Kurban Yardim 2024 Kurban Yardim 2024

İslam, Sevgi, Barış ve Kardeşlik Dinidir

Dünyanın ekonomik ve siyasi konjonktürünü henüz ellerinde tutmaya devam eden odaklar, şimdilerde psikolojik konjonktürü de İslam aleyhine kullanmaya başladılar.

Köşe Yazıları 21 Ağustos 2015
İslam, Sevgi, Barış ve Kardeşlik Dinidir

Dünyanın ekonomik ve siyasi konjonktürünü henüz ellerinde tutmaya devam eden odaklar, şimdilerde psikolojik konjonktürü de İslam aleyhine kullanmaya başladılar. Metotları yıkım olan bu mihraklar, İslam’ın yükselişini durdurmak ve tüm dünyada meydana gelen ihtida olaylarının önünü kesmek için İslam fobisi üretmeye çalışıyorlar.

Bilindiği gibi fobya veya fobi, bir şeye karşı duyulan aşırı ve sürekli korku ve korku hastalığı demektir. Allah’ın verdiği hilafet görevini bırakıp muhalefete geçen bu şahıslar eksi yüklü ruh taşıyan ve korku hastalığı aşılayan yıkımcılardır. Onlar böyle bir taraftan fobi üretip piyasaya süredursunlar. İslam’ın temel kitabı olan Kuran ise “iman edenler, Yahudiler, Sabiler ve Hıristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanıp iyi işler yapanlar için korku ve üzüntü yoktur” diye tüm dünyaya anons ediyor. (Maide 5/ 69) Şu halde onlar boşuna emek harcıyorlar; bu yoku var, varı da yok olarak göstermeye çalışan bu müsrif işçiler, eşyanın tabiatına ters düştükleri için eninde sonunda kaybetmeye mahkûm olacaklardır.

“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” Bu zihniyet, yak, yık ve yok et; ya öldür veya sınır dışı et felsefesine sahiptirler. Fakat asıl korkulacak olan, bunlar ve bunların zihniyetleridir. İşlerine gelmedikleri zaman kendi adamlarını bile yok edecek kadar ileri giderler. Mesela Giordano Bruno’yu kendileri gibi düşünmüyor, bu adam gök ile yer ayrılığını kabul etmiyor, Tanrı’nın ve evrenin birbirinden farklı iki töz olmadığı ve her şey Tanrısal kuvvetin görünüşüdür, dediği için 1600 yılının Şubat ayında, Roma'da Campo dei Fiori meydanında onu diri diri yaktılar. 1894 yılında da aynı yerde suçlarını itiraf edercesine onun heykelini diktiler. Onların kurmuş olduğu bu Rönesans medeniyeti ve anlayışı bugün dünyanın her yerinde insanlık suçu işliyor. 11 Eylül 2001 günü Dünya Ticaret Merkezi İkiz Kulelerini hangi terör örgütü vurdu? İşin gerçeğine bakarsanız İslami terör diye yaftaladıkları mizansenlerin arkasında hep aynı zihniyet, daha doğrusu kendileri vardır. Allah Maide suresinde bize bunların nasıl bir hareket ve davranışlarda bulunduklarını ve bizim de bunlara karşı ne yapacağımızı anlatmaktadır. “Bunlar durmadan savaş ateşini yakarlar Allah da onu söndürür ve bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapmak için çalışırlar. Hâlbuki Allah bozguncuları sevmez”. (Maide 5/ 64). Bu insanları aldatma, korkutma, sindirme, anarşi ve terör çıkarma, trafik ve uçak kazaları yaptırma gibi bütün bu şeytan oyunlarının tek ilacı Müslümanların barış düzenini yeniden kurmalarıdır. Bana öyle geliyor ki, bir gün müslümanlar Kuran ve sünnet ışığında sevgi, barış ve kardeşlik düzenini kurarlarsa bu suç itiraf heykelini dikenler, bu defa işledikleri insanlık suçundan dolayı tövbe ve af dileme anıtını dikeceklerdir: “Ey insanlık âlemi! Biz 1800 ve 2100 yılları arasında çok büyük insanlık suçu işledik bundan dolayı sizlerden özür diliyoruz, bizi affediniz” diyerek günahlarını bir yazıt anıtı halinde insanların ibretlerine sunacaklardır.

Evet, bir defa daha tekrar edelim ki, boş yere korku, endişe ve kaygılara asla mahal yoktur; çünkü İslam tüm insanlığa sevgi, barış ve kardeşliği getirmiştir. Zira Allah elçisi olan İslam Peygamberi, sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlık âlemi ve hatta bütün âlemler için gelmiş şefkat ve merhamet kaynağıdır. (Enbiya 21/ 107) “De ki, Ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah’ın elçisiyim. (A’raf 7/ 158). “Biz, seni ancak, âlemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiya 21/ 107) İşte rahmet ve şefkat peygamberinin getirdiği din ve o dinin mensupları da tüm varlıklar için sevgi, rahmet ve şefkat odağıdırlar. O sebeple bu gerçeği ters yüz etmek ve farklı göstermek boşuna kürek çekmektir.

İslam evrensel din, herkesi kucaklayan bir din olduğu için, Yahudi ve Hıristiyanları ehl-i kitap diyerek onları din ehli kabul etmiştir. Bugün İslam’ın dışında böyle bir başka dini kabul etmiş tek bir din gösterebilir misiniz? Bir tek dinin bile adını söyleyemezsiniz. Oysa İslam herkesi kendisine çağırmakla beraber, Yahudi ve Hıristiyanlara, siz dinsiz değilsiniz anlamında “Ey ehl-i kitap” ( Ali İmran 3/ 64) “Ey ehl-i kitap” (Nisa 4/ 171) diye hitaplarda bulunmuştur. Hatta daha da ileriye giderek “İncil sahipleri, Allah’ın onda indirdiği ile amel etsinler” (Maide 5/ 47), “De ki, Ey kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça siz bir esas üzerinde değilsiniz” (Maide 5/ 68) demiş ve herkese kendi dinini özgür bir şekilde yaşama hakkını getirmiştir. İslam’ın tüm dünyaya ilan ettiği bu haklar Allah aşkına söyleyin başka hangi dinde vardır? Bu kadar açık, net ve dobra dobra kurallara sahip olan bir dinden korkulmasının altında yatan başka fobiler bulunsa gerektir.

İslam’ın getirmiş olduğu bu din özgürlüğü, hem sadece Müslümanlara din özgürlüğü değil, tüm dinlere din özgürlüğü ve başka dinlere de saygı prensibi, İslam’ın dışında hangi dinde var? Hiçbir dinde bu ve buna benzer diyebileceğimiz tek bir esas ve prensip yoktur. Çünkü İslam öncesi dinler ne de olsa İslam’a göre gelişmiş dinler değil, insanların şahıslara bağlı olarak yaşadığı doğma sisteminin geçerli olduğu dinlerdir.

Aslında şu ayetler ile din hürriyeti prensibi Kuran-ı Kerim’de kuvvetli bir şekilde teyit ve tasdik edilmiştir: “Dinde zorlama yoktur, hakikat bundan böyle, yanlıştan ayrılmıştır.” (Bakara 2/256). “Senin rabbin isteseydi, yeryüzünde olan herkes toptan O’na inanırlardı. Mümin olmaları için insanları zorlamak senin neyine?” (Yunus 10/ 99) “De ki, gerçek rabbinizden geliyor: isteyen inansın, isteyen kâfir olsun” (Kehf 18/ 29) “Sen istediklerini doğru yola eriştirmek isteyeceksin, ama Allah istediğini eriştirir ve kimin doğru yolda olduğunu senden iyi bilir.” (Kasas 28/ 56) Bu ve benzer ayetlerin ışığında anlaşılmaktadır ki; İslam’da tam bir din hürriyeti vardır ve bu hususta hiçbir kimseye zerre kadar bir baskı yapılmaz ve yapılmayacaktır ve herkes de kendi dininde inansın veya inanmasın serbest olacaktır.

İnsanlara bu kadar serbestlik tanıyan bir dinden korkmak veya endişe etmek, fobi türetmekten başka bir şey değildir. Kaldı ki bu ayetler sadece teoride kalmamış bizzat Hz. Peygamber tarafından Medine’de uygulanarak tarih sayfalarında insanlığın gözleri önüne serilmiştir. Bir defa Hz. Peygamber Medine’de kanton diyebileceğimiz birçok aşiret veya kabileyi dünyanın ilk anayasası olan Medine Site Devleti Anayasası ile birleştirmiştir. 47 maddeden meydana gelen, taraflarca imzalanmış bu yasa, 20 ye yakın aşiret tarafından barış halinde iken kabul edilmiştir. Burada önemli olan husus Yahudiler, müslümanlar ve müşriklerin bile bir şehir devletinde beraber yaşayarak vatandaşlık nimetlerini birlikte paylaşmış olmalarıdır. Evet, tekrar edelim: dün İslam bayrağının dalgalandığı yerde Yahudiler, Hıristiyanlar, müslümanlar ve ateistler hep birlikte İslam devletine vatandaş olmuşlardır.

Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr