“İyi Türk, sadece ölü Türk” müdür?

Bu hafta Batı Trakya Türk Azınlığı’nın gündeminde olan konulardan biri, İskeçe Türk Birliği ve Hasip Baba Tekkesinin duvarlarına yazılan ırkçı yazılar oldu. İsk

Köşe Yazıları 28 Mart 2012
“İyi Türk, sadece ölü Türk” müdür?

Bu hafta Batı Trakya Türk Azınlığı’nın gündeminde olan konulardan biri, İskeçe Türk Birliği ve Hasip Baba Tekkesinin duvarlarına yazılan ırkçı yazılar oldu. İskeçe Türk Birliği’nin giriş kapısına, “TÜRKLER DIŞARI” yazısı yazılırken, İskeçe Aşağımahallede bulunan Hasip Baba Tekkesi’nin duvarına ise “İYİ TÜRK SADECE ÖLÜ TÜRK’TÜR” yazısı yazıldı. Haberlere göre söz konusu yazıların aynı gün (23 Mart 2012 Cuma) yazıldığı tespit edildi.

Sanal ortamda da buna benzer söylemler içeren ve genellikle “Türklere/Müslümanlara ölüm” gibi mesajlarla sosyal medyadaki paylaşım ortamlarında küfür ve hakaret içeren sesli ve görüntülü videoların da çoğalarak yayılması dikkat çekmektedir. 

İskeçe’de Türk düşmanı bu yazılar gündemdeyken, bir sosyal paylaşım sitesinde de bir dostumuzun paylaştığı “Karşıya (Türkiye’ye) Bak - Dostluğu Reddediyorum” isimli, “Türkler’e ölüm!” içerikli şarkısı da dikkatimi çekti. Merak ederek bu videoyu ben de izledim. Altına da bir yorum yazdım. Bu yazımda bunu biraz açarak bir neticeye varmak istiyorum.

Bazı beyinler sadece hastalık üretir... Onlar unutmuyorlar ve kinlerinden dolayı TÜRK-YUNAN dostluğunu istemiyorlar. Bizler dostluk istiyoruz, ama bunları da unutmuyoruz....

İYİ Kİ ANAVATAN TÜRKİYE VAR
İyi ki Anavatanımız Türkiye var ve iyi ki bizlere yakın bir bölgede bulunuyor... Yoksa, Batı Trakya'da tek bir Müslüman/Türk kalmayacaktı. Mevlâm Anavatanımıza zeval vermesin. Bugün, Yunanistan'ın en büyük müttefiklerinden ve kardeş devleti olan Ermenistan'da tek bir Türk dahi yaşamıyor. Canını kurtaran kurtardı, kalanları dilim dilim kestiler, yaktılar, parçaladılar... Yunanistan'ın 1821'deki eşkıya isyanı esnasında da Mora'daki Türkler yine aynı ve beteri bir akîbete maruz kalmışlardı... Allah Batı Trakya Türklerini korusun...

Onun için Anavatan hakkında zaman zaman bazı gizli Müslüman/Türk düşmanı çevrelerinden etkilenen ve yönlendirilen gafiller, "Türkiye bizlere karışmasa, bizler burada daha iyi yaşarız" gibi saçmalıklar yazıp yayanlara kimse kanmasın. Bunlar cehalet ve gafletle insanlarımızı ihanete sürüklemek isteyen mayası bozuklardır. Kimse bunlara kanmasın. Bunlardan Kıbrıs'ta çok var. Millî ve dinî şuur diye bir şey kalmamış boş bir güruh şeklinde gece-gündüz Anavatan hakkında başkalırının ezberlettiği "martavalları" okuyorlar.

Kariyer peşinde olan Ermeni ve Rum sempatizanı bazı "görevliler", Batı Trakya'yı da millî ve dinî şuur açısından Kıbrıs'taki zayıf şuurlu Türklere benzetmek için gece gündüz çalışıyorlar. Bunların, mesela Türk-Yunan ilişkilerinde referans olarak daha çok İstanbul'daki Patrikhane’yi neredeyse Müslümanların Mekke’si gibi göstermeye çalışarak insanlarımızı yönlendirme gayretinde olduklarını görüyoruz. Ancak bir türlü istedikleri gibi başarılı olamamaktadırlar. Olamayacaklardır da...

Batı Trakya çok başka ve hatta bambaşka bir yerdir. Bu, bazıları tarafından iyi bilinmeyen bir hakikattir. Ancak gelecekte, toplumun mayasında bir potansiyel olarak muhafaza edilen bu hakikati herkes görecektir.

HER ŞEYE RAĞMEN DOSTLUKTAN YANAYIZ
Bir kez daha belirtmek isterim ki, Yunan kökenli kardeşlerimizin açık ve gizli "Türk düşmanlığını" unutmadan ve her olumsuzluğa rağmen, Türk-Yunan dostluğunu istiyoruz. Çünkü biz Müslümanlar, insanların savaşarak değil, barışa inanarak ve anlaşarak birlikte yanyana ve hatta karışık bir şekilde yaşayabileceklerine inanıyoruz. Savaş istemiyoruz. Asla savaş olmasın; canlar yanmasın, çocuklar ölmesin.

Biz inanıyoruz ki, Müslümanlara/Türkler’e kin besleyen ve bunu açıkça dile getirenler olduğu gibi, bu kinlerini içlerinde gizleyerek büyüten ve farklı biçimlerde yansıtanlar da var. Ancak biliyoruz ki bu onların suçu değil, çarpık eğitim sisteminin ve kilisenin bilinçaltlarına işlediği ve kolay kolay oradan sökülemeyen bir durumdur. Ve inanıyoruz ki, bu ülkede tedaviye muhtaç olanlar kadar olmasa da, epeyce iyi durumda olan Yunan kökenli vatandaşlarımız da var ve onlarla birlikte ülkemizi daha yaşanılır bir hale getirebiliriz.

Bazı fanatiklerin Türk aleyhtarı söylemlerinin çok fazla dikkate alınacak bir şey olmadığını söyleyenler var. Bunlara çok değer veriyorsun diyenleri duyar gibiyim:

Şu kadar senedir Batı Trakya’da kimi kestiler? Kimi vurdular? Bak on binlerce Batı Trakya Türkü gayet rahat bir biçimde Avrupa Birliği üyesi Yunanistan’da yaşayabilmektedir.

Bu cümle kısmen doğrudur. Yaşayabildiğimiz doğrudur, ama bu bizim inatla ve ısrarla, sabır ve metanetle vatan olarak bellediğimiz bu ülkede baba topraklarımızı terk etmek istememiş olmamızdan kaynaklanıyor. Tabii ki tek başına bu da yetmez. Yanıbaşımızda garantörümüz olan Anavatanımız Türkiye olmasaydı, biraz zor tutunurduk bu topraklarda. Onun için unutmamalıyız ki, varlığımızı önce Allah’a sonra da Anavatanımıza borçluyuz. Yunanistan’a ve bu Avrupa Birliği’ne hiçbir şey borçlu değiliz. Onlar Türkiye’den çekindiği için ve değişik beklentilerle Türkiye’yi avutmak için bir şeyler veriyormuş gibi yaptılar. İşin özünde vermekten çok, almak var. Avrupa’nın geleneğinde var bu. Geçmişi sömürgeciliğe dayanan, geleceğini de bunun üzerine bina eden bir Avrupa’dan başka ne beklenir ki?

YUNANİSTAN’IN TEK KURTULUŞU TÜRKİYE
Onun için, iyi ki Türkiye var ve iyi ki bugün dünden çok daha güçlü ve geleceği parlak bir dünya devleti olmaya başlayan Türkiye var. Bunu sadece bizim için söylemiyorum. Aynı zamanda ülkemiz Yunanistan için de söylüyorum. İddialı bulacaksınız belki, ama bunu AB ve hatta bütün dünya için söylüyorum. İyi ki yeryüzünde Türkiye diye bir devlet var. Çünkü insanlığı yeniden ayağa kaldıracak medeniyet projelerinin üretileceği tek yer olarak Türkiye kalmıştır. Batı, adı üstünde batıyor. Bakın Yunanistan’ın ve üyesi olduğu Avrupa Birliği’ne… İnsanlığa veya en azından insanlarına sunabileceği bir şey kaldı mı? AB devletleri birer birer dökülüyor. Eğer bugün Türkiye olmasa, Yunanistan ve AB ne yapardı? Türkiye’nin ekonomisinden sorumlu bakanı Sayın Ali Babacan’ın  geçen hafta sarfettiği şu sözlerini hatırlıyorum:

“Yunanistan’ın tek kurtuluşu Türkiyedir. Komşu olarak karşılıklı iş yaparak kalkınabileceği başka ülke yok. Arnavutluk, Makedonya, Bulgaristan, Romanya gibi komşuları ile mi gerçekleştirecek kalkınmasını? Mümkün değil, çünkü onların kendilerine bile faydası yok. Hepsinin ekonomisi bozuk. Dolayısıyla tek çare olarak Türkiye kalıyor.”

Sayın Babacan, durumu ne kadar açık ve seçik bir şekilde ortaya koymuş değil mi? Durum açıkça anlaşılabilecek bir şekilde ortadadır. Yunanistan’ı kurtarabilecek tek ülke Türkiye’dir.

Türkiye, unutulmasın ki 1924’e kadar Osmanlı idi. Devlet olarak artık İmparatorluk yok, ama onun tarihsel ve kültürel mirası yok olmadı ve bu geçmişin tecrübesi, birikimi ve kültürel zeginliği çağdaş Türkiye perspektifiyle birleştiğinde ortaya muazzam bir enerji çıkıyor. Türkiye bugün bunun bilinciyle geleceğini inşa eden bir profil sergilemektedir. Dünyamızda bugün, Çin’den sonra en çok büyüyen tek ülke Türkiye’dir. Onun için sadece Yunanistan ve AB’nin değil, bütün dünyanın Türkiye gibi potansiyeli olan bir ülkeye ihtiyacı var. Dünyayı içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik buhrandan çekip çıkarabilecek medeniyet birikimi sadece Türkiye’de mevcuttur. Bunu ben değil, dünyanın önde gelen futuristleri söylüyor.

AB VATANDAŞLIĞI ARTIK “NİMET” DEĞİL
Ne günlere geldik değil mi? Oysa hatırlayın daha düne kadar bizlere ne diyorlardı. Devlet rejimi, Azınlığın Anavatan Türkiye ile olan bağlarını zayıflatmak ve yutmak için “Avrupa Birliği vatandaşlığının nimetlerini” sayar ve Türkiye’ye karşı bir avantaj olarak kullanırdı. Yunanistan’ın ve aynı zamanda AB’nin de siyaseti ve propagandası şu şekildeydi:

“Bırakın Türkiye’yi, nedir bu anavatan saçmalığı, anavatan dediğiniz, ekonomisi batmış, cuntacıların yönettiği geri kalmış dağılmak üzere olan bir devlet. Size oradan değil, AB’den hayır var. AB’de hem ekonomik refah var, hem de inancınızı özgürce yaşayabileceğiniz  bir demokrasi. Bakın Türkiye’ye, ne inanç özgürlüğü var, ne de para.”

Kuzey Kıbrıs’ta bu propagandanın en kesif halini ve hayata geçerilişini birkaç yıl önce gördük ve farklı şekillerde görmeye devam ediyoruz. Allah’tan millet orada da artık yavaş yavaş uyanmaya başladı ve bu gidişata bir nebze olsa da dur denildi.

Bugün gelinen noktada artık ne Yunanistan’ın ve ne de AB’nin “AB vatandaşlığı” gibi oynayabileceği bir kartı elinde kalmamıştır. Dünyaca malûmdur ki, artık AB vatandaşlığı bir “nimet” değildir. Aksine fukaralıktır. Bulgaristan bile bizden iyi durumda. Artık bu coğrafyada ne ekonomik refahtan ve ne de sosyal adaletten söz edilebilir. Çokkürtürlü, eşitlikçi, sosyal adaletçi, hakkın ve hukukun teminat altında olduğu bir Avrupa’dan ziyade, artık ırkçılığın “yabancı” avladığı, can güvenliğinin tehlikede olduğu bir Avrupa ile karşı karşıyayız. Ekonomik ve sosyal açıdan bocalayan, medeniyeti çöken bir Avrupa var artık karşımızda. Aynı şey Amerika için de geçerlidir. Ne var ki ABD bunu şimdilik silah ve parite gücünü kullanarak bastırmaya çalışmaktadır. Zamanı geldiğinde o da tefessüh edecektir. 

“YENİDEN DOĞAN GÜNEŞ” İLE DÜNYA TEKRAR BARIŞA KAVUŞACAKTIR
Avrupa’da ve genel olarak Batı’da ırkçılık tırmanışta ve tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Hergün olmasa da her hafta bir ırkçı saldırı haberi basında yer almaktadır. Artık toplu katliamlar gerçekleştirilmektedir. AB artık yaşanamaz, emniyetsiz bir birlik haline dönüşmektedir. Onun için Yunanistan’daki ırkçılığı da küçümsememek lâzım. İşler Avrupa’da olduğu gibi Yunanistan’da da eskisi gibi değil. Son günlerde basında bazı Yunanlıların milis gruplar oluşturduğu ve silahlı eğitim yaptıklarını okuyoruz. Bu hayra alâmet değil. Yetkililerin, gerekli tedbirleri şimdiden almaları gerekiyor. Yoksa istenmeyen bir provokasyonla, hafazan Allah, bölgemiz kan gölüne döner.

İşte bazılarının küçümsediği bu meseleye bu yüzden bu kadar ehemmiyet verme gereğini hissettim. Mesele eskisi gibi değil. Çünkü artık dünya eskisi gibi değil. Batı batıyor ve batarken de çıldırıyor. Bu çılgınlıkta birilerinin canını acıtıyor ve acıtacak. Ama sağduyulu batılılar sayesinde bir noktada durum dengelenecek ve işler rayına girecektir. Aksi halde dünya diye bir yer kalmayacaktır. 3. Dünya Savaşı olur ve gezegenimiz büyük tahribat görür. İnsanlık bir daha kolay kolay toparlanamaz.

Batı çöküyor. Artık Doğu yükseliştedir. Şimdi sıra Doğu’dadır. Asya ülkeleri parlayan yıldızlar gibi dünya sahnesinde. Bunlara öncülük edecek Güneş ise Türkiye’dir. Bütün İslâm ülkeleri artık neredeyse tek ağızdan lokomotifimiz Türkiye’dir, demektedirler. Buna mecburdurlar, çünkü Yunanistan gibi onların da tutunacak başka dalları yok. Türk ve İslâm ülkeleri Türkiye dedikten sonra bütün Doğu ve ardından dünya Türkiye’yi lider olarak tanıyacaktır. Bu şekilde yakın gelecekte bütün dünyaya barış gelecek ve 8 milyar insan kardeş gibi yaşamanın kapılarını aralamış olacaktır.

Netice-i kelâm: Bir gün gelecek -ki o gün çok yakındır-, “Türk’ün iyisi, ölü olanıdır” diyenler,  “Türkler, çok yaşayın, iyi ki varsınız” diye dua edecekler.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr