Sonu felâket olan bu yoldan derhal vazgeçilmelidir!

Türkiye’de Akit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak bakın 31 Ocak 2016 tarihli yazısında ne yazmış: “PYD ve PYD’nin askeri kanadı olan YPG aslında PKK’dan daha

Köşe Yazıları 7 Şubat 2016
Sonu felâket olan bu yoldan derhal vazgeçilmelidir!

Türkiye’de Akit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak bakın 31 Ocak 2016 tarihli yazısında ne yazmış:
“PYD ve PYD’nin askeri kanadı olan YPG aslında PKK’dan daha fazla bir şey ifade ediyor.. İşin içinde Ezidiler de var, Katolik, Ortodoks, Protestan milisler de.. PYD giderek bir birleşik cepheye dönüşüyor.

PYD’nin arkasında en azından bir düzine ülke var. PYD bir Truva atı görünümünde.. PYD içinde Kürtler Hıristiyanların koruyucusu olarak yeniden yapılandırılmaya çalıştırılıyor. Bu konuda Christianity Army ile aralarında bir mutabakat sağlandı. Suriye’de kurulan Hıristiyan cephesinin militanları bu çatı altında eğitim alıyor. Rum, Süryani, Keldani, Arami, Asuri, Ermeni milisler Balkanlar, Kafkaslar ve Afrika’dan, Latin Amerika’dan savaşçıya dönüşebilecek gönüllü misyonerler gazeteci, insani yardım gönüllüsü, STK temsilcisi gibi bu bölgeye geliyorlar. Bunlar burada eğitim alıyorlar. İstihbarat örgütleri burada bunlara para ve silah veriyor.

PYD maskeli MOSSAD, CIA, MI5 ajanı kaynıyor çevre. ABD de var bölgede Rusya da. Yunan da var, Bulgar da, Vatikan da var tabii, İtalya, Fransa, Almanya.. Olmayan yok ki. Mısır’dan Sisi’nin Kibti’leri de var, Esed’in Nuseyri milisleri de. İran zaten bölgedeki her oluşuma müdahil olma çabasında.
PYD bu hali ile DAEŞ’den daha tehlikeli bir planın bir parçası. PYD bu senaryoda bir Kürt örgütü değil, Kürtlerin katolizer olarak kullanıldığı bölgede yeni bir Hıristiyan cephesi olarak dizayn edilmeye çalışılıyor. Böylece PYD üzerinden PKK ve diğer Kürt oluşumları, daha doğrusu bölgedeki tüm gayrimüslim oluşumlar, bir müttefik demokrasi cephesi şeklinde örgütlenmeye çalışılıyor.

Bu cephe aynı zamanda İsrail için koruyucu bir kalkan olacak.. Bu cephe içinde hemen hemen tüm Hıristiyan unsurlar, Nuseyriler, Dürziler, Ezidiler yer alacak. Nuseyriler üzerinde anti Sünni, Şii bir cephe oluşturulmaya çalışılıyor. Nuseyriler üzerinden İran ve Hizbullah bağlantısı kurulmaya çalışılıyor. Bu yapıda, Katolik, Protestan, Ortodoks herkes olacak, Evengalisler, Kibtiler, Keldani, Arami, Asuri, Nuseyri, bölge ve çevre ülkelerin bütün gayrimüslim unsurları bu çevrede toplanacak. Suriye’de kanton tartışmasını başlatmalarının sebebi bu karmaşık yapı ile ilgili.”

Bu bilgileri niye mi paylaştım? Şunları bilin diye:

Yunanistan da, Suriye’de terör örgütü YPG/PKK’nın safında yer almaktadır. Hatta bazı haberlere göre, Türkiye içerisinde Cizre ve Diyarbakır gibi çatışma bölgelerinde Yunan ajanları ve keskin nişancıları PKK saflarında yer almaktadır. Bu bazıları için bir şey ifade etmiyor olabilir, ama beni ve benim gibi hassasiyetleri olan azınlık mensuplarını; soydaş ve dindaşlarımı ilgilendiriyor ve hatta endişelendiriyor.

Son zamanlarda bu köşemde SYRİZA’nın Türkiye ziyaretlerinde PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile ilişkilerine değinerek analiz etmeye çalışıyorum. Sordum ve yine soruyorum: SYRİZA’nın HDP ile ne işi var?

Bizim Çipras, HDP’nın Türkiye’deki “mücadelesine” hayran olduğunu ve bundan ilham aldığını söylemişti. HDP’nin “mücadelesi” ortada. PKK terör örgütüne yardım ve yataklık yapmak... Öyleyse bizim SYRİZA ve başbakanımız bu HDP’nin nesine hayran? Türkiye Cumhuriyeti devletine namlu çeviren, polis, asker, vatandaş gözetmeden, Kürt çocuklarına varıncaya kadar hepsine kurşun sıkan, vahşice katleden terörist PKK’ya yardım ve yataklık yapanların nesine  hayran bu SYRİZAlılar? Masum insanları katletmesine mi, yoksa ezeli düşman olarak gördükleri Türkiye devletini parçalamak istemesine mi? Yoksa solcu başbakan Çipras ve SYRİZAlılar da mı Megaloideacı? Durum bunu gösteriyor.  Anlaşılan, Yunanistan siyasetinde sağ ve sol ideolojiye mensup olmak, Türkiye konusundaki bakış açısı bakımından aynı. Türk ve İslam düşmanlığı söz konusu olduğunda, aynı siperde mevzilenebiliyorlar. Aynı tutum, Acun Ilıcalı’nın Yunanistan’da kanal açmak istemesi meselesinde de sergileniyor. Kaç gündür mecliste ve medyada “Bir Türk’un Yunanistan’da kanal satın almasına izin vermeyin!” tepki ve tarıtışmaları sürüyor. Neticecede al birini vur ötekine. Yunanistan’ın sağcısı da solcusu da, liberali de boş zaten. Hepsi çakma. İşlerine geldiği gibi sağdan sola doğru gidip geliyorlar. Ortak noktaları Türk ve İslam aleytarlığı.

Abdurrahman Dilipak’ın vurguladığı gibi, PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’nin içinde ve safında  MOSSAD, CIA, MI5, ABD, Rusya, Yunan, Bulgar, Vatikan, İtalya, Fransa, Almanya ajanları var. Hepsi de Suriye ve Ortadoğudaki Müslümanların topraklarında söz sahibi olma ve onların enerji kaynaklarını ellerinden alma gayretindeler. IŞİT ve terör, işin bahanesi. Önce Suriye ardından da asıl hedef Türkiye’yi etkileri altına almak ve Suriyeleştirmek istiyorlar. İşte, Yunanistan da bu safta yer almaktadır. Hükümetteki SYRİZA’nın ve Başbakan Çipras’ın HDPKK aşkı da bu yüzdendir. Zaten başka bir şey de beklemek hayal olurdu. Bizim bildiğimiz Yunan diplomasisi de zaten bunu gerektiriyor: “Nerde Türkiye ve İslam düşmanlığı varsa, orada var olmak.” Bu bir devlet politkasıdır. Hükümet sağmış, solmuş hiç fark etmiyor.

Ancak bu konuda dikkatimizi çeken husus, Çipras’ın PKK hayranlığı ve bunu büyük bir şevkle defaatle dile getirmesidir. Çipras, bu meselede ayrı bir hassasiyet göstermektedir. Asıl teröristelere laf etmeyen Çipras, büyük bir rahatlıkla Türk hükümetini katliamla suçladı. Türkiye Cumhurbaşkanı’nı katliamlar konusunda hedef gösterdi. Doğal olarak da HDP(KK)’yı akladı. Yüzü kızarmadan, büyük bir pişkinlikle PKK terör örgütünün yardımcıları HDP’yi kahraman ilan etti. Hükümetin iyi komşuluktan anladığı bu olsa gerek...

Güler yüzlü yakışıklı çocuk Çipras’ın gerçek yüzünü iyi bilin diye yazıyorum bunları. Ortalama SYRİZAlıların da bakış açısı bu. Ben, Azınlık ferdi olarak bir SYRİZA mensubu olsam ve parti başkanım bu şekilde açıktan HDP(KK) ile haşır neşir olup hayranlığını ilan etse, hemen istifa ederim. Benim garantörüm ve varlık sebebim anavatanıma kasteden, oradaki soydaş ve dindaşlarımı katleden bir terör örgütünün siyasi uzantısına hayranlık duyan bir parti başkanının partisinde bir saniye bile durmam. İstifa ederim ve açıklamamda da terör yandaşlarıyla işbirliği yapan parti başkanını kınarım, hatta lanetlerim.  Yeri gelmişken bir daha söylüyorum: Teröristlerle olanlara hayranlık duyanlara lanet olsun!

Lanetliyorum, tepkim büyük, çünkü vatandaşı olduğum ülkemin hükümetleri ve devlet politkası canımızı acıtıyor. Bizleri bilerek veya bilmeyerek çok incitiyorlar. Can damarımızdan vuruyorlar. Bizim değerlerimizi temsil eden, bunların teminatı olan, tarih, kültür, din ve soy olarak bir olduğumuz anavatanımızı ve dolayısıyla bizi de hedef aldıkları için, canımız acıyor ve çok üzülüyoruz. Ükemizin, bir an önce sonu felaket olan bu yoldan vazgeçmesini umuyoruz.

Ben şimdi bunları yazıyorum ya, bizim SYRİZAlılar da bana lanet okuyor, biliyorum. Allah zalimleri sevmediği için onların laneti bana rahmet olur ancak, o yüzden aldırmıyorum. Zalimin bedduası ancak kendini bulur.
Son söz: Zalimin zulmü, mazlumun imanını arttırır...

Benzer Haberler
SYRİZA Bu HDP(KK)’nın Nesine Hayran?
Köşe Yazıları

SYRİZA Bu HDP(KK)’nın Nesine Hayran?

11 Aralık 2015
Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr