Patrik, Müftüler, Azınlıklar, Partiler ve Erken Seçimler

Geçen hafta, T.C. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Balkanlar, Ortadoğu ve diğer bölgelerdeki dini barış ortamının sağlanması ve sürdürülmesi bağlamında İstanbu

Patrik, Müftüler, Azınlıklar, Partiler ve Erken Seçimler

Geçen hafta, T.C. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Balkanlar, Ortadoğu ve diğer bölgelerdeki dini barış ortamının sağlanması ve sürdürülmesi bağlamında İstanbul'daki dini liderlere nezaket ziyaretinde bulundu. Bunlardan biri de Fener Rum Patriği Bartholomeos’tu.

Patrikahne ziyaretinin ardından gazetecilere açıklama yapan Davutoğlu, Patrikhane'nin, Türkiye'nin çok güçlü geleneğe sahip köklü dini kurumlarından biri olduğunu belirterek, ''Türkiye'de din özgürlüğü ve barış ortamı içinde bütün dini cemaatlerimizin bir arada ortak bir kültürel hayatı paylaşıyor olmaları temel ilkemizdir'' dedi.

Fener Rum Patriği Bartholomeos ise görüşmede cemaatlerini ilgilendiren konulara değindiklerini, bölge ve dünyadaki daimi barışın tesisi konusunda fikir alışverişinde bulunduklarını kaydetti.

Patrik, ''Sayın Bakanımız aynı zamanda sayın Başbakanımızın selamlarını getirdi. Çok mütehassıs olduk. Biz de kendilerine dedik ki, 'Son zamanlarda sayın Başbakanımızın sağlığı, sıhhati için her gün dua ediyoruz'. Çünkü Başbakanımızın sağlığı yalnız memleketimiz için değil, bölgemiz ve dünya barışı için önemlidir. İnşallah hepimiz sağlık ve huzur içinde geleceğe birlikte yürürüz.''

Patrik’in başbakanı ve hükümeti öven açıklamalarını son zamanlarda sıkça duyar olduk. Bunun sebebini de açıklamıştı Patrik: Hükümetin İstanbul Gayrı Müslim Rum Azınlığı’na yönelik memnuniyet verici gelişmeleri...  Bilindiği gibi Türk hükümeti Rum Azınlığa vakıflarını ve okullarını iade etti ve etmeye devam ediyor. Ondan önce de Ruhban Okulu hakkında tarihî düzenlemeler yapıldı. Ayrıca Yetimhane de Azınlığa iade edildi.

Tabiidir ki patrik Türkiye başbakanı için duacı olsun. Biz de İstanbul Rum Azınlığı’nın yerinde olsak, aynısını yapardık.  Büyük Türk devletinin bu, insanlığa değer veren tutumu karşısında gece-gündüz şükretmek lâzım.

İstanbul Rum Azınlığı’nın geldiği noktayı görüyor musunuz? Patrik ve Cemaati çok iyi görüyor ki, Türkiye’nin Başbakanı için dua ediyor. Kıymetini iyi bilsin. Bilsin ve Batı Trakya Türk Azınlığının haline bakarak bir kez daha şükretsin. Allah’a kendilerini bizim durumumuza düşürmemesi için de ayrıca dua etsin.

Gönül isterdi ki bizim için de dua etsin. Ama bunu yapabildiğini veya yapabileceğini sanmıyorum. Olsaydı şimdiye kadar yapardı. Hatta istese çok şey yapardı, ama yapmadı. Meselâ, kendi haklarına kavuşmaları için Yunan hükümetine Batı Trakya Türk Azınlığı’nın haklarını iade etmesi konusunda telkinlerde bulununabilirdi. Kendisi tüm Ortodoks Dünyasının manevî lideridir çünkü. Nüfuzunu kullanarak bazı şeylere vesile olabilirdi. Ama olmadı. Demek ki ya bir şeyler yapmadı, ya da Ortodoks soydaşları onu takmadı. 

Bizler Batı Trakya Müslüman Türkleri olarak bütün insanlık için hayır dua ediyoruz. Diliyoruz ki dünyadaki bütün insanlar adalet içerisinde yaşasın. Hangi dinden olursa olsun bütün insanlar için adalet diliyoruz. Dilediğimiz için de Allah onlara Türk Hükümeti eliyle yardım ediyor. Ediyor ki, Yunan Hükümeti örnek alsın ve Batı Trakya Türk Azınlığı’na yardım etsin. Ama nerde! Öyle bir niyet yok ki! Ne gariptir ki, İstanbul Rumları sevincinden, bizler ise Allah bizi de sevindirsin diye dua eder bir durumdayız.

Ne kadar güzel ve takdire şayan bir gelişmedir ki, Anavatanım Türkiye’de bütün insanların adil bir biçimde yaşamaları için Azınlıkların kendi kültür ve inançları doğrultusunda, özgürce Azınlık Haklarından faydalanmaları için düzenlemeler yapılmaktadır.  Benzer düzenlemeler keşke Yunanistan’da da yapılabilseydi. Ama ne yazık ki yapılmıyor, yapılamıyor. Maalesef, vatanımız Yunanistan’da bu konuda fiiliyatta hiçbir gelişme yok. Sadece vaat ve spekülâsyon var.

Keşke Patrik Bartholomeos gibi bizim Seçilmiş Müftülerimiz de Yunanistan’daki başbakan için teşekkür anlamında dua eder durumda olsalardı. Ama değil işte. Bizim Müftüler Yunan hükümetinin başbakanına Azınlığımıza yaptıkları açılımlar için, Azınlık Haklarının iadesi için teşekkür ve dua edemiyorlar. Çünkü gayet basit, Yunanistan’da böyle bir gelişme yok. Bizim Müftüler, daha çok Allah’ın başbakana ve hükümete adalet duygusu ve akıl ile fikir vermesi için dua ediyor. Zira mevcut durumda bunların eksik olduğu görülmektedir.

Türkiye’nin onca açılım ve hak iadesi çalışmalarından sonra Yunanistan’ın kılını kıpırdatmamış olması, dikkati câlip bir durumdur. Türkiye’nin onca açılımına ve jestine karşılık bırakın olumlu bir adım atması, tam aksine ikili ilişkileri zedeleyecek gelişmelere imza attı. Yunan devletinin Yüksek Mahkemesi, İskeçe Türk Birliği hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden çıkan “Yasaldır, resmen tanınmalıdır” kararını yok sayarak, bir kez daha İTB’nin resmen tanınmasına ret kararı verdi.  

Sakın hükümet veya partiler çıkıp da, şu an hükümetin Azınlık konularıyla iştigal edecek durumu yok, ekonomik krizle boğuşuyor, demesin. Hükümet mensupları ekonomik krizle de boğuşuyor, ama görüyoruz ki bu kadar büyük krize rağmen Azınlığın en büyük sorunlarından ve çözüm taleplerinden biri olan İTB’nin resmiyeti davası konusunda “millî hassasiyetleri”nin gereğini ortaya koymaktan da geri kalmıyorlar. Milli tehlike olarak gördükleri İTB’yi tanımamakta ısrarcı “millî siyasetlerini” bir kez daha konuşturdular ve Azınlığımıza bir “miilî tokat” daha indirdiler. Hem de bu krize rağmen. Ne de olsa “millî” bir mesele. Demek ki, İTB gibi bir “milli tehlike” söz kunusuyken gerisi teferruattır, mevcut Yunan hükümeti için de.

Haberler doğru ise, en geç Mayıs’ın başında seçim var. Şimdi Azınlığımızın böyle bir durum karşısında nasıl davracağı ve kime oy kullanacağını varsın düşünsünler.

Ben kendi fikrimi söyleyeyim. Bence bu durum karşısında bu partilerin hiçbirinden bize hayır yok. Bunlara oy vermek de haramdır. Bizleri adam yerine koymayanların, hatta yok sayanların nezdimizde bir değeri yoktur. Hepsi murdardır.

Peki, oy kullanmayalım mı? Tabii ki kullanalım. Adres bellidir. Azınlık oyları bu kez DEB’e verilebilir veya DEB’in göstereceği bir adrese. Böyle durumlarda yapılabilecek en meşru ve doğru hareket bu olmalıdır. Bu bizim hem millî ve hem de dinî bir görevimizdir. Hem zaten DEB de artık çok daha iyi bir konumda ve gittikçe gelişiyor, olgunlaşıyor.

Son Genel Seçimler öncesinde bir tek Siriza çıkıp İTB ve Azınlığın Türk kimliği hakkında olumlu açıklamalarda bulunmuştu. Hatta Siriza yetkilileri radikal ve millyetçi partiler tarafından tepki çeken görüşler bildirdiler. Eğer değişmediyse, o zaman çıkıp bu görüşlerini bir kez daha yüksek sesle tekrarlamalı ve Yargıtay’ın İTB davasıyla ilgili ret kararının yanlış olduğunu açıklamaları gerekir. Siriza, ancak bu şekilde Azınlık nezdinde murdar hükmünden kurtulabilir.

Pasok çıkıp Yargıtay’ın İTB kararını kınasa bile, Azınlık nezdinde hiçbir değeri olmaz. O artık ekmeğini yedi. Azınlık için Pasok bitti. Çok söz verdi, ama tutmadı ve güvenilirliği kalmadı. Ağzıyla kuş tutsa, artık Azınlık ona oy vermez. En azından aldığı oyları unutsun. Zaten çoğunluğun bile oy vermeyeceği PASOK’a Azınlık neden oy versin?

Aynı şey YDP (Nea Dimokratia) için de geçerli. Biz iki büyük partiden artık bıktık. Bir beklentimiz de kalmadı. Değil Azınlığa, memlekete sunabilecekleri herhangi  bir şey kalmadı. PASOK ve ND’yi Azınlığın bedduasından ancak bir mucize kurtarabilir.

Peygamber efendimizin hadisi şerifiyle yazımı noktalıyorum:

Mazlumun bedduasından sakının. Zira onunla Allah arasında perde bulunmaz.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr