Provokasyonlara karşı çok şükür direncimiz sağlamdır
Kışkırtma ve tahrik anlamına gelen provokasyon, genellikle batı insanının yaydığı bir nifak ve fitne-fesat hastalığıdır. Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa ve
Kışkırtma ve tahrik anlamına gelen provokasyon, genellikle batı insanının yaydığı bir nifak ve fitne-fesat hastalığıdır. Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onlara sonradan büyük zararlar ve kayıplar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış plânlı programlı bir eylem olan provokasyon, Batı Trakya’da sık sık ısıtılıp önümüze konmaktadır.
Son zamanlarda, mukaddes değerlerimize, kurum ve kuruluşlarımıza karşı tahrik ve provokasyonlarda büyük artış olması tesadüfî değildir. Ülkemiz Yunanistan’ın siyasî ve ekonomik olarak içinde bulunduğu durum, erken yapılacak seçimlerin yaklaşması, azınlığımızın bilinçlenmesi ve toparlanmasından rahatsızlık duyan, kaos ve karışıklıktan beslenen mihrakların marazlarını tetiklemiştir.
Müslüman Türk toplumlarını dıştan kaba güç ve kuvvetle sindiremeyen Müslüman ve Türk düşmanları, tarih boyunca müslümanlar arasında fitne ve fesad tohumları ekerek, tahrik ve provokasyonlar aracılığıyla karanlık emellerine ulaşmak istemişlerdir.
Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu, azınlık tarihi boyunca bu habîs mikroba karşı Allah’ın yardımıyla büyük direnç göstermiştir. Yunanistan, devlet olarak ve istisnasız başa gelen bütün hükümetler, kurum ve kuruluşlar, gizli ve derin yapılanmaların tümü, bir avuç Batı Trakya Müslüman Türk’ünü yok saymak ve toprağından sökmek için doksan yıldan beri akla hayale gelmeyecek her türlü şeytânî oyun ve entrikayı sergiledikleri halde, bir türlü karanlık emellerine ulaşamadılar. Allah Teâlâ’nın nusret ve inâyetiyle hiçbir zaman hedeflerine ulaşamayacaklar da.
Çünkü biz yüzyıllardan beri Osmanlı coğrafyasında oynanan Bizans oyunlarından büyük dersler çıkarmayı başarıp, dimdik ayakta durmayı başaran bir milletiz. Biz Batı Trakya Müslüman Türkleri olarak, Avrupa’nın ortasında yirmibirinci yüzyılın medeniyet çağında, bütün dünyanın gözleri önünde halen karanlık ortaçağ zihniyetiyle boğuşmaya devam ediyoruz. Belki bazılarına çok uçuk ve tuhaf gelebilir, ama biz kendi çağımızın Bizans ve Roma vahşetini bütün şiddetiyle yaşamaya devam ediyoruz. İnanmayanlar buyursunlar, gelsinler, görsünler.
Türk ve Müslüman olarak varlığımızı bütün karanlık güçlere inat haykırdığımız için, Türklüğümüzün sembolü Türk Birliklerimiz ve Müslümanlığımızın sembolü Cami, mezarlık ve tekkelerimiz sürekli olarak hedef haline getirilmektedir. Direkt olarak Batı Trakya Müslüman Türk’lerine zarar veremedikleri için bizi ayakta tutan değerlerimize saldırmaları acizliklerinin ve çirkefliklerinin en büyük göstergesidir.
Her fırsatta derin yaralaramızı kaşımak için, tahrik ve provokasyonların fitilini ateşleyecek, dinimize, milliyetimize ve her türlü mukaddes değerimize karşı büyük hakaretler, galîz küfürler ve tehditler içeren yazılar, camilerimizin, birliklerimizin ve okullarımızın duvarlarına sık sık yazılmaktadır. Batı Trakya’nın her köşesinde bu tür çirkinliklere şahit olmak mümkündür.
Bunun en son örneği 23 Mart 2012 Cuma günü yazıldığı tespit edilen, İskeçe Türk Birliği’nin giriş kapısına ΕΞΩ ΟΙ ΤΟΥΡΚΟΙ (TÜRKLER DIŞARI) yazısı ile İskeçe Aşağımahallede bulunan Bektaşî Hasip Baba Tekkesinin duvarına ΤΟΥΡΚΟΣ ΚΑΛΟΣ ΜΟΝΟ ΝΕΚΡΟΣ (İYİ TÜRK SADECE ÖLÜ TÜRKTÜR) yazıları en kibar ve en sade küfür ve hezeyanlardır. Bu tür yazıların bir kısmını burada zikretmenin imkânsız olduğu hakaret ve küfürlerin ise, haddi hesabı yoktur.
Kimsye hiçbir faydası olmayan, sadece zarar ve başkalarına acı çektirmek için yaşayan insan suretindeki hayvandan aşağı varlıklara söyleyecek başka söz bulamıyorum. Kime ait olduğunu bilemediğim şu hikmetli ifadelerle biraz açıklık getirmeye çalışayım. “Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Bir insan başkalarının acısını duyuyorsa insandır.” Buna bir şey daha eklemek gerekirse, bir insan başkalarına zulüm ve eziyet etmekten zevk alıyorsa, vahşi hayvanlardan da beterdir diye düşünüyorum.
Mevlâna Hazretlerinin de buyurduğu gibi, köpekler aya bakarak havladıkları için, sema’daki ay yörüngesinden hiçbir zaman şaşmıyor. Yeryüzündeki köpekler havlayadursun, gökteki ay, karanlık geceleri aydınlatmaya, yıldızlar da yolunu şaşıranlara kılavuzluk etmeye kıyamete kadar devam edeceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Bizler de Allah’ın yardımıyla, sema’da ay ve yıldızlar gibi parlamaya devam ettikçe bu topraklarda varlığımızı sürdürmeye devam edeceğiz.