İnsanlığın barışı ve huzuru için gerçek kardeşlik, ahlâk ve hukuk

Başlıktan da rahatlıkla anlaşıldığı gibi, kardeşlik, ahlâk ve hukuk kavramları, insalık ailesinin barış ve huzuru için olmazsa olmazlardan olduğunu kimse inkâr

Köşe Yazıları 1 Temmuz 2014
İnsanlığın barışı ve huzuru için gerçek kardeşlik, ahlâk ve hukuk

Başlıktan da rahatlıkla anlaşıldığı gibi, kardeşlik, ahlâk ve hukuk kavramları, insalık ailesinin barış ve huzuru için olmazsa olmazlardan olduğunu kimse inkâr edemez.

Kardeşlik kavramını kısaca ele aldığımızda, bütün dillerde var olan, insanlar arasında en sıcak ilişkileri, samimiyeti ve yakınlığı ifade eden bir kavram olduğu anlaşılmaktadır. Genellikle kan bağı ve asabiyet ile meydana gelen kardeşliği ifade etmektedir.

İslâm Dini, insanlar arasında kan bağını ve asabiyeti aşan yeni bir zihniyet getirmiştir; bu da din bağıdır. Din birliğinden kaynaklanan ortaklık, çok farklı akraba ve ırklardan gelen insanlar arasında bir kaynaşma ve kardeşliğe zemin oluşturur. Bu, İslam’ın insanlığa getirdiği evrensel değerlerdendir. Kur’an-ı Kerim bu evrensel düsturu şu ifadelerle ilan eder: “Müminler ancak kardeştir.’’ Vahyin temel gayelerinden biri, en geniş mana¬da insanlar arasında birlik ve beraberliği sağlamaktır.

Ailede sevgi ve merhamet, akraba içerisinde birlik ve beraberlik, Müslümanlar arasında yardımlaşma ve dayanışma, her türlü  baskı ve zulme karşı topluca hareket etmek; evet bütün bunlar Onun getirdiği temel ilkelerdir.

Bu yönüyle kardeşliğin gerçek manada müminlere mahsus olduğu anlaşılmaktadır. Kardeşliğin gerçek manada  bütün gereklerini layık olduğu şekilde ancak müminler yerine getirebilir. Yani kardeşlik bağlarının zayıflaması veya güçlenmesi doğrudan kişinin imanî hayatını ilgilen-dirmektedir. Bu sebeple, müminler arasında kardeşlik hukukunun devam ettirilmesi oldukça önemlidir.
 
Bundan dolayı ayet-i kerime, üçüncü şahıs müminlere müminler arasındaki ihtilafları çözme görevini şu şekilde vermektedir: “Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.” Müminler, sadece kendileriyle müminler arasındaki kardeşlik hukukunu devam ettirmekten değil; aynı zamanda diğer müminler arasında ortaya çıkacak anlaşmazlıkları gidermekten de sorumludurlar. Kısaca hakkı ve sabrı tavsiye etmelidirler. Çünkü her an kar¬deşlik ahlâkını zedeleyecek, aradaki en kuvvetli kardeşlik bağlarını zayıflatacak nefsanî ve şeytanî tahrikler olabilir.
 
Bu bakımdan müminler son derece titiz davranmalı, kardeşlik bağlarını zayıflatacak her türlü yanlış davranışlardan uzak durmalıdırlar. Özellikle, Müslümanların arasındaki anlaşmazlıkların asıl sebebi, onların dünyevî heves ve arzuları, mezhep, cemaat, parti, ve grup taassuplarıdır.

Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberlik ruhu, şeytanî arzular ve nefsanî heveslere kurban edilebilmektedir. Bu, kimi zaman Müslümanların kendi aralarındaki çekememezlik ve ihtiraslar sebebiyle, kimi zaman da dış düşmanların kardeşleri çatıştırarak,  etnik taassubu ve mezhepçiliği tahrik etmeleri ile olmaktadır. Hangi sebeple olursa olsun bu, Müslüman toplumun güçten düşmesi hatta şeref ve onurunu yitirip diğer toplumların rezili ve uydusu haline getirmekle sonuçlanabilmektedir.

Peygamberimiz bir hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurur: “Ruhlar toplu cemaatlerdir. Onlardan birbiriyle tanışıp anlaşanlar kaynaşır, tanışıp anlaşamayanlar ise ayrılırlar” Bu kısa ve fakat önemli hadis-i şerif bize şu gerçeği öğretiyor: İyi ve güzel huylular, hayır ehli olanlar kendileri gibi olanlara, bu özelliklerin aksine sahip olanlar da kendi benzerlerine meylederler. İnsanlar arasında dostluğun ve kardeşliğin gerçekleşebilmesi için, her şeyden önce iki tarafın birbirini en güzel biçimde ve etraflıca tanımaları, Allah’ın koyduğu ölçülere uymaları, en üstün ahlâka sahip olmaları, birbirlerine samimî ve içten bir kardeşlik hissiyle dolu olarak yönelmeleri gerekir.

Kısaca Müslümanların birlik ve beraberliği, kalıpların değil, kalplerin bir araya gelmesiyle oluşur. Başka bir deyişle, kan ve süt bağıyla meydana gelen kardeşlikler fizikî ve biyolojik kardeşliklerdir. Din bağıyla meydana gelen kardeşlik, gönül kardeşliği, manevî ve ruhîdir. Farklı bedenlerde aynı ruhu inşa etmeyi hedeflemektedir.

İslam dini, insanların dini ve etnik kimliklerini, bölgelerini, ülkelerini ve sosyal statülerini de esas almadı. Çeşitli din ve etnik gruplardan, farklı coğrafyalardan insanları aynı çatı altında birleştirdi ve onları kaynaştırmayı başardı.

İslâm davetini kabul etmiş olan insanları din kardeşi, henüz İslâm davetini kabu etmemiş, davete muhatap insanları da, potansiyel din kardeşi olarak gördü. Peygamberimiz Aleyhisselâm, İslâm davetine muhatap olan başka ümmetlere, onların peygamberleri üzerinden mesaj vermiştir. Bu şekilde dinî taasuptan kaynaklanabilecek çatışmaları önlenmeyi hedeflemiştir.

Bunun için başka dinlere ve onların peygamberlerine imanı,  İslâm inancının temel esasları arasına almıştır. Allah tarafından gönderilmiş olan bütün peygamberlere inanmayı şart koşar. Bunlardan herhangi birine inanmayan mü’min olma özelliğini kaybeder. Buradan da anlaşılıyor ki, Müslümanlar sadece mü’min kardeşlerimize karşı değil, insanlık ailesine karşı da yükümlülük ve sorumluluklarımızın bulunduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr