsel olaylarda ise insan iradesi yürümez.

Bilim (ilim), bilme ve biliş demktir ki, evrenin ve olayların bir bölümünü deneye ve gerçeklere dayanarak inceleyen ve bunlara ait yasaları çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, bilim. Belli bir konuya ait bilgilerin tümü.

İnsan iradesiyle meydana gelen olaylar dinsel insan iradesinin dışında cereyan eden olaylar ise bilimsel olaylardır. Onun için din ile bilim farklı şeyler olmakla beraber insan ruh ve beden sahibi olduğu için din ile bilim onda birleşmiştir. İnsanın bedeni bilimsel, ruhu ise dinseldir diyoruz.

Bilim, duyu vasıtalarımızla, deney ve gözlemlerle elde edildiği için birtakim özellikler taşır. Onun için bilgilerimiz izafidir, nispidir, takribidir ve ihtimalidir. İlim izafi olması dolayısıyla farklılıklar gösterebilir. Mesela bir kimse sobaya üstten bakarsa onu daire şeklinde görür, yandan bakan kimse ise onu silindir şeklinde görür.

Bilim nispidir; kişi olayları kendi varsayımları ile ve kendi imkanları nispetinde algılayıp anlar. Mesela gözleri görmeyen bir kimse için yeşil ve kırmızı yani renk yoktur, denilebilir. Böylece biz gerçekleri kendi organlarımızın, araç ve vasıtalarımızın müsadesi nispetinde algılayıp bilebiliriz.

Bilim takribidir; yani biz varlıkları parça parça veya dış görünüşleri ile anlayıp kavrayabiliriz. Yoksa onların tümünü kavramamız mümkün değildir. Bizim varlıklardan algıladığımız şey varlığın kendisi değil, ondan gelen dalgalardır ve bu dalgalar da arızalıdır. O halde biz bildiklerimizi kesin bir şekilde değil, yaklaşık olarak bilebiliriz.

Bilginin bir başka özelliği de onun ihtimali olmasıdır. Mesela bizim olmasını istediğimiz bir şeyin olmama ihtimali de vardır. Bunu şu misal ile daha güzel açıklayabiliriz. Mesela havada bulutlar varsa büyük bir ihtimal ile yağmur yağar, yağmurun yağma ihtimali vardır. Fakat bu bulutların dağılıp yağmurun yağmama ihtimali de vardır.

Bir de “ilm-i ledün” vardır ki, bu Allah’a mahsus olan ve ancak onun yanında olan bir bilgidir. Bu bilgiyi Peygamberler dahi bilmez. Ama Allah bu bilgiyi öğretirse ve verirse ancak öyle olur. Çünkü ayette “Biz ona kendi yanımızda olan ilimden öğrettik” (Kehf 18/ 65) buyurulmaktadır.

Hz Musa halk arasında hızır denilen, bizim ise melek dediğimiz bir zat ile karşılaşır. Ayette bu kişi için kullarımızdan bir kul denmiştir. Hz Musa ona doğruyu bulabilmem için sana öğretilen ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim, dedi.” (18/ 66. “Sen benimle beraber olamaya sabredemezsin, ilmini kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredeceksin, dedi. (18/ 67-68)

Kehf suresinde açıklandığı üzere bindikleri egmiyi deldi (18/ 71), rast geldikleri bir oğlan çocuğunu öldürdü 18/ 74) ve bir ekmek istedikleri bir köy halkı ekmek vermediler fakat orada yıkılmak üzere olan bir duvarı düzeltip onardı. Bu melek bunları neden böyle yaptı sonra bunların açıklamasını yaptı.

Bizim burada Allah’ın kendisine ilmi ledün-gayb ilmi verdiği melek Allah’ın emri ve izni ve de yardımı ile bunları yaptı. Ayetlerde görüldüğü üzere perde ötesini bilmeyen bir kişi bu olaylara dayanamaz. Ve de Hz. Musa da zaten dayanamadı. Bir peygamberin bilmediği şeyi şeyhler ve tarikatçılar nasıl bilirler, bir paygamberin sabredemediği bir şeye şeyhler ve dervişler nasıl dayanıp sabredebilirler.

İşte tarikatçılar, bu ilmi ledün bilgisine batıni ilim diyerek Allah’ın bunu şeyhlere dervişlere ve evliyaya ve de ermişlere vereceğini ve bu batıni ilmine vakıf olduklarını söylemişlerdir ki, bu tam bir iftiradır. Çünkü hiçbir veli, evliya ve ermiş kişi peygamberden üstün değildir. Hz. Musa’nın bilmediği ve sabredemediği şeye hiçbir veli ve evliya ya da şeyh bilmez ve dayanamaz. Öyleyse bu iddia, yani tarikat şeyhlerinin batın ilmine vakıf oldukları bir yalandan ve iftiradan ibarettr. Zira gaybı ve gayb ilmini ancak Allah bilir. Hz peygamber bile gaybı bilmez, çünkü ayette böyle buyrulmaktadır. (Hud 11/ 31)

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr