İşimiz Allah’a kalmış

Mevlâna’nın hocası olarak bilinen Şems-i Tebrizî der ki: İşiniz Allah’a kalmışsa, olmuş bilin. Şems’in anlatmak istediği, işimizi inanmış insanlar olarak Allah’

Köşe Yazıları 12 Aralık 2012
İşimiz Allah’a kalmış

Mevlâna’nın hocası olarak bilinen Şems-i Tebrizî der ki: İşiniz Allah’a kalmışsa, olmuş bilin.

Şems’in anlatmak istediği, işimizi inanmış insanlar olarak Allah’a tevekkül ederek, yani sadece ondan bekleyerek O’na havale edersek, o işin hayırlı neticeleneceğidir.

Biz işlerimizi bu anlayışla mı yapıyoruz? İşte bütün mesele bu!

Kanaatime göre, bizim toplum olarak işimiz Allah’a kalmıştır. Ancak biz işimizi ona havale ettiğimizden değil, işimiz sahipsiz kaldığından. Kimse gerektiği gibi, Allah’ın razı olacağı gibi birlik ve beraberlik bilinci ve niyetiyle hareket etmiyor. Topluma ve olaylara yön vermeye çalışan “güçler” ve onlara bağlı “nomenklatura”, birlik için adım atmaya niyetlenenleri hemen hedefe alırlar ve ateşe tutarlar. Onlara asla böyle bir adım atmaya yönelik izin vermezler.

Neden mi? Çünkü toplumu perde arkasından yönetmeye çalışan güçlerin işine gelmiyor. Tabii güçler vardır, bir de karanlık güçler vardır. Eğer bir güç, toplumun birlik olmasından yana değilse, onun ak  güç olmadığı kesindir. Olsa olsa karanlık bir güçtür...

Bu yüzden toplum olarak işimizin Allah’a kaldığını belirtirken, aslında Allah’tan, belli olmayan gidişatımızın sonunun hayırlı olmasını diliyorum.

Hakikaten de bu gidişat, gidişat değildir. Toplum olarak yönümüzü şaşırmışız. Bu yüzden, bir an önce silkinerek kendimize gelmeliyiz. Toplumun önde gelenleri ve bu topluma örnek olmakla mükellef olanlar, görevlerini yapmak için kendine gelsin. Ne yazık ki güzel örnek olamıyorlar. Olsalardı, bu durumda olmazdık. 

Eleştirileri duyar gibiyim... Mesela şöyle diyenleri:

Sorun bizde değil, sen bizleri suçluyorsun, ama devleti es geçiyorsun. Oysa toplumu bu hale getiren en başta devlettir. Bize sahip çıkmayan ve zulmeden devlet. Azınlık ve insan haklarımıza müdahale eden devlet...

Doğrudur, devlet temel insan ve azınlık haklarımızı engelliyor. Devlet, tarihî düşman olarak bellediği Türk ve İslam kimliğini ve değerlerini ülkesinde yaşatmamak için elinden geleni ve kendine göre millî görevini yapıyor. Bu, bizim bir ayağımızı kırıyor. Ancak, bizler Azınlık toplumu olarak görevimizi yapıyor muyuz? Öteki ayağımızın da kırılmaması için elimizden geleni yapıyor muyuz? En önemlisi de bunu toplumsal olarak organize bir şekilde yapıyor muyuz? El-cevap: Hayır. Peki, yapabilir miyiz? El-cevap: Pek tabii ki... Yeter ki yapılması için irade olsun. Bunun için bir engel yoktur. Devlet içimize girip irademizi tamamen yok edemez. Onun yapabilecekleri de bir yere kadar. Ha, bizleri tamamen ortadan kaldırmaya karar verirse, o zaman başka. 

O yüzden, perişanlığımızı sadece devlete yıkmayalım. Yapabileceklerimizi yapalım ve çeşitli bahaneler uydurarak suçu başkalarına atmaya çalışmayalım.

Lider geçinenler, siyasiler başta olmak üzere toplumun bütün katmanlarındaki örnek ve sorumlular iyi örnek sergileyemiyorlar. Lideri lider, siyasetçisi siyasetçi, öğretmeni öğretmen, hocası hoca olmaktan uzak. İstisnalar kaideyi bozmaz, ama genelde herkes, daha çok hırs, menfaat ve makam peşinde. Herkes daha çok biribirine çelme takmakla iştigal etmekte. Dini anlatanlar bile, bakıyorsunuz birbiriyle uğraşıyor. Hem kendi aralarında hem de alanları dışında yanlış işlerle uğraşıyorlar. 

Kimse haddini bilmiyor. Hak ve vazifeler birbirine karışmış. Halbuki her alanın insanları, hak ve vazifeleri kendi alanındaki kurallarıyla çalışır. Dinin alanı başka, siyasetin, bilimin, hukukun alanı başkadır. Din, dinî kanun ve kurallarla, bilim, bilimsel kanun ve kurallarla, hukuk, hukukî kanun ve kurallarla, ahlâk, ahlâkî kanun ve kurallarla, ekonomi ve sosyal hayat da yine ekonomik ve sosyal kanun ve kurallarla çalışır. Bunlardan birisinin diğer alana müdahale etmesi, fayda değil, zarar getirir. Netice itibariyle, haddini aşanlara haddini bildirecek, işleri rayına sokacak caydırıcı bir güç gerekiyor. Bu gücü zamanı geldiğinde ayrıntılarıyla anlatırız. Ancak şu kadarını söylemek gerekir ki, en büyük ıslah edici güç, inanç, bilgi ve ameldir.  Önemli olan bu gücü harekete geçirecek iradeyi ortaya koymaktır. Toplumun kurtuluşu için en büyük görevimiz ise, bu iradeye sahip nesillerin yetiştirilmesi ve bunlardan muharrik toplulukların oluşturulmasıdır.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr