İslâm’ı yeniden öğrenme zamanı

Dünya işlerinde olduğu gibi, din işlerinde de sürekli kendimizi yenilememiz gerekir. Bunun için en feyizli ve bereketli mevsim şüphesiz mübarek üç aylarıdır. Ge

Köşe Yazıları 24 Mayıs 2012
İslâm’ı yeniden öğrenme zamanı

Dünya işlerinde olduğu gibi, din işlerinde de sürekli kendimizi yenilememiz gerekir. Bunun için en feyizli ve bereketli mevsim şüphesiz mübarek üç aylarıdır. Gerçi Allah’ın bütün günleri ve geceleri mübarek ve verimlidir. Fakat vahyî bilginin insanoğluna yoğun olarak ulaştırıldığı zaman dilimi olan, kadir gecesinden başlayıp dalga dalga mübarek üç aylarına yayılan bu manevî iklimden istifade etme geleneğini de ihmal etmememiz gerekir.

İki günü aynı olan ziyandadır. Bu aynı zamanda peygamberimizin bir hadis-i şerif mealidir. Bir başka rivayette ise; “iki günü eşit olan aldanmıştır, bugünü dünden kötü olan ise lânetlenmiştir” buyurulmaktadır.

Yaptığımız bütün işlerin kıymeti, niyete ve samimiyete göredir. İbadetlerde ihlâs ve samimiyetin şart koşulması, bütün hareket ve davranışlarımızda samimi olmayı alıştırmak içindir. Öyleyse, her gün ilerlemek ve hiç zarar etmemek için, inancımızı, dinimizin ana kaynaklarından büyük hassasiyetle yeniden öğrenme ihtiyacımız vardır. Kulaktan dolma, temel kaynaklara dayanmayan yanlış ve eksik bilgilerin prangalarından kurtulmak gerekiyor. Zira bu eksik ve yanlış bilgiler kendi müslümanlığımıza zarar verdiği gibi, dinimize de büyük zarar vermektedir.

İslâm dinini kendimize uydurma değil, İslâm dininin getirdiği esaslara samimiyetle bizim uymamız  gerekiyor. İnsan kişiliğini bildikleriyle değil, itimat edip güvendiği ve sığındığı şeylerle kurabilir ancak. Günümüz Müslümanlarında eksik olan bilgi değil, samimi dinî duyarlılıktır. Daha açık söylemek gerekirse Müslümanlar bugün hassasiyet bahşeden bilgilerin değil, işini görebilecek, gemilerini rahat yüzdürebilecek bilgilerin peşindedirler. Pasiflikten kurtaran, harekete geçiren bilgi yerine, bilmenin dışında başka bir sorumluluk gerektirmeyen şeylerin izini sürüyorlar. Sadece bilgi edinme ile yetiniyorlar. Bu durumu Allah Tealâ Kur’an-ı Kerimde, bilgi hammalı merkeplerle tasvir ediyor. Bunun için Rasülüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem, fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınmıştır.

İnandıklarımızla yapıp ettiklerimiz ayrı ayrı kanallardan akıp gidiyorsa ciddi manada düşünmek zorundayız. Hatta kimi zaman yapıp ettiklerimize iman elbisesi biçiyorsak o zaman ciddi bir iman sorunu var demektir. İnancımızın temellerini sarsabilecek bu sorunların giderilmesi için çareler aramak gerekiyor.

Son yıllarda eylemlerimize uygun iman modeli diye bir şey yaygın hale geliyor hayatımızda. Müslüman kimliği İslâmî ruhun önünü kapatmış durumda. İslam’ı Müslümanların yaşantısından yola çıkarak öğrenme yaklaşımı sonu hüsranla bitebilecek çok büyük bir yanılgıdır. Müslümanların İslami bir model olmaktan ziyade yeniden İslam’ı öğrenmeleri şarttır. Muhammed İkbal’in diliyle söylersek; ‘‘Müslümanlardan kaç, İslam’a sığın”, Mehmet Akif’in deyişiyle ifade edecek olursak “Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile!”
Her iki şaire Müslüman kimliği ile ilgili böylesine yılgın ve ümitsiz sözler söyleten şey Müslümanlığın Müslümanlarda eyleme ve harekete dönüşmeyen halidir. Avrupa ve Amerika’da Müslüman olanlar Müslüman oluş hikâyelerini aşağı yukarı şu cümleyle özetlerler: “Ben Müslümanlara bakarak, Müslüman olmadım. Kuran-ı okuyup anlayarak Müslüman oldum!”. Bu insanlar şayet mevcut Müslüman manzarasını esas almış olsalardı, acaba kaç tanesi hidayete erip İslam’a teslim olurlardı?

Bunun için, daha fazla zarar etmemek, sürekli ilerlemek için imanımızı güzel amellerle parlatmak ve kuvvetlendirmek için mübarek üç ayların ve kandil gecelerinin kaçırılmaması gereken fırsatlar olduğunu unutmamak gerekir. Bu şekilde her kıldığımız namaz, her yaptığımız hayır, daha önceki amellerimizden daha değerli ve faziletli olur. Günahlardan sakınan ve kulluk vazifesini aksatmayan kimse, iki günü eşit olmamış olur, her gün daha fazla kâr etmiş olur. Aksi takdirde bugün düne göre zararda olur. Gıybet, yalan, iftira, haset, kibir gibi günahları işleyenler de sevapları azalacağından yine ziyandadırlar.

Bu örneklerden de anlaşıldığına göre, bugün on rekat namaz kılanın aldanmaması için, ertesi gün on rekattan fazla kılması gerekmez. Zarar etmemesi için günah işlememesi ve samimiyetle kulluk vazifesini yerine getirerek imanının parlaklığını ve kuvvetini kaybetmemesi gerekir.

Rahmet, bereket ve mağfiret iklimi üç ayların ilk habercisi ve Kur’an ayı Ramazan’ın müjdecisi olarak idrak edeceğimiz mübarek Regaib kandili, geleceğe yönelik arzu ve isteklerimizi, emel ve tutkularımızı gözden geçirme imkânı veren mübarek bir gecedir. İlahi rahmete fazlasıyla mazhar olan bu mübarek gün ve gecelerde kendimizi Yüce Dinimiz İslâm’ın manevi ikliminde gönül huzuru, istikamet ve öz güven kazanmaya, ihtiraslarımızı dizginleyip menfaat ve çekişmelerden uzak kalmaya ihtiyacımız daha da artmaktadır.

Öyleyse bu mübarek zaman dilimini fırsat bilerek, aramızdaki çekişmeleri ve kırgınlıkları, şahsi menfaat hesaplarını bir tarafa bırakıp, Yüce Dinimizin bizden istediği, sevgi, saygı ve hoşgörü ortamının kurulmasına, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin güçlenmesine, insani ve ahlâkî meziyetlerin yaygınlaşmasına gayret gösterelim.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr