Pıtraklı dünyada sidik yarışı

İskeçe adliyesinde yaşananlar tam da buna güzel bir örnek teşkil ediyor işte.

Köşe Yazıları 14 Haziran 2026
Pıtraklı dünyada sidik yarışı

Çoğunuz bilir zaten. Pıtrak dikenli bir bitkidir. Dikkat etmezsen her yerine yapışır ve yapıştığında acıtır. Kurutulup içildiğinde ise balgam sökücü özelliğe sahiptir. Onu ne için ve nasıl kullandığına bağlıdır yani.

Şimdi gelelim bizim dünyamıza. Neden pıtraklı dedik? Ne zaman nerede bir tarafımıza nelerin batacağı belli olmayan bir dünyada yaşıyoruz. Dikenli dikenli oy bizim eller dedirtecek bir dünyada.

Peki sidik yarışı da nereden çıktı diye düşünebilirsiniz. O da aramızdaki yarışlardan. Bazıları mecburiyetten, bazıları isteyerek ama sonuçta yarıştırılarak. Hani sanki herkesin birinci gelmesi gerekiyormuş gibi bir baskıyla yarıştırılıyor insanlar. Bazıları ise yarışın içinde olduklarından bile haberleri yok.

İskeçe adliyesinde yaşananlar tam da buna güzel bir örnek teşkil ediyor işte.

Bölünmesini isteyen sünnetçi,  sünnet eden sünnetçi, yönlendiren sünnetçi.

Yahu kim bu sünnetçi demeyin, fıkramızı dinleyin.

Umumi bir erkek tuvaletinde yan yana 2 kişi küçük tuvaletini yaparken biri diğerine soruyor:

-      Arkadaş sen pişmanca yerden misin? 

-      Evet ya nereden bildin?

-      Peki sen bu pişmanca yerin bu ilçesinden misin? 

-      He ya nereden bildin?

-      Peki senin de sünnetçin filanca mıydı?

-      Evet ya . Peki sen bunları nasıl anlayabildin?

-      Nasıl anlamayacağım yahu ben de oradanım ve bizim sünnetçi sayesinde herkes ya sağa ya da sola doğru yapıyor tuvaletini. Görmüyor musun 2 dakikadır ayağıma işiyorsun.

İşte böyle arkadaşlar, ister sağa doğru ister sola doğru isterse yukarı doğru olsa da, en nihayetinde sonunda aşağı doru geleceği kesin. Ve bunun da sorumlusu olan bir sünnetçisi var. 

Bu sünnetçinin sayesinde insanlar başkalarının ayaklarını pisletir. Ortada kuyu var yandan geç şarkısında olduğu gibi kuyudan suyu birlikte çekmek kimsenin aklına gelmez. Ama herkes o kuyunun etrafında nöbet tutar başkası da çekmesin diye.

Anladınız mı şimdi sünnetçinin nereden çıktığını, ne rolü olduğunu ve insanların hayatlarını nasıl etkilediğini?

O da yetmiyormuş gibi bu sünnetçinin neşteri bazen derin yaralar da açabiliyor. Mesela en tehlikelisi sosyal medyada algı operasyonu. Düşünenler ve doğruları görenler etkilenmese de, onların amacı boşlukta olanları çekebilmek. Yapılan algı operasyonları ile etraflarına daha fazla insan toplayabilmek. Ve neticesinde azınlık siyasetini, kültürünü, din ve dilini yeniden dizayn edebilmek. 

Dizayn ederken Yunan kelimesini de her yerde kullanarak beyinlere empoze etmeye çalışmaları da tesadüf değil.

Bir soru sorarken verilebilecek cevapların içinde bu kelimenin yer alması, bir araştırma yapılırken bölge kütürünü Yunan kültürü ile kıyaslamak, etrafımızda bizden olanları bizden değilmiş gibi göstertmek sizce bir tesadüf mü? Yoksa büyük bir planın yavaş yavaş ilerleyen bir parçası mı?

Azınlık eğitimine bir bakın, okulların kapatılma sebeplerine ve velilerin devlet okulunu seçmeleri için yapılan sözde iyi niyetli algı operasyonlarına bir bakın. Ne büyük tesadüf değil mi?

Bir de tüm bu kişilerin 2 ayrı dilde medya aracılığı ile verdikleri savaşa, sözüm ona güzel sözlü melek yüzlü yazılara bir bakın. Kendilerini dost gibi gösterirken birbirlerine düşman etmek istedikleri insanlara da bir bakın. Düşman etmek istedikleri senin içinde birlikte yaşadığın insanlar, ama bunu yaptırmaya çalışanlar hayatta senin gibi yaşamamış farklı dünyaların insanları. Ama ne kadar mütevazı ne kadar iyilikseverler bakar mısınız? Sarı öküzü alabilmek için tatlı dil sarf edenler, sürüyü bozmayı becerdiklerinde aslan kesilecekler. Koyunu kurda emanet etme deyimi tam da burada yerli yerine oturuyor işte.

Oturup bir düşünün bakalım. Bizim içimizdeki medyada,  sadece burada yaşayan Yunanları takip eden, sadece onlar için haber yazan, sadece onlara ilgi duyan herhangi Türkçe bir gazete veya başka bir yayın kuruluşu var mı? Bulamazsınız. Ama öbür tarafta bunu her gün bıkmadan sakınmadan yapanlar var değil mi? Neden diye düşündünüz mü hiç? 

Peki yine soruyorum. Dünyanın birçok yerinde yaşayan ve azınlık olan kişilerin her konuda yaşadıkları ülkeyi övdüklerini ve her konuda ülkelerinin onlara verdiği haklar konusunda mutabık kaldıkları ve çok mutlu oldukları başka azınlık gördünüz mü?  

Dünyanın herhangi bir yerinde bu olaylara, okuyan ve araştırmasını seven insanlar, neleri ile gülüyorlar biliyor musunuz? Sünnetçinin bile müdahale edemediği organlarıyla.

Allah aşkına biraz mantıklı olalım. 10 sene sonrasını düşünemezsek en azından 2 yıl veya 5 yıl sonrasını düşünmeye çalışalım. Kaybedeceklerimiz mi, yoksa kazanabileceklerimiz mi daha fazla?

Değer mi bu pıtraklı dünyada sidik yarışı yapmaya. 

Ha, ille de yapacağım dersen, o zaman rüzgarın yönünü ve gücünü de güzel hesaplayacaksın… Sonra üstümü pislettim diye şikayetler kabul edilmiyor.

Şimdilik bu kadar. Anladıysanız devam edecek.

Hoşça kalın - Dostça kalın. 

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr