İnsanlığın baş belâsı: IRKÇILIK

Irkçılık, tarih boyunca insanların huzurunu, birlik ve beraberliğini bozan, parçalanma ve bölünmelere sebep olan baş belâsı büyük bir hastalık olmaya devam edeg

Köşe Yazıları 11 Aralık 2014
İnsanlığın baş belâsı: IRKÇILIK

Irkçılık, tarih boyunca insanların huzurunu, birlik ve beraberliğini bozan, parçalanma ve bölünmelere sebep olan baş belâsı büyük bir hastalık olmaya devam edegelmiştir. Bu sinsi hastalıktan, insanlar çağlar boyu bir türlü yakalarını kurtaramamışlardır.

Irkçılık, insanlık tarihi içinde uzun bir geçmişe sahiptir. Bu tarih, milâttan önceki çağlara kadar uzanmaktadır. Eski Yunan, Roma ve Mısır toplumlarında egemen olan uluslar, kendilerinin doğal üstünlüklerine inanırlardı. Kendilerinden olmayan uluslar, daha aşağı sınıf insanlar olarak kabul edilirdi. Dolayısıyla diğer ulusları, köle ve hizmetçi olarak yaratılmış topluluklar olarak değerlendirirlerdi.

İnsanın şeref ve haysiyetine kasteden parçalayıcı, bölücü ve çağdışı olan ırkçılık, büyük bir safsata ve aldatmacadan ibaret olduğu için, bu güne kadar hiçbir din, felsefe ve ideoloji tarafından ciddi temeller üzerine dayandırılarak savunulamamıştır.

Böyle olduğu halde, 21. asırda modern Hıristiyan Batı Dünyası’nın liderleri Tanrı adına hareket ettiklerini iddia ederek dünya çapında haksız ve ırkçı operasyonlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Dünyanın her yerinde gerçekleştirdikleri kıyımların tamamı dinî ve millî ırkçılıktan başka bir şey değildir. Aynı yolu izleyen küçük Amerika olarak bilinen Siyonist İsrail, Ortadoğu’da yıllardan beri ırkçılık yaparak masum insanları Batı Hıristiyan Dünyasının da desteğiyle katletmeye devam ediyor.

Batı Hıristiyan Dünyasının ayrılmaz asıl bir parçası olan ülkemiz Yunanistan da, kurulduğu günden beri giderek artan bir hızla ırkçı tutumunu sürdürmeye devam etmiştir. Son zamanlarda iyice artan ırkçı saldırıların beklenmeyen ve tesadüfî saldırılar olmadığı çok iyi bilinmektedir. Irkçı saldırıların giderek artış göstermesinin pek çok etkeni vardır. Bu saldırılardan siyasî ve ekonomik getirim sağlayan büyük bir kitleyi de göz ardı etmemek lâzımdır.

Ülkemiz Yunanistan’da dinî, siyasî ve tarihî yapılanma tamamen ırkçı temellere dayanarak oluşturulduğu için, bu tür gelişmeler ve daha beterleri kaçınılmazdır. Herkesin sözde şikâyetçi olduğu bu tür çağdışı ve insanlık dışı manzaralardan aslında herkes ve bütün kurumlar sorumludur. Çünkü bugüne kadar bütün kurumlar ırkçılığı az veya çok beslemişlerdir.

Hayatın her kademesinde ırkçılığı körükleyen bir sistem oluşturulmuştur. Bu ırkçı sistemin ana damarlarını besleyen temel gıda olarak ırkçı eğitim, ırkçı tarih ve ırkçı din, ırkçılığı besleyen ve körükleyen en etkin amillerin başında gelir. Aile kucağından ve anaokulundan başlayarak eğitim kurumlarının her kademesinde devam eden koyu ırkçılık eğitiminin etkisiyle ortaya çıkan durum, artık neredeyse Yunanistan’da ırkçı olmayanların, anormal insanlar olarak algılanmalarına sebep olmuştur. Bu yüzden, Yunanistan’da ırkçılık her zaman var olmuştur ve bu durumdan sayısı yadsınamayacak kadar büyük bir kesim hiçbir zaman samimi bir şekilde ciddî manada rahatsız olmamıştır. Hatta çoğu zaman ırkçılıktan zevk almış ve ırkçılık yapanları kollamıştır.

Günümüzde yönetimin en çok rahatsız olduğu bir durum varsa, o da, ırkçı cinayetlerin ortaya çıkması, basına ve dünya kamuoyuna duyurulmasıdır. Aslında Yunanistan’da ırkçılık, tıpkı yolsuzluk ve hırsızlık gibi “yapması serbest, yakalanması suç” olan bir olgudur. Sistem, ırkçılık ve yolsuzluk yapmaya tamamen müsait olduğu için, bu sistem içerisinde usulüne uygun, acemilik yapmadan profesyonel bir şekilde yolsuzluk ve ırkçılık yapanlar, her türlü iltifata mazhar olmuşlardır ve hep terfi etmişlerdir. Kimini parti başkanı, kimini bakan, kimini genel müdür, kimini işadamı, kimini de makam ve terfi rütbeleriyle ödüllendirmişlerdir. Acemilik yapıp kendilerini ve sistemi bir şekilde ele verenler ise, sembolik bir şekilde göz boyamak ve saf milleti kandırmak için sözde kınanmış ve güya cezalandırılmıştır.

Bugüne kadar hep böyle oldu. Bundan sonra bu durum değişir mi? Onu Allah bilir, ama hiç sanmıyorum. Çünkü bu durum, kronikleşmiş ve amansız bir hastalığa dönüşmüştür. Bu hastalık, Yunan yönetiminin bütün hayat organlarını, dinî ve millî kurumlarını sarmış vaziyettedir. Gerçi Allah’tan ümit kesilmez, bu amansız manevi hastalıktan kurtuluş çareleri muhakkak vardır. Ancak, tedavi uygulanacak hastanın bu ağır tedaviyi kabullenecek iradeye sahip olması ve bünyesinin de bu tedaviyi kaldırması gerekiyor. Aksi halde, sonuçlar bellidir.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr